Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar

Bu sefer her şey biraz kişisel!

Haber ResmiTunca ARSLAN
Afişinde yazan, 'O hem bankaları, hem kadınları soyuyor!' türünden 'iç gıcıklayıcı' tanımlamalara aldırmayın; 'Sevimli Haydut'ta soyunan bir tane bile kadın yok, çünkü yönetmen Thaddeus O'Sullivan, çağdaş İrlanda efsanesi, 'aile babası kibar soyguncu' Martin Cahill'in yaşamına el atmış ve ortaya sıradışı bir adamın portresini çıkarmış. Gerçi 'Sevimli Haydut'tun baş karakteri Michael Lynch adını taşıyor, ama anlatılan tümüyle Cahill'in öyküsü. Biz de İrlanda yapımları dolayısıyla çok sık karşılaştığımız üzere, tıpkı Neil Jordan filmi 'Özgürlüğün Bedeli'nin Michael Callins'i, Jim Sheridan imzalı 'Babam İçin'in Gerard Patrick Conlon'u gibi 'gerçek bir kahraman' ile tanışıyoruz Film genel
olarak fazla doyurucu ve sürükleyici değil; ama 'gerçekler' yeterince ilginç.
'Sevimli Haydut'un en büyük özelliği ise bir İrlanda yapımından beklenmeyecek ölçüde arasının IRA'yla açık olması. 'Hiçbir Şey Kişisel Değil'de konuya oldukça dengeli biçimde yaklaşan Thaddeus O'Sullivan, bu son filminde IRA'yı düpedüz sahtekâr ilan etmiş ve yerden yere vurmuş. Öte yandan Michael Lynch, üç-beş kişilik grubuyla IRA'ya diklenen, kendi halinde, 'dürüst', her türlü otorite temsilcisini çileden çıkaran, saygın bir hırsız olarak çiziliyor ki, 'efsane' denilen şey de hep böyle tanımlanır zaten.
Martin Cahill'i tanımıyorum, fotoğrafını da görmedim, o nedenle Kevin Spacey ile arasında fiziksel bir benzerlik var mı bilemiyorum ama Spacey'nin bu filme hiç 'asılmadığı' hemen belli oluyor. Daha doğrusu, belki de senaryodan kaynaklanan nedenlerle Michael Lynch karakteri değil de olaylar öne çıkıyor, bu ilginç adamın çizgileri biraz silik bırakılıyor. Örneğin kahramanımızın aile ilişkilerini kavramak, geçmişi hakkında doyurucu bilgiler edinmek pek mümkün değil. Aynı biçimde bu kadar soğukkanlı ve zeki bir adamın, polislerin 'çember daraltma' ve 'adım adım takip etme' operasyonu karşısında neden bu kadar sinirlendiğini, paniğe kapıldığını anlamak da zor. Ve son büyük soygun sırasındaki kuşatmadan tümüyle 'ancak bir benzerim kurtarabilir beni!' esprisi çerçevesinde sıyrılması da biraz tuhaf!
'Kurda Tuzak'ın becerikli hırsızı ve 'melon şapkalı adamlar'ının ardından, bu filmde de ünlü bir ressamın, Caravaggio'nun ve bir tablosunun öne çıkması kuşkusuz ki dikkat çekici. Thaddeus O'Sullivan'ın söz konusu tabloyla istediği gibi oynaması, anlamı ve modelleri hakkında hoş bilgiler vermesi de filmin olumlu yanlarından bizce. Atmosfere çok uyan, iyi müzik çalışmasını da unutmayalım elbette.
Kısacası, biraz ansiklopedik bilgi edinmek biraz hoşça vakit geçirmek istiyorsanız, sonunda tabii ki zararlı çıkmazsınız 'Sevimli Haydut'tan. Ama öyle çok muhteşem, unutulmayacak bir film de beklemeyin.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.