Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar

Milli güvenlik

DTP'nin Türkiye-AB İlişkileri Özel İhtisas Komisyonu, Siyasi Kriterler Alt Komisyonu şubat ayında bir rapor hazırladı. Bu raporda, esas itibarıyla, Türkiye'de insan hakları ve demokrasi konusunda, AB Komisyonu'nun iki yıldır yayımladığı ilerleme raporlarında yer alan eleştiriler göz önüne alınarak, seksenden fazla konuda değişiklikler yapmamız gerektiği belirtiliyor. Bu aşamada amacımızın dünyanın en ileri demokrasisi olmaktan ziyade, tam üyelik müzakerelerinin başlatılması olduğu unutulmuş.
Diğer aday ülkelerden istenenler bir ölçüyse, AB Komisyonu'nun hazırlamakta olduğu katılım ortaklığı belgesinde, tam üyelik müzakerelerine başlanabilmesi için uymamız gereken Kopenhag Siyasi Kıstasları sayıca çok daha az olmak zorunda.
Bu çalışmalara bir katkı olarak, "MGK'nın Kopenhag Siyasi Kıstasları konusunda hazırladığı rapor" diye basında tartışılan belgenin, AB tam üyelik sürecine yaklaşımı çok daha gerçekçi.
Önce belge basına yansıdığından çok daha fazla olumlu unsurlar içeriyor. Bunlardan hareketle ortak alanı genişletmek yerine, sanki birbirimize girmekten marazi bir zevk alıyoruz.
Belgenin, kısalığına karşın, en güçlü yanı, Türkiye'nin insan hakları ve demokrasi sorunlarının basit ve sağlam bir analizini yapmış olması. Nihayet belge, uluslararası alanda insan hakları ve özellikle de azınlıklar konusundaki gelişmelerin yakından izlendiğini gösteriyor.
'MGK raporu'nda 'sübjektif ve abartılı' bulunan, 'amacının dışına çıktığı' söylenen ve "AB üyesi devletlerin... mevzuatlarından daha ileri" gitmemesi gerektiği vurgulanan değişiklik ve düzenleme talepleri, aslında, AB'nin talepleri değil. Özel İhtisas Komisyonu'nun AB'den geleceğini varsaydığı talepler. AB'nin bizden ne talep edeceğini henüz tam bilmiyoruz. Bu talepler, bizle tartışıldıktan sonra AB tarafından katılım ortaklığı belgesinde belirtilecek. Özel İhtisas Komisyonu'nun bu yola gitmesi, dünyada görülmemiş bir müzakere taktiği olsa gerek. Şimdi AB'de üyeliğimize muhalif olanların bu 'talepleri' olduğu gibi katılım ortaklığı belgesine koyması ihtimali var.
Askerin politikayı etkilediği ciddi bir eleştiri. Bu konuda raporda MGK'nın sivil üyelerinin (örneğin başbakan yardımcılarının katılmasıyla) artırılması destekleniyor. Ancak "MGK'nın ülkenin milli güvenliği ile ilgili görüş ve düşüncelerinin Bakanlar Kurulu'nda öncelikle ele alınması"nda ısrar ediliyor. Bu uygulamanın demokrasi ve insan haklarını olumsuz etkilediği iddiası haklı olarak reddediliyor. MGK'nın icra yetkisi olmayan istişari bir kuruluş olduğu vurgulanıyor ve MGK genel sekreterinin eskisi gibi asker kişilerden seçilmesi savunuluyor.
Gerçekten de Anayasa'nın 118. maddesinde MGK'nın icra yetkisine sahip olduğuna dair bir işaret yok. Ama 2945 sayılı yasada, MGK kararlarından ve bunların oylamayla alınmasından söz ediliyor. Bakanlar Kurulu'nun bu kararları uygulamak için aldığı kararların, MGK tarafından takibi, kontrolü, düzenlenmesi, koordinasyonu, yönlendirilmesi vb öngörülüyor.
Daha da önemlisi, 'Devletin varlığı, bağımsızlığı, ülkenin bütünlüğü, bölünmezliği...' ile 'anayasal düzeni koruyucu... Türk milletini Atatürkçü düşünce, Atatürk ilke ve inkılapları doğrultusunda... yönlendirici tedbirler' (madde 4 d ve e) gibi temel varoluşçu uygulamaları, bizzat 'yürüteceği',
13. madde (e) fıkrasında belirtiliyor.
Bunlar açıkça yürütme yetkileri.
TSK'nın Cumhuriyet'in temeline ilişkin endişe ve görüşlerini hükümete duyurmak için oy çokluğuyla 'karar' veren bir mekanizmaya ihtiyacı yok. Kaldı ki, Bakanlar Kurulu bile oylamayla karar vermiyor.
Sivil yönetim Cumhuriyet Türkiye'sinin haysiyetidir. Bu istisnai yasanın icraya ilişkin bölümlerinin değiştirilmesi zamanı geldi.
Yasa savunmayla güvenliği birbirinden isabetle ayırıyor. Savunma hükümete ve Genelkurmay'a ait. Genişleyen çağdaş güvenlik kavramı çerçevesinde, MGK'nın genel sekreteri asker olabileceği gibi, sivil de olabilir.
Zamanı gelen değişiklikleri yapmak, yapanlara sadece şeref kazandırır.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.