Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar

Teşekkürler

Bütün Türk toplumu geçen cumartesi akşamüstü, TV'den Türkiye-Portekiz maçını seyrederken, bir avuç insan Burhan Felek Stadı'nın Ekrem Koçak pistinde bu yıl çok sönük geçen Cezmi Or yarışmalarında tarihi bir olaya şahit oldular. Sprinter ve uzun atlayıcı genç atlet Mesut Yavaş, uzunda 8.08 metrelik atlayışı ile sadece muhteşem bir derece ile Türkiye rekorunu kırmakla kalmadı, hemen her büyük uluslararası yarışmada da rahatça yer alabileceğini gösterdi.
Türkiye'de hemen her sahada bir sistemsizlik krizi geçirdiğimizi bağıra bağıra söylüyor ve yazıyorum. Mesut Yavaş'ın 8.08 metrelik üstün derecesinin ardındaki hikaye, savunduğum bu yargının tipik bir örneğidir. Hikaye, bundan birkaç yıl önce başladı. Sırıkla atlama ve 110 engellide Türkiye rekortmeni olan Ruhan Işım bir gün bana geldi ve Amerika'da okumak istediğini ve İzmir'deki kulübünün sağladığı imkanların yetersizliğini söyleyerek, mali bir katkı istedi. Bazı sporsever arkadaşlarımla birlikte, aramızda para toplayarak Ruhan'ın Amerika'ya gitmesini sağladık. Bir ara başı derde girince, Mustafa Koç'la temas ettim, gerekeni anında Amerika'ya transfer etti.
Bu yıl, Ruhan Işım iki hafta önce sırıkta 5.70 atlayarak, Amerika şampiyon ve rekortmenini geçti. Mesut ise kapalı sahada 8.06 atlamış bir atlet olarak Türkiye'ye döndü. Her iki atletin, Sydney için hazırlanmalarını gerektirecek bir yarışma programı yaptım ve hem ENKA'ya hem de, Atletizm Federasyonu'na iletilmek üzere Gençlik ve Spor Genel Müdürü Kemal Mutlu'ya ilettim. Amaç, bu çocuklara Sydney'de karşılaşacakları rakipleri ile Avrupa'da mümkün olduğu kadar çok pistlere inmek ve deneyim kazanmalarını sağlamaktı. ENKA, kendi içindeki iletişim kısırlığı nedeniyle, federasyon da çabuk karar verip harekete geçemediğinden dolayı, Mesut ancak bir dış yarışmaya girdi ve Ruhan da, Amerika'da yarışmak üzere gitti. Ama ben, Mesut'un gayet iyi formda olduğunu biliyor ve Türk seyircisinin önünde sekiz metrenin üstünde atlamasını istiyordum. Cezmi Or yarışma programında, uzun atlama yoktu. Kemal Mutlu'yu aradım, durumu söyledim ve uzun atlamanın, programa ilave edilmesi gerektiğini anlattım. Mutlu'nun önerisi ile de federasyon uzun atlamayı programa soktu ve Mesut da, sekiz metrenin üstünde atlayarak bir Türk'ün başarısını hepimizin gözleri önünde gerçekleştirdi.
Meraklısı için bilgi vereyim. Mesut, dört geçerli atlayış yaptı ve 7.89, 7.86, 7.84 atladıktan sonra, altıncı atlayışında 8.08 metreye ulaştı. Rüzgar hızı da 0.80 metre idi. Ama kurallara sıkı sıkıya bağlı hareket eden federasyon, yarışmalar sonunda en iyi dereceyi yapan atlete verilecek ödül konusunda, programa geç ilave edildiğini ileri sürerek, uzun atlamayı bu ödül kapsamından çıkardı. Bu kadar mükemmel bir dereceyi gerçekleştiren Yavaş, bu nedenle alması gereken ödülden mahrum oldu.
Şarık Tara ve Kemal Mutlu. Şimdiye dek yaptığınız katkılar için, Türk atletizmi adına sizlere çok teşekkür ediyorum. Ama bir kez daha anlayışlı olacağınızı ve Mesut Yavaş'ın hakkı olan parasal ödülü, bir şekilde bulacağınızı biliyorum.
Futbolcularımıza verilecek trilyonlar yanında, Mesut'a verilecek para miktarı, inanın gülünç kalacaktır. Bir an önce de, Mesut ve Ruhan'ın Avrupa'daki yarışmalara katılması konusunda Şarık Tara ve Kemal Mutlu'nun harekete geçmelerini öneririm. Zira, Ruhan'ın 5.70 ve Mesut'un 8.08 metrelik dereceleri, onların Avrupa'da her yarışmaya girmeleri için vize yerine geçecektir.
Sistem olmayan toplumlarda, kişilerin nasıl bu boşlukları doldurduğunu gördünüz, değil mi? Bizim de kalkınmamız için gerekli olan, bu sistemleri yaratacak ve uygulayacak insanlar. Bunu da yetiştiricek kaynağa sahip olduğumuza inanıyorum.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.