![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar |
Bir aceminin futbol notları talkan@media.ankara.edu.trŞu Galatasaray'ın büyüklüğüne bakın ki, ilk kez ailece bir maç izledik. Bizim ailede beş yaşındaki kızım Defne'den başka takım tutan yoktur. Defne, Galatasaraylı. İlk iş olarak golün ne olduğunu sordu, anlattım. Arkasından oğlum, "Ofsayt nedir?" dedi, bilgili bir baba olmanın keyfiyle onu da anlattım. Doğrusu güzel bir maç oldu. Galatasaray'ın sonuna kadar asılması, didinmesi hepimizin beğenisini kazandı. Gerçi kızım maçın ortasında uyumaya başladı, ama zararı yok. İngiliz holiganlarla bizimkilerin kapışması hiç de hoş bir sahne değildi. Karım, kalabalığın arasında Reha Muhtar'ı görünce, "Aha," dedi, "biliyordum zaten. Bu iş Reha Muhtar'ın kışkırtmasıdır. Bu adamın 'reyting' için yapmayacağı yok." Ben "Saçmalıyorsun canım," filan dedimse de, kafamın köşesinde bir soru işareti kaldı doğrusu. İtiraf etmeliyim ki karım biraz fazla kuşkucu. Güzel Danimarkalı kızlar sahaya çıkıp gösteri yapmaya başlayınca önce onları biraz şişman buldu. Ben hiç de öyle olmadığını, hepsinin de melekler gibi olduğunu söyledim. Karım, "Bu kızları neden çıkardıklarını biliyorum," dedi. "Neden çıkardılar?" "Bizim oyuncuların dikkatini dağıtmak için. Ne hin oğlu hindir bu İngilizler." Doğrusu bu açıklama benim de aklıma yattı. Ama bizim oyuncular kızları görmemiş olmalılar ki, maçı kazandılar. Karşı taraf güzel kızlarla dikkat dağıtma taktiği izlerken, bizimkiler de davul çalarak aynı sonuca ulaşmaya çalışıyordu. Davullar güzel kızlardan daha etkili olmalı ki, sonunda biz kazandık. Hiç durmadan davullara vurup duran ve bağıran taraftarların gayretine ve enerjisine hayran kaldığımı söylemeliyim. En azından sahadaki oyuncular kadar enerji harcadılar. Penaltı atışlarında kazanmanın ilk koşulu soğukkanlı olmaktır. Bizimkilerin kazanması, o ünlü 'İngiliz soğukkanlılığına' biraz gölge düşürdü sanırım. Maçla ilgili en bilgece yorumu Hakan Şükür yaptı: "Türk halkının buna ihtiyacı vardı," dedi. Kesinlikle katılıyorum. Maç biter bitmez evimizin çevresinde silahlar patlamaya başladı. Her an birimiz futbol şehidi olabilirdik. Dışarıdan çılgınca bağrışlar geliyordu. "Aman çocuklar, ışıkları söndürüp merdivenlerden sürünerek bodrum kata inelim," dedim, "bu gece bodrumda yatalım." Bir gün belki futbolda başarılı olmaya da alışırız ama o zamana kadar hayatta kalmanın bir yolunu bulmamız gerekiyor. En çarpıcı gelişmelerden birisi, Başbakan Ecevit'in Galatasaraylı futbolculara devlet ödülü verileceğini söylemesi oldu. Karım hınzır bir gülümsemeyle, "Neden bu ödülü verdiklerini biliyorum," dedi. "Nedenmiş o?" "Şu anda Fatih Terim parti kursa iktidara gelip başbakan olur. Futbolcuların hepsi de bakan olurlar. Ecevit tehlikeyi gördü, futbolcuları yeşil sahada tutmak için ödüllendiriyor." Olur mu olur.
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
|