Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar

Başarı peşinde

Başarı, herkesin peşinde olduğu bir hedef. Bazılarımız bunu yakalıyoruz. Diğerleri, istediği kadar olmasa da, hedefine biraz yaklaşıyor. Geri kalanlar ise, belki de başarıya ulaşmak için gerekeni yapamadıklarından veya talihsizlik nedeniyle başarıya erişemiyor ve 'Benim kaderim bu' diyerek, köşelerine çekiliyorlar.
Sporda başarı, uzun ve bilgili bir çalışma devresi sonunda geliyor. Ama, tüm bu olumlu verilere rağmen, elde olmayan bazı nedenlerle, sporcu hedefine ulaşamıyor. Bir sporcu için, tek bir olimpiyad madalyası, kasalar dolusu para kadar değerli. Los Angeles'teki 1984 Olimpiyadları'nda Amerikalı Mary Decker'in yarışta ayağı takılarak düşmesi, dünya şampiyonu olmasına ve dünya rekorlarını elinde tutmasına rağmen, başına gelen en büyük bir felaket gibi, bu kabiliyetli atletin hayatı boyunca unutamayacağı bir kabus olarak kafasında yaşıyor.
Buna benzer bir olay, 1972 Münih Olimpiyadları'nın 400 metre erkekler finalinde oldu. Finalde yer alan üç Amerikalının her biri diğerlerini geçebilecek formdaydı. Bu mesafede o günler için çok iyi bir derece olan 44.60 koşmuş olan John Smith, yarışın ortasında sakatlandı ve rengi ne olursa olsun bir madalyadan oldu. Smith, kendi kazanamadığı madalya yerine, şimdi başkalarının madalya kazanması için çalışıyor. Ülkenin hem akademik hem de spor bakımından çok tanınmış bir üniversitesi olan UCLA'da atletizm antrenörü. Ama, bu arada da bir veya iki olimpiyad altın madalyası almasını planladığı 100 metre dünya rekortmeni olan ve geçen yılki dünya şampiyonasında 100 ve 200 metreleri kazanan Maurice Greene'nin Sydney'deki başarısını hazırlıyor.
Greene aklı başında ve hedefini gayet iyi bilen bir sprinter. Bundan üç yıl önce, Smith'in şöhretini bildiğinden, ülkenin uzak bir diyardan gelip, kendini Smith'in ellerine bırakan akıllı bir atlet. Smith'in amacı bilgisi ve desteği ile Greene, geçen yıl, Donovan Bailey'in 1996'da Atlanta'da kendine mal ettiği 9.84'lük dünya rekorunu 9.79 ve 9.80'lik muhteşem dereceleri ile kırmıştı.
Smith - Greene çiftinin bugünkü hedefi Sydney'de 100 ve 200 metrelerde birer altın. Belki 100 metre Greene için garantili. Ama, 200 metrede, karşısında çok çetin bir ceviz var. Bu mesafede ve 400 metrede dünya rekortmeni ve olimpiyad şampiyonu Michael Johnson, Sydney'de 400 gibi 200 metrede de unvanını korumak peşinde. Smith'in, Greene için koyduğu hedeflerden biri 100 metrede 9.60 gibi inanılmaz bir derece.
Michael Johnson'ın bu üçüncü olimpiyadı olacak. Greene daha olimpiyadda koşmadı. Sydney'deki 200 metre erkekler finalinde Johnson ve Greene, Amerikan takımına girerlerse, karşı karşıya gelecekler. Finalde sekiz kişi değil, dokuz kişi koşacak. Sanırım Smith yarışın başından sonuna dek, Greene'le birlikte koşacak. Onun heyecanını, korkusunu ve kazanma azmini kendi hücrelerinde de hissedecek.
Kanımca, Sydney'deki 200 metre erkekler finali, bu yüzyılın son olimpiyadının en önemli, en çekişmeli ve en heyecanlı yarışı olacak. Ve Greene kazanırsa, sanırım yalnız kaldıklarında, boynundaki madalyayı çıkartıp antrenörünün boynuna asacak. Smith ise, 28 yıldır hasretini çektiği madalyanın sıcaklığını tüm vücudunda hissedecek.
Kişi, bazen kendi erişemediği başarıya başkasının ulaşmasını sağlayarak gurur duyuyor. Bence bu, kişinin kendi başarısı kadar değerli bir sonuç.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.