![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar |
Biraz daha yakından bakınca gsak@radikal.com.trGeçen hafta sosyal güvenlik reformumuzun ilk aşamasının ilk sonuçlarına şöyle bir bakmıştık. Buna göre toplam olarak bakıldığında üç kamu sosyal güvenlik kurumumuza 2000 yılının ilk beş ayında Hazine'den aktarılan tutar, geçen yılın ilk beş ayı karşılaştırıldığında reel olarak yüzde 6 civarında azalıyordu. Hatta, SSK ve Bağ-Kur'a Hazine'den bu yılın ilk beş ayında aktarılan tutar ise geçen yılın ilk beş ayına göre reel olarak yüzde 23 civarında düşüyordu. Bu rakamları vermiş ve problem yokmuş gibi davranmaktansa tedbir almanın öneminin altını çizmiştik. Ama bugün gelin geçen haftaki ilk rakamlara biraz daha ayrıntılı olarak bakalım. Bakın aşağıdaki tabloda Hazine'den her üç kamu sosyal güvenlik kurumuna 1999 ve 2000 yıllarının ilk beş ayında aktarılan tutarın reel artışı bulunuyor. Buna göre aslında ortadaki iyileşme esas olarak SSK açıklarındaki büyük azalmadan kaynaklanıyor. Boşuna "şeytan ayrıntıda gizlidir" dememişler galiba. Bir önceki yılın aynı dönemine göre reel artış (%) 1999 Ocak-Mayıs 2000 Ocak-Mayıs SSK 76,0 -43,2 Bağ-Kur 2,3 26,5 Emekli Sandığı 35,8 12,3 Peki, bu ayrıntı bize neler anlatıyor? Öncelikle SSK açıkları, Hazine açısından bakıldığında, alınan tedbirlerin daha tamamı yürürlüğe girmeden kontrol altına alınmış gibi görünüyor. Yukarıda yalnızca ocak-mayıs dönemi rakamları dikkate alınmışken, örneğin Haziran ayında SSK'ya Hazine'den hiç transfer yapılmıyor. Bu önemli. Burada devreye giren iki önemli tedbirden bahsedebilmek mümkün. Ödenecek primlere esas teşkil eden gelirin tutarı üç kat artırılmış bulunuyor. Emekli maaşları siyasi değerlendirmelere göre değil, bir önceki ayın enflasyon oranına göre otomatik olarak artırılıyor. Ayrıca emekli maaşının tespitinde sigortalının, son birkaç yılda değil, ömür boyunca beyan ettiği gelirlerin ortalamasının alınıyor olması 'yüksek' gelir beyanını teşvik ediyor olabilir. Bu çerçevede, SSK'nın Hazine tarafından finanse edilen açığı reel olarak yüzde 43 azalıyor. Ama gelin görün ki, aynı durum Bağ-Kur için söz konusu değil. Bağ-Kur'un Hazine tarafından finanse edilmekte olan açığı 2000 yılının ilk beş ayında, bir önceki döneme göre, reel olarak yüzde 27 oranında yükseliyor. Bu da önemli ve Bağ-Kur'da bir problem olduğuna işaret ediyor. Ortada açıklanmış rakamlar yok ama bilenlerin söylediğine göre Bağ-Kur açıklarının kaynağında esas olarak sağlık harcamalarındaki artış bulunuyor. Daha geçen yıl, Bağ-Kur'un sağlık sigortası çerçevesinin 'siyasi bir kararla' genişletilmiş olmasının, tarımda çalışanların da bir günde sağlık sigortası kapsamına alınmasının bu sonuçta etkili olduğu söylenebilir. Yine Bağ-Kur sigortalılarının son dakikada SSK'ya geçerek emekli olmak istemeleri nedeniyle SSK'ya Bağ-Kur tarafından ödenmesi gereken müşterek emeklilik primleri de bir başka problem kaynağı. Burada da geçmişteki prim farklarından gelen bir problem bulunuyor. Emekli Sandığı ise bir başka âlem. Geçen yıl sistemdeki kanamayı durdurmak için alınan tedbirler bu kurumu esas olarak kapsam dışında bırakmış olduğu için, onun ayrıca ele alınması gerekiyor. Hatta 'farklı' olduğu baştan kabul edilerek 'farklı' değerlendirilmesi gerekiyor. Emekli Sandığı üzerinde düşünürken, kamu görevlilerini kapsayan bu kurumun açık vermesindeki temel yapısal etkenin 'memur sayısını sınırlandırma ve azaltma' kararı olduğunu akılda tutmakta fayda bulunuyor. Şimdi 'yarının bugün alınan kararların sonucu olduğunu bilerek' serinkanlı düşünme zamanı. Birincisi, sosyal güvenlik reformu daha tamamlanmadı. Öncelikle gözümüzü reformun ikinci aşamasındaki tasarılara bir yöneltelim. Bakalım şu anda görünen problemlere bir çözüm var mı? İkincisi, sosyal güvenlik reformları dünyanın pek çok ülkesinde aşamalarla, arızi değişikliklerle yürüyor. Bakın İtalya'ya. Üçüncüsü, bu Emekli Sandığı meselesini ayrıca bir tartışmak gerekiyor. Geleceğiz, efendim, geleceğiz. Yakında hepsine geleceğiz. gsak@radikal.com.tr
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
|