![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar |
Ey ekşin, geldiysen üç kere patlat!Doğrusunu isterseniz 'action' filmi yaratıcılarının işi giderek zorlaşmaya başladı. Artık arabaları yakmak, yuvarlamak, binaları patlatmak, insanları kurşunlamak, trenleri raydan çıkartmak asla yetmeyecek. Hollywood'la bu kadar içli dışlı olmanın sonuçları işte... Gitgide artarak verilen uyuşturucu dozları gibi 'action' ve şiddete bağımlı hale geldik. Eminim ki Amerikan sinema endüstrisinde yeni bir iş kolu doğmuştur: 'Şiddet gag yazarlığı...' Komedi film ve dizilerinde olduğu gibi; bir yakın dövüşte kullanılacak yeni hareketler, yılbaşı hindisinin içine dolma süsü verilerek doldurulan uranyumun patlatılması, bir evden eve nakliyat kamyonunun iki ayrı yönden gelen bir uçak ve bir zeplinin arasında kalarak parçalanması gibi yüzlerce 'gag' yazılıyor ve senaryonun içine serpiştirilerek çekiliyor olmalı. Oysa bizim zamanımızın Türk filmlerinde böyle miydi?.. En baba 'action' sahnesi, Ekrem Bora'nın kullandığı eski (o zaman yeni) Chevrolet'nin orman yolunda cehennemi bir süratle (hızlı çekim) gitmesi, aniden ön cama doğru yaklaşan bir ağaç gövdesi, dublaj freni ve sahnenin kesilerek bir saniye sonra açılmış motor kaputu ve sol ön kapıdan sarkan kanlı bir el olurdu. Hatta masraftan kaçınılmamışsa bir yerlerden duman bile çıkardı. Tabii o zamanlar 'Görevimiz Tehlike' gibi filmleri izleme şansımız olmadığı için, kendi endüstrimizle yetinir, 'Vay be, ne biçim çekmişler' derdik... Eski televizyon dizilerinin kırpılıp kırpılıp sinema yapılması furyasının son örneği 'Görevimiz: Tehlike-2' filmi... Biraz daha şiddet, biraz daha hareket, biraz daha yüksek ses ve biraz daha değişik ölüm biçimleri. İyi adam, kötü adam, güzel kadın ve gereken yerlere tıkıştırılmış duygusal 'adet yerini bulsun'lar... Sonuçta iyi demekle, kötü demenin bir şey fark etmediği bir film 'Görevimiz: Tehlike-2'... Diğerleri gibi hızla akıp gidiyor ve zamanı unuttururcasına rahat izleniyor. Yine de benim için bu türün favori üçlemesi olan 'Total Recall', 'Gerçek Yalanlar' ve 'Matrix'in yanına koyamayacağım bir film... Bir Türk görevimiz tehlike filmi çekilseydi... Onlarınki kadar 'action' içerir miydi bilemem ama onlardan çok daha tehlikeli sahneler olurdu. İşte varyasyonlar... - Senin görevin Osman, eğer kabul edersen. Kasaba gitmek ve bir kilo kemiksiz kuşbaşı et almaktır... Kasapta ya da daha sonrasında başına bir şey gelirse, hükümetimiz seni tanımayacaktır... - Sizin göreviniz çocuklar, eğer kabul ederseniz ve canınız çok çekiyorsa şu baklavacıdan birkaç tane baklava araklamaktır. Yakalandığınız ve karakola düştüğünüz takdirde göreceğiniz 'askılama ve hortumlama' işlemleri ile, yargılanıp alacağınız 25 yıl hapis cezasını hükümetimiz görmezden gelecektir... - Senin görevin Nuri, eğer kabul edersen çok kolay... Kartal Cezaevi'ne cep telefonu sokmaktır. Merak etme, hükümet bu esnada kafasını başka tarafa çevirecektir... - Eee, teyzecim senin görevin, kabul edersen cumartesi günü Galatasaray semtinde oturup, gözaltında kayıpları ve faili meçhulleri hatırlatmaktır. Bu arada sen kendin, gözaltında kayıp ya da faili meçhul olursan, hükümetimiz hiç çaktırmayıp ıslık çalarak uzaklaşacaktır... - Senin görevin sayın abone, af edersin eşek gibi kabul edeceksin. Üyesi bulunduğun GSM servisinden gönderilen cep telefonu faturalarıyla sana kakalanan milyonlarca lira haksız vergiyi paşa paşa ödemektir... Hükümetimiz buna cep-keriz diyecektir...
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
|