![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar |
Büyüklüğün tanımı Batı ülkeleri ve liderleri, ölümünün ardından Hafız Esad'a 'büyük adam'lık atfettiler. Ölüm haberini alan Clinton'un küçük bir depresyon geçerdiğini ekranda gördük. Blair'in bu istikrar kaynağını 'arayacağı'nı gazeteler yazdı. Chirac cenaze törenine gitti.Batı medyası ölüme büyük yer verdi. İçte ve dışta terörü politika aracı olarak kullanmasını üstün körü eleştirirken, Esad'ın birçok bakımdan 'başarılı' olduğunu, överek vurguladı. Dış politikayla uğraşanlarda, Esad'ın çok iyi taktisyen olduğu; beklenmeyen manevralarla dost-düşman herkesi şaşırttığı; taviz diye bir şeyi bilmediği; amaçlarına ulaşmak için sonsuz bir sabırla hareket ettiği; (zalimce de olsa) güç kullanmanın ustası olduğu vb. kanısı yaygın. İlginç olan, bu kanının Esad'a karşı kolay saklanamayan bir hayranlığa dönüşmesi. Oysa Esad'ın 30 yıllık liderliği sırasındaki icraatına toplu bir bakış, yarattığı büyük lider imgesiyle pek de bağdaşmıyor. Önce Esad bugüne kadar girdiği hemen her düzenli savaşı kaybetti. 1967 savaşında siyasi sorumlu değildi, ama İsrail'in yok ettiği hava kuvvetlerinin neredeyse tek hâkimiydi. 1970'te Ürdün'e müdahale kararını veren ve çekilmek zorunda bırakılan yine o değildi, ama artık yönetici elitin en önde gelenlerinden biriydi. 1973 savaşına ülkesini sokma kararı ona aitti. 1972 yılında Mısır'dan atılan Sovyetler'in sağladığı olağanüstü silahlanmaya rağmen, ne İsrail'in hava hâkimiyetini önleyebildi, ne de bir haftada Golan'ın ötesine geçmesini. 1982'de İsrail'in Güney Lübnan'da oluşturduğu güvenlik kuşağına karşı da başarısız oldu. Ancak Esad bu savaşlardaki yenilgisini, düzensiz yani terörist nitelikli mücadeleyle telafi etti. Tüm Filistin terör örgütlerini besledi, destekledi ve kullandı. Denetlemekte zorluk çektiği FKÖ Lübnan'dan ayrılınca, İran'la birlikte Hizbullah'ı destekledi. Fransız ve Amerikan birliklerinin terörist saldırılarla Lübnan'dan ayrılmalarını sağladı. 1985'te sağ Hıristiyan güçlerin çağrısıyla on yıldır iç savaş içinde olan Lübnan'a arabulucu güç olarak girdi. İsrail'in bu ay çekilmesiyle de Lübnan'ın Arap yörüngesine dönüşünü sağladı. Sınıraşan sular konusunda bizden istediğini alamadı. Buna karşılık PKK'yı destekleyerek bizi korkunç can ve mal kaybına uğrattı. Böylece GAP'ın beklenen süratte bitirilmesini de geciktirdi. Ama Ekim 1998'de Öcalan'ı atmak zorunda kalması kendisi için büyük yenilgi oldu. Bu düzensiz savaş yönetimi Suriye'yi Ortadoğu barış sürecinde en geride bıraktı. 1979'da Mısır, 1994'te de Ürdün, İsrail'le anlaştılar. Oysa Suriye en kolay anlaşacak ve böylece savunma giderleri nedeniyle çöken ekonomisini düzeltecek ülke durumdaydı. Sanırım, onu barıştan alıkoyan kafasındaki 'Büyük Suriye' vizyonuydu. Bu sadece Hatay'ı değil, Lübnan'ı ve İsrail'i de içeren Filistin'i de kapsıyordu. Belki de bu nedenle, bizimle çözümü o kadar da güç olmayan sular konusunda, İsrail'le de Golan konusunda anlaşmak istemedi. Ve Suriye milliyetçiliğinden çok Arap milliyetçiliğine yöneldi. Esad'ın sağladığı bölgesel 'istikrar', muhayyel 'Büyük Suriye' hedefine varmadaki güçsüzlüğüyle bu hedefe varmadan barış yapmamak arasındaki çaresizliğiydi. 1970'e kadar darbeler nedeniyle anarşi içindeki ülkesine istikrar kazandırdığı ve Hama gibi katliamlarla da olsa, karmaşık etnik ve dini yapıdan bir ulus yarattığı iddia ediliyor. Ama, tüm bütünleşme çabalarına rağmen, azınlığın çoğunluğa hükmettiği bir klan ve kabile rejiminden millete geçip geçmediği ancak demokrasiyle sınanabilir. Oysa sorunları çözüp dış düşman imgesini gereksiz kılmadığından, demokratik açılımlar da yapamadı. Sonuçta çözdüğünden çok daha fazla sorunu, perişan bir ülkeyle birlikte, kendisi gibi 'büyük' görünmesi imkânsız oğluna devretti. Yarattığı hayranlık somut olayların değerlendirilmesinden ziyade, 'uygar' sayılan dünyada bile, ne kadar ilkel olursa olsun, kuvvete saygıdan kaynaklanıyor. İnsanlığın düzeyi bu.
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
|