Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar

Suvlaki

Aynı hareketleri her gün yüzlerce, belki de binlerce defa tekrarlıyordu. Kömür ya da elektrik ile çalışan büyük ocağın üzerinde yan yana dizili, dürüm benzeri 'pita'yı yani pideyi çevirdi maşasıyla. Hem pişkin olmalı ama aynı zamanda yumuşak da kalmalı. Ardından peçete büyüklüğünde kesilmiş bir yağlı kâğıt tuttu yağlı avucunda. Ateşten aldığı pidenin üzerine, yanıbaşında pişen ve bildiğiniz şiş kebaptan daha küçük, buna karşı çöp şişten daha büyük 5-6 parçaya kesilmiş ve kamışla tutturulmuş domuz etini koydu. Pideyi avucunda şöyle hafif sıkarak kamışı çekiverdi. İnce doğranmış soğan, biraz sarmısaklı süzme yoğurt, bir iki kızarmış patates, bir dilim de domates ekledi. Tuz ve kırmızı biber atıp, bir çırpıda pideyi maharetle sardı. Kendisini izleyen ve bir an önce bu 'törenin' sona erip çene jimnastiğine başlamayı hayal eden müşteriye de fazla eziyet çektirmedi: Suvlaki hazır.
Yunanistan'ın en ücra köşesinde bile ratlayabileceğiniz bir manzara bu. Türkler için döner ya da lahmacun ne ise Yunanlılar için de suvlaki odur. Pidesi ve diğer 'aksesuvarları' dahil 350 drahmiye yani 500 bin liraya satılan suvlaki, sade de yeniyor. Bu durumda, kamışlı sade suvlaki limon suyu, kekik ve tuzdan oluşan sosa batırılıyor. Yanına da bir dilim ekmek. O zaman fiyatı 200 drahmi, yani 300 bin lira kadar.
Suvlaki Yunanlının öğle yemeği için de, akşam yemeği içinde iyi bir alternatif. Hani üç tane pideli suvlaki bir porsiyon papates ve buz gibi bir kutu bira tam isabet.
O kadar çok sevilir ki suvlaki buralarda, her yıl yarışması bile düzenlenir. En lezzetli suvlaki yarışması.
Ha unutmadan bir de fıkrasını anlatayım:
Dört arkadaş sade suvlaki yemeye gitmişler
"Bize 99 tane suvlaki getir"
Garson: "100 tane yaptırayım mı?"
"Yok canım kim yiyecek
o kadarını"

Gazeteci gezer
Siz bu satırları okurken ben Atina'dan yaklaşık 250 kilometre uzakta, o güzelim deniz ürünlerinin tükedildiği tavernaların yan yana sıralandığı Volos sahilinden bilmem kaç kilometre mesafede, hiç bilmediğim Nea Aghialos kasabasında olacağım. Eğer yine tatile çıktığımı, dönüşte de jumbo karidesleri ya da gündüzün ayıplarını gördüğünde yüzünün kızarmasına sebep olan geceyi anlatacağımı sanıyorsanız yanılıyorsunuz.
Türk savaş uçaklarının Yunan topraklarındaki bir askeri hava üssüne ilk kez inmeleri olayını izleyeceğim.
Türk uçakları belki NATO'nun Dynamic Mix tatbikatı çerçevesinde Nea Aghialos'taki hava üssünü kullanacaklar ama bu sonucu değiştirmiyor ki. Türk uçakları Yunan askeri üssünde işte.
Mayıs sonunda da yine yolculuk var. Adresim Poloponez (Mora) Yarımadası. Orada Kiparisia Körfezi'ni bulacağım. Görevim ise aynı tatbikat çerçevesinde Türk piyadelerinin Yunanistan'a ilk 'çıkarmasını' izlemek.
NATO için önemi bir yana, Türk-Yunan ilişkilerinde tarih yazılıyor.
Ama her şeyin tozpembe olduğunu sanmayın sakın. Tatbikata tepki var. Kimi deniz kaplumbağalarının NATO tatbikatından zarar göreceğini söylüyor, kimi ABD emperyalizmine lanet yağdırıyor ve Türklerin de tatbikat operasyonlarında yer almasına sıcak bakmayanlar da az değil.
Örnek mi? Hay hay..


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.