Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar

Enflasyon, zenginler ve fakirler

ekatircioglu@radikal.com.tr
Siz de Merkez Bankası Başkanı Gazi Erçel gibi uygulanmakta olan program nedeniyle 'zenginlerin şok geçirdiğini' düşünenlerden misiniz bilemem ama ben artan lüks otomobil, cip ve lüks konut talebine baktıkça, yeni açılan lüks lokanta, bar ve gece kulüplerini gördükçe, her gece havai fişek patlamalarıyla uyandıkça, zenginlerin hiç değilse programdan dolayı şok geçirmediklerini düşünmekteyim. Tabii ki, programla birlikte faizlerin ve enflasyon oranındaki artışların yavaşlamış olması, zenginleri bir parça olumsuz etkilemiş olabilir ama diğer kesimlerin görece durumlarını dikkate almadan bu etkinin ne anlama geldiğini yorumlamak zor. Bu nedenle de Gazi Erçel'in, "Program, üst gelir gruplarının gelirlerinde küt diye düşüşlere yol açınca, başlangıçta 'Ne oluyor?' diye bir şok geçirdiler. Ancak, zamanla alıştılar, yeni durumu benimsediler" yorumuna katılmak pek mümkün değil.
İstikrar programlarının gelir dağılımını da iyileştirdiği öngörüsü dünya deneyimleriyle de doğrulanan bir öngörü değil. Dünyanın belki de gelir dağılımı en dengesiz bölgesi olan Güney Amerika ülkelerinden Meksika, Şili, Arjantin ve Brezilya'nın uyguladığı istikrar programları, sonuçta gelir dağılımı ile ilgili çok önemsiz kıpırdanmalar dışında önemli iyileşmelere yol açmadılar. Yine bu ülkelerde en yüksek yüzde 20'nin payı yüzde 60'lar civarında.
Türkiye'nin durumu neden farklı olsun ki? Üstelik bu ülkelerin istikrar programlarının çoğunda toplumsal kesimler arasında enflasyonun maliyetini paylaşmak anlamında uzlaşmaların da yer aldığını ve Türkiye'nin ise hâlâ bu konuda bir adım atmadığını düşündüğümüzde neden böyle bir yorumun doğru olduğunu kabul edelim ki? Bazı gerçekler yalnızca doğrudan gözlemlerle yorumlanabilecek kadar basit ve yalındır. Türkiye'de gelir dağılımı bozuktur. Gelir dağılımının bozukluğu yalnızca ekonomik bir durum ve bir sorun olarak değil, diğer bazı başka toplumsal sorunlardan beslenen ve o sorunlardan beslendikçe de o sorunları sarmalayan ve büyüten bir etki yaratmaktadır. IMF programı işin bu yanıyla hiç ilgili değil. Bizim bazı uzman yazarlarımız ise her nedense kraldan çok kralcı kesilmiş bu durumu sorguluyor bile değiller. Varsa yoksa 'siyasi istikrar, taviz yok, piyasalara doğru mesajlar' gibisinden kıymeti kendinden menkul laflarla değerlendirmeler yapıyorlar.
IMF programıyla Türkiye enflasyondan kurtulabilir mi sorusuna, toplumun bazı kesimlerinde bir kredibilite yaratılmış olduğu doğrudur. Ekonominin performansı daha henüz bu kanaati güçlü bir şekilde destekliyor olmasa da, alınan sonuçların umutlandırıcı olduğu da açık. Fakat açık olan bir başka şey de bu programın zenginleri değil, olsa olsa çalışan dar gelirli insanları 'şok' etmekte olduğudur. Dolayısıyla enflasyonu düşüreceğiz düşürmesine ama bunun sonucunda daha bozuk bir gelir dağılımının ve daha bozuk bir toplumsal yapının ortaya çıkacağı da ortada. Bu anlamda, IMF programı Türkiye'yi enflasyon sorunundan kurtarırken gelir dağılımının daha da bozulmasına yol açarak başka ve daha karmaşık sorunların yaratılmasını körüklüyor. Çıplak gerçek bu.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.