Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar

Doğru takım, doğru taktik

İsveç karşısında ortaya konulan futbol ve kaçırılan puanlara bakıldığında İtalya maçındaki yenilgiye üzülenlerin sayısı küçümsenmeyecek kadar çoktur kuşkusuz. Ne var ki her maçın koşulları farklıdır ve her mücadele önceden hazırlanmış strateji ve taktikler doğrultusunda oynanır. Bu bağlamda İtalya'dan puan alsaydık belki de gruptan çıkmak için iyi bir avantaj yakalardık şeklindeki düşüncelere futbolda yer yoktur. Türkiye, İtalya'dan puan alsaydı İsveç maçının tüm taktik planı değişik olacaktı. Tıpkı İsveç'ten alınan puanın Belçika maçına yaklaşımımızı değiştirdiği gibi.
Avrupa Şampiyonası gibi dünyanın en büyük organizasyonlarına katılmayı haketmiş takımlar eleme gruplarında mücadele ederken birçok zorluktan geçerler. Finallere gelmek belli bir futbol kalitesinin de göstergesidir. Bu nedenle karşıtlar iyi analiz edilerek rakibe göre taktikler hazırlayıp futbolcu seçmek turnuvaların temel gerçeklerinden biridir. Bu gerçek göz önünde tutulduğunda Mustafa Denizli için idam sehpasını kurmakta aceleci davranıldığı söylenebilir. Acaba Denizli dış baskının etkisinde kalarak mı yoksa turnuva geleneğinin koşulları düşünülerek mi takımda değişiklik yaptı. Bu sorunun gerçek yanıtını bulmak için Mustafa hocanın beyninin içine girmek gerekecek ki bu olanaklı değil.
Mustafa Denizli'nin İsveç maçına yaklaşımı her ne olursa olsun alana çıkarttığı takım doğruydu. Takıma son derece yabancı olan ve bir pozisyonda Hakan Şükür'ün verdiği pası anlayamayan Mustafa İzzet'in dışındaki futbolcuların seçimi yerindeydi ama Arif her zaman olduğu gibi uluslararası alanlardaki yetersizliği ile İzzet'le birlikte takımı eksik bıraktı denilebilir. Gene de İsveç'in uzun paslarına önlem almak ve rakibin fizik gücünü etkisiz hale getirmek için hazırlanan taktik kurgu bir ön çalışmanın ürünü gibi göründü bize. Bu taktiğin futbol alanındaki mücadeleye doğru yansımasında ise başrolü Okan, Alpay ve Hakan Şükür oynadılar. Ulusal Takım Arif'e bir çözüm bulabilse atakta daha iyi hamleler yapabilirdi.
Ulusal Takım İsveç karşısında taşların yerli yerine oturduğu bir ekip görünümündeydi. Çünkü takım doğru kurulmuştu ve futbolcular da topla alan ve zaman kavramlarına dikkat ederek oynadılar. Hal böyle olunca da topla çok oynamaktansa topla ekonomik oynayarak enerji tasarrufu sözkonusu oldu. Bu gerçek istatistiklerle de kanıtlandı. İsveç'in topla oynama yüzdesi daha fazla olduğu halde Ulusal Takım etkili göründü. Rakibin üstün fizik gücünün kırılma noktasında çabuk ve ekonomik futbol oynama felsefesi vardı.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.