Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar

Büyük Türk yalancısının büyük dönüşü!

Kötücül bir kuş gibi, ülkemizin üstüne çöktü Mehmet Ali Ağca'nın geri yollanmasının haberi.
Hayır! Hiç sevinmedim: Bir şeyler aydınlanacak diye.
Hayır! Bir 'şeyler' aydınlanmayacak.
Mehmet Ağar'ı 'suç işlemek amacıyla teşekkül oluşturmaktan' Yüce Divan'a YOLLAMAMA kararı aldı 'ilgili' Meclis Komisyonu. Perşembe günü. Yani Mehmet Ağar, en yakın tarihimizin, bu en derin şaibeli ismi, AKLANDI. 6'ya karşı 8 ret oyuyla. DSP'li 4, ANAP'lı 2 milletvekiliyle; DYP ve FP'li birer milletvekilinin oylarıyla Yüce Divan'a gönderilmiyor Ağar.
Şimdi kalkıp kimsenin bu Meclis'e güvenmesini beklemeyelim.
Şimdi kalkıp daha Susurluk'un altından kalkamamışken, Susurluk'un altından kalkmaya, tüm o mafya-polis-derin devlet üçgeninin üstümüze yığdığı ağır pisliklerden kurtulmaya çabalamamışken; böyle bir çabayı göstermeye ne arzumuz, ne kararlılığımız, ne de mecalimiz olmadığını böylesine kanıtlamışken...
Hayır! Daha kokusu burnumuzun direğini bunca sızlatan bu yakın ve açık pisliklerden kurtulmak konusunda böylesine gayretsizken, kimse benden Mehmet Ali Ağca'nın tetikçisi olduğu büyük oyunun sırlarının günışığına çıkarılacağına dair, bir nebze umut beklemesin.
Washington Post'tan Michael Dobbs, 1984 yılında Roma'ya gidip Mehmet Ali Ağca'nın bahsettiği 'Bulgar bağlantısını' araştırıyor. Aylarca. Aylarca.
Washington Post'tan alıntılayan Hürriyet'ten alıntılayarak yazıyorum. Şöyle diyor Michael Dobbs: "O zaman kani oldum ki, Bulgar bağlantısı, hapisteki Ağca'nın serbest kalma umuduyla uydurduğu bir şeydi. Şimdi buna daha da inanıyorum: UZMAN BİR YALANCI VE PERDELEYİCİ olarak, İtalyan savcılarına duymak istediklerini düşündüğü şeyleri söyledi ve ABD'deki sağ kanat komplo teorisyenleri ve CIA'dan yardım aldı."
Hayatının bilmem kaç yılını Ağca'yı sorgulamakla geçiren savcı da aynı şeyi işaret ediyor: Ağca'nın muhteşem bir yalancı ve manipülatör olduğu hususunu.
İpekçi'nin katili olarak yakalanıp konulduğu cezaevinde Papa'yı vuracağını müjdeleyen, daha sonra Papa'yı vuracağını Milliyet Gazetesi'ne haber veren, Viyana'da önce buluşup sonra yanlarından ayrıldığı Çatlı ve Çelik'e telefon açıp Papa'yı vuracağını bildiren Mehmet Ali Ağca, birilerine çoook güveniyor olmalıydı.
Onu Malatya'daki basit soygunculuk günlerinden alıp, dünyanın en meşhur vurucu adamı mertebesine yükselten birilerine.
Zira Abdullah Çatlı ve Oral Çelik telefonla gelecekteki parlak icraatını haber veren Ağca'ya: "Sen o işin adamı değilsin, yapamazsın," deme basiretsizliğini gösteriyorlar.
Hor görme garibi... Hele hele arkasında bilmem kaç milletin Gladio'su varsa... NATO ülkeleri içinde örgütlü Gladio'nun amacı ne? Komünizmin ipini çekmek!
E ne yaparsın komünizmin ipini çekmek için? Türk Malı bir pisliğe Papa'yı vurdurursun. Sonra da Bulgaristan TALİMATLI olduğunu açıklatırsın.
Açıklatırsın ki, komünist ülkelerdeki dinine hâlâ gizlice bağlı halk galeyana gelsin! Sözüm ona.
Her halükarda komünist ülkelerin nasıl tehlikeli, nasıl ortalığı karıştırmaya, Papa'yı vurdurtmaya filan meraklı olduğunu sergilersin.
Gladio'nun Türkiye versiyonu olduğu savunulan Özel Harp Dairesi'ne teslim edilen silahların, o sıralarda 'ülke içi terör eylemlerinde bir tarafı tutarak kullanılıyor olduğu kuşkusu,' doğuyor.
Kimde? Zamanın İçişleri Bakanı Hasan Fehmi Güneş'te. Ayrıca 'konu' hakkında konuştuğu Başbakan Ecevit'te.
Ağca'nın, İpekçi'nin öldürülmesiyle ilgili bildiği her şeyi anlatmasına kim engel oluyor peki?
İstanbul Sıkıyönetim Komutanı Orgeneral Necdet Üruğ!
Ağca hangi cezaevinden uçarak kaçıyor?
Maltepe ASKERİ Cezaevi'nden. (Büyük bir daire çizerek şimdi Kartal Cezaevi'ne konuyor.)
Üstünde ne var kaçarken? Noel Baba'nın, pardon, Meryem Ana'nın kendisine yolladığı ASKER üniforması.
Niye yolluyor asker üniformasını Meryem Ana, Ağca'ya?
Fatima Kasabası'nda çocuklara verdiği politik sırları, illa da Sovyet Bloku'na dair sırlardan sonuncusunu gerçekleştirsin: Papa II. John Paul'ü vursun diye.
Vursun ki, Papa'nın kendisini ziyaretinden başlayarak Ağca, Mesih palavralarına başlasın. Sonunda da Fatima'nın sırlarının, en sırrı, üçüncüsü çıksın. Sonra da, İtalya bağışlayıcı ve esirgeyici Papa'sını vuran bu kronik yalan dolancı Türkten kurtulsun. Üçüncü elma, büyük Türkiye'nin, Ağca'nın tetikçisi olduğu görüşün koalisyonun ağır ve dürüst abisi olduğu Türkiye'nin, kafasına düşsün! Betonla kaplanmış olarak. Kurşun ve pislikle kaplanmış olarak!


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.