Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar

Çıkar ve ilke

Siyasette ahlakın geçerli olmayacağına dair son derece köklü, yerleşik bir kanı vardır: Siyaset 'çıkar'a göre biçimlenir; başka türlü düşünmek enayiliktir. Siyasi tutumları birbirine hiç benzemeyen yığınla çizgi, konu buraya gelince, ağız birliği içinde konuşmaya başlar.
Ben böyle düşünmüyorum. Siyasetin çıkara göre düzenlenmediğini söylemek elbette mümkün değil. Bunun yapıldığını 'ampirik' olarak kanıtlayabilirsiniz; ama aynı zamanda 'normatif' olarak onaylamanız gerekmez. Ama normal tavır, 'herkes böyle yapıyorsa ben ne yapayım' gerekçesine sığınmaktır. Dolayısıyla, sevmediklerimizin (bunlar, bizimle 'çıkar'ı uyuşmayanlar) nasıl ahlaksızlık ettiği konusunda en yüksek perdeden bağırıp kendi Makyavelizmimizi sonuna kadar savunmak gibi, içinden çelişik, bu nedenle de sakat ve hastalıklı bir tutumu benimseriz. Ve gene 'herkes böyle yaptığı için' bu ahlaki kör dövüşünden, bu kısırdöngüden çıkılamaz.
Bu nedenle, 'böyle yapılmaması gerektiği'ni savunmak çok önemli- ve savunurken, yapmamak!
Şimdi, bu sözlerle, dünkü Esad örneğine gelelim. Adam vatandaşlarını katlediyor, 'hadi onun iç meselesidir' diyor, pek aldırmıyoruz, ama PKK'yı desteklediği için düşman ilan edebiliyoruz.
Peki bunun tersi olsa, adam çeşitli nedenlerle PKK'ya karşı 'bizi memnun edecek' bir tavır alıp gene 'vatandaşlarını kitleler halinde' öldürmeye devam etse ne yapacağız? "İyi adamdır" mı diyeceğiz? O zaman cumhurbaşkanının Esad'ın cenazesine gitmesi iyi ve gerekli mi olacak?
Başka bir türlü de 'bunun tersi' olabilir: kendi ülkesinde sevilen, dünyada da sayılan bir önder- ama bazı nedenlerle, arası bizimle açık!
Bunun bir 'önder' olması da gerekmiyor. Bu bağlamda böyle bir şey zaten söz konusu: 'azınlık' sorunlarında farklı değerler benimseyen bütün bir Batı dünyası var, örneğin.
Böyle durumları da düşünerek, 'ahlaki' ve 'vicdani' tavır, aynı zamanda, 'çıkara dayalı gerçekçi tavır'dır, diyorum. Adam vatandaşlarını kitleler halinde öldürüyorsa, kötü adamdır- bunun tartışması yok. 'Kötü adam'sa, falan filan nedenle 'bizim için' iyi adam olması da düşünülemez.
Yapay 'iç' ve 'dış' ayrımından kurtulmanın yolu da budur. Esad'ın 'kitleler halinde' öldürttüğü vatandaşları, Suriye halkı, bizim de 'iç' sorunumuzdur, çünkü 'adam öldürmeye dayalı siyaset yapmak' bütün dünyanın iç sorunudur, bütün dünyanın iç sorunu olmalıdır.
Küreselleşme, henüz bütün bu sorunlara çözüm bulmadı. Ama çözüm bulma ihtimali varsa, 'ulus-devletler düzeni' ve mantığı içinde değil, orada var. Onu toptan reddederek bunlara çözüm bulamazsınız, ama sürecin içinde eleştirel katkınızı yaparak çözümün oluşmasına yardımcı olabilirsiniz.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.