Mîna Urgan'a saygı hdevrim@hurriyet.com.tr "Bunca genç, bunca çocuk ölürken, daha fazla yaşamak biraz ayıp gelmeye başladı bana" diyebilen ince ruhlu, zarif bir insanı kaybettik. En az elli yıldır varlığından, kişiliğinden haberdar olduğum halde tek bir kitabını, Bir Dinozorun Anıları adlı son eserlerinden birini okudum. Mîna Urgan'ın, tane tane sayılan değerli okurlarından değil, hesaba tomar tomar katılanlardan biriyim.
Her şeyden önce çok sevimli bir kitaptı. Dürüst bir insan, kendini bir an bile aydın züppeliğine kaptırmaksızın yaşadıklarını anlatıyor, bence gerçek bir içtenlikle düşündüklerini de söylüyordu. "Allah yoktur" inancını açıklarken gösterdiği gerekçe, inanılmayacak kadar sadeydi.
Saflığın bu derecesiyle, üstelik "bilimsel" diye nitelenen solculuğun bir araya gelmesinde yadırganacak bir yan yoktu. Hatıralarını okurken tanıma şansına erdiğim Mîna Urgan hafızamda "hâlis-üd-dem" bir sosyalist olarak yer etti. Ömrünün sonunda çok sayıda okurla buluşmaktan haz duyduğunu düşünerek seviniyorum. Hoşlanmadığını öğrendiğim için, ardından yüksek sesle dua etmiyorum.* * *
Mîna Urgan'ın aramızdan ayrılışı haberini veren gazetelerde üç şey dikkatimi çekti:
- Benim gördüklerimden Zaman'da, Millî Gazete'de, Akit'te ve Ortadoğu'da, Urgan'ın aramızdan ayrıldığına dair bir haber yoktu. Sonuncu, baskıya erken girmiş de olabilir. Dinci gazetelerin bu tavrına sebep, Merhumenin "ben dinsizim" demiş olması mıdır?
- Radikal "Mina Urgan can verdi" diyor. Can vermek, evet "ölmek" anlamına da gelir. Ama ölüm haberlerinde başvurulan ifade tarzlarından biri değildir.
- Cumhuriyet ve Sabah hariç bütün gazetelerde Merhumenin adı Mina Urgan diye yazıldı. Kendisi adını, Mîna diye şapkalı "i"yle yazıyordu. Böyle bir hakkımız var mı, herkesin kendi adıyla anılması ve yazılması, bırakın nezaketi, kanunî bir mecburiyet değil midir?
Ben Memed'im diyenin adını Mehmet diye, kendi adını Nihad yazanınkini Nihat diye düzeltmeye yetkimiz ve hakkımız var mı?
Ad'a saygıda bile kusur edersek, diğer insan haklarına saygılı olduğumuza kimi inandırabiliriz? Kabak çiçeği l Fransız güzellik mamullerinden ünlü Brigitte Bardot'yu Paris'te bir mahkeme para cezasına mahkûm etti. Mahkûmiyet sebebi ırkçılık.
Amerika'nın Marilyn Monroe'suna karşı Avrupa dilberini temsil eden Bardot, bir anlamda Müslüman düşmanıdır; Fransa'da Kuzey Afrika insanlarını görmeye tahammül edemediği için. Son Kurban Bayramı'nda bu töreye bağlı insanlara hakaret ederken ırkçılık suçu işlediği için, 3 milyar liraya yakın ceza ödeyecek.
Son yıllarda hayvanseverliğini öne sürmeyi tercih eden Bardot, "bütün hayvanları seven, ama insanlarda ayırım yapmaktan kendini alamayan emekli güzel" diye nitelense yeridir. Gelecek on yılın icatları New York Times Magazin'miş ABD'de yayımlanan derginin adı. 2010 yılında insanoğlunu bekleyen yenilikler nelerdir, sualine verilebilecek cevapları sıralamış (Hürriyet, 13 ve 14 haziran). Merakla, bir bir okudum. Gelecek on yıla dair hesapların mı var, diye sormayın; insan erişemeyeceği şeyleri de merak etmekten kendini alamıyor.
Beklenen 23 yenilikten birkaçı beni de ilgilendirdi. Trafikle ilgili icatlar.
- Uçan kabinler dedikleri, sanırım hava basınçlı kanallarda evrak taşımaya yarayan tüplü posta gibi bir şey. Klostrofobisi (kapalı yer korkusu) olmayanlar faydalanabilir.
- Kazaları önleyecek bir gelişme. Otomobilin önünde giden veya arkasından gelen bir diğeriyle çarpışması ihtimali ortadan kaldırılacakmış. Asıl hoşuma giden, taşıtların emniyet şeridine girmesini imkânsız kılacak olan icat. O terbiyesizliği (ve haksızlığı) yapanlara çok öfkeleniyorum.
- Elektrik akımıyla insanı bir süre hareketsiz bırakacak bir silah geliştirilmiş. Hani Uzay Yolu'nda Kaptan Kirk'ün kullandığı cinsten. Önce trafik saygısızlarına, sonra bilcümle münasebetsizlere karşı kullanmak için.
- Beynimize yerleştirilip bütün hayatımızı ve ömür boyu aklımızdan geçenleri kaydedecek olan mikroçip fikrinden hoşlanmadım. İnsan mahremiyetine bu ölçüde müdahaleyi, bugünün değerleri ve alışkanlıklarıyla hoş görmek kolay değil.
- Alışveriş merkezinde kullanabileceğimiz küçük bir el cihazı, oradaki bütün satış yerlerini tarayarak size bilgiler verecekmiş. Aynı malı en ucuza nereden alabileceğimizi bilesiniz, diye. Siz oraya gitmeden, adınıza pazarlık bile yapabilecekmiş.
Bakın buna bayılırım. Hem dolaşmaktan, hem de pazarlık kepazeliğinden kurtulacaksınız.
- En işime gelecek icat mutfakla ilgili. Buzdolabınızda ne var ne yok, evde değilken bile öğrenebileceksiniz. Çalışan hanımlar malzeme noksanından haberdar olsun diye. Ben bundan, buzdolabında bizi bekleyen yemekler işime gelmiyorsa, Gülseren Hanım'a sürpriz (!) teklifler yapmakta faydalanabilirim.
- Var mısın bu akşam karnımızı gidip bir yerlerde doyuralım!
Aslında, ben erişemeyeceğim diye esef edilecek bir şey yok.
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.
|