![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar |
Mucizevi tur!.. Hakemin maçı sonlandıran düdüğünün sonrasında İsveç-İtalya karşılaşmasının özet görüntülerini Eurosport'da izlediğimde, çeyrek finale mucizevi denebilecek biçimde çıktığımıza daha fazla inandım... Tüm koşullar bizim bir üst tura çıkmamız yönünde kurgulanıp düzenlenmiş gibiydi.Şartların ortalama eşit olduğu bir müsabakadan, edilgen konumdaki takımın yengiyle ayrılması, futbolda sık karşılaşılabilecek durumlardır. Şaşırtıcı ve mucizevi olan Ulusal Takımımız'ın aldığı galibiyet değildir; bu durum enikonu teknik ve taktik yönden bir zemine oturtulur. İsveç'in kaçırdığı pozizyonlardır bizi böyle itici yaklaşımlar ve tanımlamalar yapmaya yönelten. Dolayısıyla üç takımın turnuvadaki yazgısını belirleyen bu iki maçı bir mantığa yerleştiremediğimizden, mucizevi tanımlaması yapılmıştır. Denizli, ancak; üçüncüde deneme-yanılma yöntemiyle ideal kadroya yakın bir takım yakalayabildi. Ulusal Takımımız Tugay'ın oyundan alınıp, Suat-Tayfur ikilisinin savunma önünde görev almasından sonra; Belçika'nın orta alandaki baskısına karşılık verebildi. Denizli'nin kendi ürettiği yanlıştan dönmesi, bu karşılaşmanın en önemli taktik değişimiydi. Tugay'ın top tutma istemi, rakibin daha fazla baskı kurmasını sağlarken, savunma ve hücum organizasyonlarındaki dengeler de bu aksamadan dolayı kurulamadı. Diğer önemli bir faktör ise; beklentilere karşılık veremeyen Sergen'den hemen vazgeçilerek orta alanın, baskıya dayanıklı, mücadele gücü fazla olan futbolculardan kurulması kararının verilmesiydi. Rakipten top kapan, savunmanın kademelerine giren, fırsat bulduğunda forvete destek veren, her iki savunmadan da dönen topları büyük bir ustalıkla toplayan Suat'ın bu özellikleriyle Avrupa'da dahi sıralamaya girebilecekken, Milli Takım sistemine uymayışı olası mıdır? Bu ayrımı Denizli'nin görmüş olması gerekiyor. Başından beri bu telkinleri bir saldırı olarak kabul eden Mustafa hoca ilk aşamada, kararın da sorumluluğun da kendisine ait olduğu noktasından yola çıkarak spor basınının bir bölümünü 'Türk düşmanlığı'yla suçlayarak biraz tepkili biraz da paranoya içeren dışavurumlarda bulunmuştu. Oysa maç sonrası Mustafa hocanın tutumu büyük bir zaferden yeni çıkmış komutan edasındaydı: Kendinden emin, olgun, herkesi her şeyi affedip hoş karşılabileyeceğini anlatan yüz ifadeleriyle. Kısa sürede bu denli çelişik davranışlar ortaya koymak doğal mıdır diye bir soru takılıyor aklıma. Ama; sonra düşünüyorum. Berlin Panteri yorum yaparken çok konuşup hiçbir şey söylemiyorsa, hocayı da bu haliyle kabullenmek gerekiyor.
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
|