![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar |
Karne Önceki gün küçük bir kasabamızın okul müdürünün odasındaydım. Masanın bir köşesindeki karneler ilişti gözüme. Ne kadar sevinç ve üzüntü yüklü olduklarının farkında olmadan üst üste duruyorlardı bir köşecikte. Eğilip baktım: Notlar yazılmıştı.Uzun yıllardır duymadığım ama hala söylendiğine emin olduğum bir cümle geldi aklıma: "Karneler yazılmış!" Kavak tüylerinin uçuştuğu, ıhlamurların baygın baygın koktuğu, önlüklerin sıcak gelmeye başladığı günlerde söylenirdi bu cümle. Can eriklerinin kızarıp yumuşamaya başladığı günlerde. 'Karneler yazılmış' demek 'Artık okulun önemi kalmadı, haylazlık edebilirsiniz' anlamına gelirdi. Zaten öğretmenler de dersi kesip piknik, oyun, şarkı gibi etkinliklerle çocukları meşgul etmeye çalışırlardı. Karnelerin verileceği o son gün beklenirdi yürekleri durduracak bir heyecanla. Galiba hâlâ öyle oluyor. Küçük kasaba okulunun müdür odasına baktım, sanki benim çocukluğumun müdür odalarından biriydi. Sanki her şeyin hızla değiştiği bu dünyada, değişimi öğretmesi gereken okullar en az değişiyordu. Böyle olması iyi mi, kötü mü, kestiremedim. Çocuklarımızın çoğu dün karnelerini aldılar. Eminim, bundan 50 yıl öncesine benzeyen sahneler yaşandı sınıflarda. Eminim, benim çocukluğumdakine benzer bir sevinç ya da korkuyla evin yolunu tuttu çocuklar... Oysa o yıllardan bu yana okula gitmenin anlamı o kadar değişti ki... O yıllarda okul bir çeşit mabet sayılırdı. O yıllarda okulun insanlara artı bir şeyler kattığına inanılırdı. İnsanların üzerindeki bu katkı arttıkça, saygınlığı da artardı. 'Filanca liseden mezun', dendiğinde ceketlerin iliklendiği olurdu. Şimdi üniversite mezununu kimsenin 'taktığı' yok. Çünkü artık eğitimde geçirilen yıllar net artılar katmıyor: eksiklerin silinmesine yarıyor olsa olsa. Otomatik saygıyı hiçbir şekilde garantilemiyor. Okula gitmemek gibi bir seçenek kalmadı çünkü. Bırakın liseyi, üniversite diploması bile yetmiyor artık insanlara. Mastır ve doktora yapmaya çalışanların sayısı çığ gibi artıyor. Artık okulun yaşı yok. Bazı ülkelerde insanlar istedikleri yaşta istedikleri öğrenimi görmeye başlayabiliyorlar. Eğitim süreci tüm yaşama yayılıyor. Bizim çocukluğumuzda bazı öğrenciler: "Karneyi bir alayım, bir daha kitap açarsam ne olayım!" diyerek ant içerlerdi. "Karneyi bir alayım, hemen kitapları açacağım," diyeceğimiz günlere geliyoruz. Çünkü sınavlar ve karneler artık ömür boyu sürüyor. NOT: Yeni elektronik posta adresimi beni mesajlarıyla uyaran ve bilgilendiren değerli okurlarımın dikkatine sunuyorum:
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
|