![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar |
Top bizi sevdi Önceki gece oynadığımız Belçika maçının ilk 24 dakikasında, saydım, tam 31 top-hatalı pas kaybı oldu. Bu ağır durum Belçika'nın sayılmayan (ofsayt) golüne kadar devam etti. Sonraki bölümde; 21 dakika içinde de 22 pas hatası yaptık. İkinci devrede durum daha düzeldi. Saymayı da bıraktım. Bunu yapmamın sebebi; seyrettiğim maçlarla ilgili ertesi gün gazetelerden okuduğum değerlendirme yazılarının büyük kısmına gittikçe daha şüphe ile bakmamdır. Bir devre içinde 53 topu rakibe teslim eden bir takım için ne söylenebilir bilmiyorum. Eğer Hakan'ın son dakikadaki beklenmeyen golü olmasaydı Belçika maçı ne olurdu onu da bilmiyorum. Ama maçı seyredip yazan uzman meslektaşlar ne derdi işte onu çok merak ediyorum. Rüştü'nün enfes kurtarışları tartışılmaz. Alpay'ın üç maçta da gösterdiği direnç ve başarı da ortada. Hakan'ın ise ilk iki maçtaki halini fark etmeyen kaldı mı bilmem. Ama sonunda attığı iki gol herhalde her şeyi unutturup affettirecek ve Hakan bu şampiyona dolayısıyla hiç unutulmayacak. Bir de Abdullah konusu var. Fenerbahçe'nin bu değerli oyuncusu takımının en kötü günlerinde, bütün lig boyunca en istikrarlı oyunlarını oynadı. Bunu pek fark eden olmadı. Ama İtalya maçının en kötü oyuncusuydu. İsveç maçında dinlenmiş oluşu Belçika karşısındaki başarısının yolunu açmış olmalı. Bu gruba Ogün'ü de katmalı. Ama başta Arif, sonra Okan'ın kaçırdığı goller, Fatih'in gol olabilecek pozisyonda yaptığı hata da unutulmamalı. Belçika'nın bütün maç boyu ne kadar gol fırsatını boşa harcadığı, tekrar tekrar TV ekranlarına getirilen pozisyonlarda görüldü. Bunların muhasebesi yapıldığında; maçı nakleden TRT ekibinin yorumcusu Turgay Şeren'in de teslim ettiği gibi, çok şanslı olduğumuz kabul edilmeli. Bu duruma bazı yorumcularımız "Top bizi sevdi" diyorlar. Gerçekten top Belçika maçında bizden yanaydı. Mustafa Denizli'nin zaman zaman mantık zorlamalarıyla düştüğü durumdan kurtulmasına da yardım etti. Turgay yorumcu olarak belki harikalar yaratmadı ama biz TV seyircilerini; ne ses tonu ile ne de mantık dışına taşmayan kısa ve sağ duyulu konuşmalarıyla rahatsız etmedi. TRT'nin yayım yapan ekipleri Türk takımı dışındaki maçları iyi verdiler. İtalya maçındaki ekibi defalarca oyun sırasında ekrana getirme hatasını da yinelemediler. Sadece maç başında ve maç sonunda üç kişilik ekiplerini ekranda gördük. Bir defa da Belçika maçı devre arası. Maçtan sonraki tartışma ve değerlendirmeleri de seviyeliydi. Çeyrek finale kalmanın yarattığı hava içerisinde bazı önemli noktaların unutulmaması gerek. Bunların başında da medya ve seyircilerin seyrettikleri maçlarla ilgili övgü ve yerme haklarının kabul edilmesi geliyor. Onbinlerce seyirci maçın oynandığı stadlarda, milyonlarcası da TV ekranları başında ve sonra sokaklarda tepkilerini gösteriyorlar. Buna hakları var. Oyun onlar için oynanıyor. Eleştiriye tahammül etmesini bilmeyenler kaybetmeye mahkum. Eleştiriden ders almasını bilenler ise neticede kazançlı çıkıyorlar.
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
|