![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar |
Elleşmeyin! Sosyalleşmeyin! Yaz geldi.Şimdi sizi önceden -bir saat ya da beş gün önceden- uyarmasam, akıl etmezsiniz, şöyle bir gevşeklik: sıcak havalar (onlar da gelemiyorlar ya, o da ayrı) deniz, toksifikasyon filan-sosyalleşir de, sosyalleşirsiniz.MHP'li şehirbilim profesörü Ahmet Vefik Alp ne diyor: "Aleti bulduk," diyor. Yani deprem olacağını bir saat ya da (bu nasıl bir ya da'ysa) ü/beş gün öncesinden haber veren aleti bulmuşlar. "AMA" diyor, "ÇOK ÇOK RİCA EDERİM: MUHALEFET EDİLMESİN." Evet. Böyle büyük bir TÜRK icadı söz konusu. Ama Türklerin handikapı NE? Türklerin handikapı hiç handikaplarının olmaması. Sadece kâselerinin olması. Hayır! Türklerin handikapı birbirlerini yiyip bitirmeleri. MUHALEFET PERMANENT. (Bir nevi peynir çeşidi.) Hani cehenneme inmişler de (antropologlar) bakmışlar Türklerin başında yok zebanilerden hiç kimse. Şimdi benden bu fıkrayı anlatmamı, beklemeyin. Her neyse. Ahmet Vefik Alp işaret ediyor. O etmiyorsa da, ben şahsen latan bir Türk milliyetçisi olarak onun bunun adına işaret etmekten imtina etmem. Barutu Türkler bulmuştu. Civayı Türkler bulmuştu. Termometreyi Türkler bulmuştu. Astrolojiyi de, astronomiyi de Türkler bulmuştu. Kansere bulduğumuz zakkum tedavisi hâlâ akıllardadır. Elektriği Türkler bulmuştu. Treni de. Kalemtıraşı da. Einstein, ilk kez burda açıklıyorum, Türk'tü: Dolayısıyla izafiyet teorisini de, Türkler bulmuştu. Zafiyet teorisini de. Ama n'oldu? Münafıklık ve muhalefetten her şeyi, her büyük keşfimizi ona buna kaptırdık. Ben şahsen Ahmet Vefik Alp'in önemini, kendisi Milliyetçi Hareket Partisi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olunca, çektirip duvarlarımıza korsannn olarak astırttığı sivilize aile mutluluğu posterlerinden, taa ne zaman keşfetmiştim. İşte muhalif Türklere karşı bir ciddi uyarı. Bir uyarı da benden. KİTLE'me: Sakın yaz geldi diye gevşemeyin: Sosyalleşmeyin. Ayrıca bu işin yazı kışı yok. Yazın da sosyalleşmeyin, kışın da sosyalleşmeyin. Habire onla bunla görüşmeyin. Hele YENİ insanlarla! Alışık olmadığınız tanışıp görüşmediğiniz insanlarla SİZ SİZ OLUN, tanışmayın. Konuşmayın! Görüşmeyin. Zaten eşek değilsiniz ya, bi kere görüşecek olsanız, konuşmaya da başlarsınız. Sakın! Ne görüşün, ne konuşun, en temizi öldür Allah TANIŞMAYIN. Ben şahsen yazın çözülmem. Hele bu sene, bu bir türlü gelebilemeyen yaza, sosyalleşme katsayım, sosyalleşme arzusu katsayım, yerlerde sürüm sürüm sürünerek giriyorum. Bu ne anlama geliyor? Huzurum yerinde olacak anlamına geliyor. En azından huzurum daha bir yerinde olacak anlamına geliyor. Şimdi deniz kenarı -hele çocuğun varsa- bir ZARURET. Ama ben deniz kenarında asla sosyalleşmem. Güneşin altında beş saat-altı saat bana mısın demem. Garsonlar dışında, kızım dışında kimseye üç kelime dahi sarf etmem. Etrafımda gerzek gerzek konuşanlardan tiksinirim o kadar. Hele etrafımda cep telefonlarıyla beş kilometre çapında yayın yapanlardan ne biçim nefret ederim, o kadar. İfade etmem. Hele nefret duygularımı, asla ifade etmem. Sosyalleşmenin en kallavi yoludur, zira. Öyle nefretlik nefretlik yattığım yerde kitabımı okurum. Çok mu lazım BİRİLERİYLE görüşmeniz? Bir kere her zaman -yılmadan, usanmadan- söylemişimdir: Görüştüğünüz insan sayısı BEŞİ (rakamla 5'i) geçmesin. Onları da en az 15-20'şer senedir tanıyor, olun. Yoksa hiç olmaz. Yani çok şartsa, onlar var. Onlar, vardır. Onlar, yeter. Gerisi fuzuli. Bırakın fuzuliyi, kafa ütüleyici. Ruh büzücü. İç soğutucu. Mide bulandırıcı. Ay, daha sayarken midem bulandı. Sosyalleşmeyin. Fena olursunuz. "Size söylememiş miydim!" derim. Hiçbir sorumluluk kabul etmem. Aynen kendi sosyal bacağınızdan sosyal sosyal asılırsınız. Oturun. Ayağa kalkmayın. Çok konuşmayın. En iyisi bu. Ve de en temizi.
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
|