Güvence: Sezen, Kıvrıkoğlu hdevrim@hurriyet.com.tr Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne uyum sağlamak üzere, 2001 yılının sonuna kadar gerçekleştirmesi gereken kanun değişiklikleri var.
Başbakanlık'ta bir üst kurul bu yönde çalışmalar yaptı. Dışişleri ve Adalet bakanlıklarının görüşleriyle bir uyuşmazlık söz konusu değil. Genelkurmay da bu yönde düşünüyor. Farklı ses MGK Sekreterliği'nden geldi. Avrupalılaşacağız diye "çok ileri gitmeyelim!" Teklifler arasında MGK'nın statüsünde yapılması gereken değişiklikler de var.
Cumhurbaşkanının aşırı yetkileri bulunduğunu söyleyen, bu fazlalıkların bir an önce budanmasını bizzat isteyen bir Cumhurbaşkanımız var. Millî Güvenlik Kurulu'nun demokrasiye aykırı yetkilerinin budanması konusunda da bir güvencemiz var bence: Genelkurmay Başkanı.
- Meclis soruşturma komisyonlarında işler iyi gitmiyor. Bir arıza fark edince bedenimizi hekime, arabamızı tamirciye emanet etmez miyiz? Meclis'in sağlığı da neymiş, deyip geçebilir miyiz sanıyorsunuz?
Komisyonların, Meclis'in denetim işlevini yerine getiremediğine itiraz eden yok. Bunlar, parti grupları arasında ("aklaşmak", yani birbirini aklamak kabilinden) "kirlice" işlerin kotarıldığı yerlere dönüştü.
Ama gün geliyor, gene ne oldu bize diye siz oralardakiler, evet en çok siz soruyorsunuz birbirinize... Başınıza gelenlere hepimizden çok siz şaşıyorsunuz.TELAYNAK Yaşlı bir hanım okurumun şikâyeti:
- Oz Büyücüsü dedikleri bu filmi biz vaktiyle seyrettik, o zaman adı Mavi Kuş'tu. Çocukların, şimdi benim torunlarımın mutlaka görmesini istediğim bir çocuk filmi; ama saat 22.30'da ekrana geliyor (HBB, 19 haziran).
Judy Garland'ın başrolünü oynadığı, Victor Fleming'in çocuk filmi şaheserlerinden sayılan bir uyarlaması. Hikâyenin yazarı Amerikalı Lyman Frank Baum (1856-1919).
Soruyor hanım okurum:
- Bu filmlerin yayım zamanını, neleri dikkate alarak belirliyorlar acaba? Seyredecekleri düşünerek mi, yoksa saat doldurmak için mi? Kinci basın Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Em. Oramiral Güven Erkaya'nın rahatsızlığı nüksetti. Uzaktan uzağa, ama geçen yıl ben de bağırsak ameliyatı olduğum için ilave bir ilgiyle hastalığının seyrini takibe çalışıyorum. Şifa duası etmeyi de unutmadan.
Dün "Erkaya'ya rakı yasak" diye bir başlık ilişti gözüme. Haber metni şu: "28 Şubat sürecinde, Başbakan'ın verdiği davette dört saat için de olsa, çok sevdiği rakıdan ayrı kalamayan Erkaya'ya, doktorları rakı yasağı koydu" (Akit, 20 haziran).
Başbakan Erbakan'ın alkollü içki verilmeyen akşam davetinde Amiral Erkaya inadına rakı istemişti de, getirmezlik edememişlerdi ya!
Gazete, sağlığıyla uğraşan emekli komutandan, aklı sıra geçmişin hesabını sorarak intikam alıyor.
"Dinci basın" demekten vazgeçin! Dinle alakası yok bunların. "Kinci basın" da yanlış. İlle lazımsa, içinde basın kelimesi olmayan bir ad bulun! Buldumcuk olmadan! Futbol olaylarından bir şekilde faydalanabilir miyiz? Hiç değilse kendimizi tanıma bakımından...
Başta büyük gazetelerimiz olmak üzere, dün benim görebildiğim -ekonomi ve spor günlükleri hariç- 17 gazeteden 8'inin manşetinde Türkiye-Belçika maçı vardı. Hemen de tam sayfa...
Maç haberi Radikal ve Yeni Binyıl'da manşet üstünde yer almış; Cumhuriyet'te ikinci haber.
Yaşıma başıma bakmayın, ben futbolu seven, seyreden biriyim. Bu son maçı da seyrettim. Sonucu Selim Can'la hoplaya zıplaya kutladık.
- Anladık, futbolun da ne idüğü ettiğinden bellidir. Ama millî takım maç kaybedince yerin yedi kat dibine batırılan Mustafa Denizli'nin, maç kazanılınca göklere çıkarılmasını anlamakta zorlanıyorum.
- "Hak etmediğimiz eleştirilere hedef olduk. O iki üç kişiyi Türk halkının gözünde acımasız vatan hainleri olarak ilan ediyorum" diyen Hakan Şükür'ünkü düpedüz halt etmekti. Turgay Şeren ona haddini bildirdi.
- Turgay, canlı yayın yorumculuğunda çok iyiydi. Takım oyunları, onun maç boyu bize de aşıladığı başarma azmi, yüksek moral ve iyimserlikle kazanılır.
- Değiştirilmesine kızan Tugay, hocası Denizli'ye terbiyesizlik etti. Derhal kadro dışına alınması doğrudur. Örnek olacak boyutta cezalandırılmalı!
- Türk futbolu bir yere geldi. "İtalya'yı elimizden kaçırdık" deyişimizden de belli değil mi?
- Belçika'da oynanan maçı, Belçikalı seyircinin asla etkisi altında kalmadan yöneten iki hakem de alkışlanmayı hak ettiler.
Benzer izlenimler... Ondan ötesini de, işin uzmanı olanların yazdıklarını okuyarak öğrenirim. Maçı kazandık. Sevinmesine sevinirim elbette. Ama o kadar...
Brezilya'nın dört kere dünya şampiyonu olması, Brasilia'da hiçbir şeyi değiştirmedi.
Haber değerlendirirken, bunu da unutmamak lazım. Zaten, buldumcuk olmak hoş bir şey de değildir.
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.
|