Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar

Topu Uluğbay'a attılar

fozkan@radikal.com.tr
Ali Balkaner ve Yurtbank ile ilgili Kulis'lerimize Hazine'den geçtiğimiz günlerde bir açıklama geldi. İstanbul dışında olmam nedeniyle daha önce yayımlayamadım. Hazine'nin yorumuna maalesef katılamıyorum. Açıklamayı sizlerle paylaşırken, parantez içinde bildiğimiz gerçekleri savunmaya devam edelim.
Deniyor ki "Kurulduğu 1958 yılından bu yana 170'i aşkın kişinin Bankalar Yeminli Murakıbı sıfatıyla görev yaptığı ve halen 69 murakıp ve murakıp yardımcısının mevcut olduğu Bankalar Yeminli Murakıpları Kurulu, denetim görevini objektif kriterlere uygun, kanunlar çerçevesinde layıkıyla yapmaktadır. Denetimin etkinliğinin sağlanması ve bankalar hakkında uygulanacak tedbirlerin belirlenmesinde o bankada eski bir murakıbın görev yapıp yapmaması önem arz etmemektedir."
Oysa Kulis'imizde şöyle diyorduk:
"1996 yılında Bankalar Yeminli Murakıbı Bayram Eser, Hazine adına Yurtbank'ı denetlemeye gider. Bayram Eser'in bir raporuyla Yurtbank, ünlü 64'üncü maddeye, yani Hazine'nin gözetimine girecektir. Ancak Ali Balkaner'in 'ikna kabiliyeti' sayesinde Bayram Eser, Yurtbank lehinde rapor düzenler. Sonra kamudan istifa eder. 5 kat maaşla bankanın genel müdür yardımcısı olur. Ataköy'deki lüks evi de, Balkaner 'yeni yöneticisine' hediye eder."
Tabii ki bütün kurumu ve tüm murakıpları aynı kefeye koymuyorum. Onuruyla mesleğini yapan birçok tanıdığım ve tanımaktan da gurur duyduklarım var. Hazine'ye soruyorum: Bayram Eser'in raporunu onayladınız mı, onaylamadınız mı? Bayram Eser'in rapor sonrası Yurtbank'a transfer olması sizi hiç kuşkulandırdı mı? Bankaya el konulması için niye 3 koca yıl beklenildi? Sizin raporlarınızda var, Yurtbank'ın içi özellikle 1996 ile 1998 yılları arasında boşaltılmış.
Hazine'den gelen açıklamada, Üçem Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı'ndan da (GYO) bahsediliyor.
Hatırlayalım, Ali Balkaner tüm gayrimenkullerini bu GYO'da topluyor sonra şirketin yüzde 51 hissesini de Yurtbank'a devrediyor. Hisseler halka arz edilecek, elde edilen gelir de Yurtbank tarafından Balkaner'in borçlarına mahsup edilecek. Hazine'nin açıklamasında "Yazıda iddia edildiği gibi bu sözleşme ile Ali Balkaner'e yarar sağlanması değil, bu grubun kredi kabiliyetinin artırılması amaçlanmıştır" deniliyor.
Madem batak kredi sorunu çözülecekti, o zaman niye sabredilmedi de, sözleşme süresi beklenmeksizin altı ay geçmeden bankaya el konuldu? Dahası durup dururken Yurtbank vasıtasıyla devlet GYO'yu işletme sorumluluğunu, off-shore batağını niye üstlendi?
Yine Hazine'nin açıklamasından: "Devlet bu sözleşmenin tarafı olmadığından ne Banka ve Kambiyo Genel Müdürü Adnan Yaylacı'nın ne de başka bir Hazine yetkilisinin bahse konu sözleşmede imzası bulunmaktadır. Yurtbank'ın adı geçen şirkete iştirak etmesine Devlet Bakanlığı Makamı'nın olurları ile izin verilmesi ve bu hususun bankaya bildirilmesinden ibarettir."
Doğru. Sözleşmede Hazine'cilerin imzası yok. Ancaaak şirkete izin veren yazıda Adnan Yaylacı'nın imzası var. Üstüne üstlük açıklama kendisiyle çelişiyor. "Yurtbank'ın adı geçen şirkete iştirak etmesine Devlet Bakanlığı Makamı'nın olurları ile izin verilmesi..." deniliyor. İşin içinden çıkamadım, dönemin Devlet Bakanı Hikmet Uluğbay mı istedi diye, Hazine izin verdi?

Vah zavallı damat
Toprak Holding'in sahibi Halis Toprak bir süre önce damatlarını holdingden uzaklaştırdı. Halis Ağa'nın, kızı Sevgi Toprak'ın eşi Alper Tunga'nın, Toprakbank'taki görevi sırasında 'bazı şirketlere' banka kredi komitesinin belirlediği limitlerin üzerinde kredi kullandırılmasında 'rol oynadığı' için işten ayrılmasını istediği söyleniyordu. Bunun üzerine Halis Ağa'nın tüm damatlardan kendi işlerini kurması talimatını verdiği konuşuluyordu.
Bugün bir başka damattan, Ayfer Toprak'ın eşi Nurhan Özümutlu'dan bahsedeceğim.
Ayfer Toprak ile eşi Nurhan Özümutlu sık sık yüksek sosyete dergilerinde, magazin sayfalarında konuk olur. Kâh dünya sosyetesinin kayak merkezi Courchevel'de kayak yaparken, kah Harley Davidson'larının üstünde ya da villarında barbekü partisi verirken fotoğrafları yayımlanır. Geçenlerde de Uludağ'da Hülya Koçyiğit'in damadı Ender Alkoçlar'ın otelini satın almışlardı.
Nurhan Özümutlu'nun Madim Hi-Fi adlı bir şirketi varmış. Bu şirketini 'anlaşmalı' devrettiği iddia ediliyor.
Damat Özümutlu bir davada mal bildiriminde bulunması gerekmiş. Avukatının beyanından aktarıyorum: "Kendisine ait evi, arabası, yazlığı veya gelir getirci bir akarı bulunmamaktadır. Çalıştığı firmadan aylık net 238.200.000 TL (yazı ile ikiyüzotuzsekiz milyon ikiyüz bin Türk Lirası) maaş almaktadır."
Özümutlu keşke formülünü açıklasa da, alnının teriyle çalışıp da ay sonunu getiremeyen işçi, memura iyilik etse. Kayıtsız ekonomiyle mücadele edeceğiz diyoruz. Paranın ille de karası olması gerekmiyor. Hayatta gri tonlar da var.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.