![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar |
Her şey yolunda İlk kez 1983 yazında okumuştum Dostoyevski'nin Cinler'ini... Şu günlerde yeniden, bu sefer büyük bir hayretle okuyorum. O gün kuşkulandıklarım bugün tüm çıplaklığıyla gerçekleşti. On yedi yıl önce etrafımdaki cinler, cin olmadan adam çarpmaya çalışırlardı... Bugün adam olamadan cin oldular. Çarpa çarpa semirip, büyümeyi sürdürüyorlar...* Jurassic Park'ta da iki tür (otobur, etobur) dinozor vardı. Bizim dinozorsa bünyesinde iki türü birden barındırıyordu. Otoburu kendi ağzından tanıdınız ve onu çok sevimli buldunuz... Etobura gelince, gerçeği gören lanetli bir oğulun kehribarında gömülü kaldı... * Beuys, Kounellis, Kiefer, Cucchi, Ammann 1985'te Basel'de tartışıyorlar(*). Şöyle demek aslında daha doğru; Beuys onlara geleceğin sanatını, yani bugünün sanatını mı kakalamaya çalışıyor? Öbürlerinin aksine çöplüğü çoktan süzmüş mü o, hatta görmüş, o yüzden aslında zannettiğimiz gibi süpürmüyor; büyük çöpe katkıda bulunmak için mi topluyor? Beuys'un tonu konuşma boyunca insanı irite edecek denli üstten; hatta baskıcı... Satır aralarıyla, gizli parantezleriyle, vurgularıyla (ve özellikle Warhol'dan yana tavrıyla) Beuys, o günden, bugünün ikiyüzlülüğüne katkıda mı bulunuyor, yoksa komploya çanak mı tutuyor? * "Bu ikiyüzlülüğün bir diğer yanı da, insanları, hiçlik konusunda blöf yaparak ve yapıtların bu derece boş olmalarının mümkün olamayacağı, kesinlikle birtakım anlamlar barındırıyor oldukları bahanesiyle, tüm bunlara önem ve saygınlık vermeye a contrario, zorlamaktır" diyor Baudrillard, 'Sanatın Komplosu'(**) adlı denemesinde. Bu durumun küçük bir şahikasını Bob Wilson'un Tiyatro Festivali'ndeki 'Önceki Günler' adlı gösterisinde izledik sanırım. Devam ediyor Baudrillard: "(...) Bir reklam biçimiyle, Baudelaire'nin dediği gibi 'malın duygusal' biçimiyle sundukları ticari bir hiçlik stratejileri dışında hiçbir şeyleri yoktur. Bizzat kendi hiçliklerinin ve bu hiçliğe (elbette sanat pazarında da) değer kazandırmak için cömertçe kullanılan sanat söylemi sıçrayımlarının ardına gizlenirler. Bir anlamda bu, hiçbir anlamı olmamasına rağmen var olması için gerekli tüm nedenleri kendi kendisine sunarak var olmayı sürdürdüğü için, hiçten de kötüdür. Sanatın suç ortağı olan bu paranoya, bundan böyle artık hiçbir eleştirel yargı olasılığı yokmuş ve yalnızca dostane, ister istemez iyi ilişkilere dayalı bir hiçlik paylaşımı söz konusuymuş gibi bir izlenim yaratır. Sanatın; galalar, karşılaşmalar, sergiler, restorasynlar, koleksiyonlar, bağışlar ve spekülasyonlarla gittikçe yaygınlaşan ve imgelerin yutturmacılığına sığınarak düşünceden uzak durmayı amaçladığı için bilinen hiçbir evrende çözüme bağlanamayacak olan komplosu ve asıl sahnesi de, işte tam burasıdır." Ve burda, bugün, bir malın, örneğin bir gömleğin 'duygusal biçimiyle', sayıları giderek artan nesne kitapların içeriği, birbirlerine metinler arası sonsuz göndermeler yaparken "(...) gizli servislere benzeyen sanat ikincil ve sonsuz bir varoluş hakkına sahip olacak mıdır?" sahiden. (*) Sanat Dünyamız 76, Bir Katedral İnşa Etmek (Tartışma) (**) Sanat Dünyamız 76, Sanatın Komplosu, Baudrillard, Syf: 90, Çev: Cem İleri
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
|