![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar |
Hayvanlar ve siyaset talkan@media.ankara.edu.trHayvan davranışları üzerinde yapılan araştırmaların siyaset bilimiyle yakın ilişkisi vardır. Kendine bir arazi peyleyen ve buraya başka hayvanları sokmayan 'arazi mafyası' türünden hayvanlar üzerine yapılan araştırmalara dayanarak, 'kutsal vatan toprağı' ve 'özel mülk' kavramlarının 'doğal' olduğunu ileri sürenler olmuştur. Hayvanlar arasındaki emir-komuta hiyerarşisini inceleyenler, sadece toplumsal tabakalaşmanın değil, topluluk halinde yaşayan hayvanlarda görülen kendi mevkiini koruma ve mümkünse bir üst mevkiye tırmanma eğilimlerinin de insanlara kalıtım yoluyla geçen doğal nitelikler olduğunu iddia etmişlerdir. Hayvanların saldırgan davranışlarını inceleyenler, insan saldırganlığının atalarımız olan hayvanlardan bize miras kalan bir davranış biçimi olduğunu, insanların, ordu gibi toplumsal kurumlar nedeniyle saldırganlaşmadığını, tam tersine saldırgan oldukları için bu tür kurumlar oluşturduklarını ileri sürmüşlerdir. Hayvanların kalabalıklaştıkça saldırganlaştığını görenler, büyük kent yaşamında alt alta üst üste yaşayan insanların birbirlerinin gözünü çıkarmasından daha doğal bir şey olamayacağını söylemişlerdir. Liste uzun. Tabii bütün bu çalışmaların gerisinde ezeli ve ebedi zındık Darwin'in kuramının ciddiye alınması fikri vardır. Darwin'e inanmıyorsanız, hiçbir akrabalığımızın bulunmadığı hayvan davranışlarından insanlara genelleme yapmanın pek bir mantığı kalmaz, değil mi? Bizim siyasetçilerimiz bu konuda ne düşünürler, acaba hayvanlarla siyaset arasında hiçbir paralellik görürler mi, insan merak ediyor. Son günlerde yaptıkları bazı açıklamalar, siyasetçilerimizin bu konudaki yaklaşımına ışık tutar diye düşünüyorum. Örneğin, geçenlerde Meclis kürsüsünden konuşarak hükümeti eleştirmeye çalışan Fazilet Partisi Milletvekili Bekir Sobacı, hükümeti 'Siyam üçüzlerine' benzetince, bu sözleri 'Siyam öküzleri' olarak anlayan ve kendilerine hakaret edildiğini ileri süren MHP'liler ayaklandılar, küçük çapta bir çatışma zor önlendi. 'Siyam öküzü' diye bir hayvan cinsinin bulunup bulunmadığı bile tartışmalı iken MHP'lilerin gösterdiği bu alınganlığı kimse anlayamadı. Bu arada FP'li Cemil Çiçek, Bahçeli'yi 'siyasi mezar soyucu' olarak adlandırırken, Mehmet Bekâroğlu başka bir benzetmeyle MHP'nin 'akbaba' olduğunu ileri sürdü. Böylece öküz gibi yerlerde dolaşan bir yaratıktan, akbaba gibi leş yiyen bir hayvana atlanmış oldu. Bu saldırının altında kalmamaya azimli olan MHP Genel Başkan Yardımcısı Şevket Bülent Yahnici kuşlar familyasından devam etti ve Fazilet Partisi'ni 'siyasi baykuşlukla' suçladı. Görünüşe göre seçilen herhangi bir saldırı sözcüğünün başına 'siyasi' ibaresini koymak, saldırgana bir rahatlama ve üstünlük sağlıyordu. İşittiğim son hayvan benzetmesini Devlet Bahçeli yaptı ve arkadaşlarına, "Hiç korkmayın" dedi, "güvercinin kurdu yediği nerede görülmüştür." Böylece yerde yürüyen dört ayaklıların, havada uçan iki ayaklılara üstünlüğü onaylanmış oldu. Tabii isterseniz Sayın Bahçeli'nin benzetmesini bir adım ileriye götürebilirsiniz: 'Olsa olsa kurt kuşu yiyecektir, siz hiç merak etmeyin.' Kedileri sevmesiyle ünlü Rahşan Hanım'ın korktuğu başına gelmesin sakın!
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
|