Devlet kapısına dek değişimAvrupa'yla Türkiye hâlâ birbirine nasıl yaklaşacağını bilemiyor. Kültürel açıdan farklı Türkiye, nüfusu ve çözemediği problemleriyle sindirimi zor bir AB üyesi. Diğer yandan üyeliğin getireceği değişimden korkan Türkler, AB'nin şartlarını yeni bir yönelim olarak benimsemek yerine milli hasletlere yaslanıyor. Yine de herkes demokratik bir Türkiye'nin Avrupa'ya baş ağrısı çıkarmayacağı ve Avrupa'dan korkmasına da gerek olmayacağında hemfikir. Türk devlet geleneği ise Susurluk'taki gibi tehdit edici boyutlarda seyredebiliyor. Devletin, iç düşmanlar diye bellediği kişileri öldürtmek için yıllarca kontrgerillayı devreye soktuğu, hatta Hizbullah'la işbirliği yaptığı biliniyor. Türklerin devletleriyle ilişkisi ise çatallı bir mevzu. Bir yandan vergileri ödemiyor, devlete ait arazilere konut dikiyor, diğer yandan evlatlarını askere yolluyor. Çünkü ordu en güvenilen devlet kurumu. Almanya'da ordu siyasi bir rolü olmadığı için saygı görürken, Türkiye'de hem iç hem dış güvenlik açısından devletin üzerindeki garanti. Dışardan teftişe kapalı olması sayesinde yolsuzluk ve Susurluk'a ne kadar karıştığının bilinmemesi de ordunun imajını güçlendiriyor. MGK vesilesiyle devlet organlarına somut tavsiyelerde bulunan ordu, üç yıl önce 28 Şubat sürecini başlattı. Ordu siyasi bir aktör ama her türlü siyasi kontrolden muaf. Meclis, ordunun isteklerini araştırıp tartışmadan kabul ediyor. Milletvekilleri, AB ülkelerinden farklı olarak ordu kurumlarını sorgulayıp denetleyemiyor. Türk siyasetinde en üstte ordu, en altta da siyasi partiler var. Siyasilerin ihalelerde aracılık yapmak, geçen yüzyıldan kalma milli devlet anlayışının mantığını savunmaktan başka bir şey yaptıkları yok. Türkiye'nin en büyük kusurlarından biri, siyasi iradenin vuku bulduğu alanın darlığı. Medya da demokratik kültürü geliştirmek yerine, devletin özelleştirme ihalelerine giriyor. Türk medyası devletin sözcülüğünü farklı düşünenlere karşı ölüm kampanyasına kadar vardırabiliyor. Nüfusun yüzde 60'ı yoksulluk sınırında yaşadığı müddetçe sivil toplum için çalışanların sayısı sınırlı kalmaya mahkûm. Türk devleti de zaten bu tür oluşumlara sıcak bakmıyor. Memurlar sivil örgütlenmeleri kösteklemeye çalışırken, polisler de var olanları kapatmakla meşgul. Çünkü devlet ve onu temsil edenler siyasi kültüre ve cumhuriyetin vatandaşlarına itimat etmiyor. (Rainer Hermann)
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.
|