![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar |
Silahsız kuvvetler Günlerdir bu köşede asker-sivil ilişkilerinden, demokrasiden, demokratik bir rejim içinde Milli Güvenlik Kurulu benzeri kurumların nasıl var olabileceğinden ve bizdeki MGK'dan söz ediyorum.Tam olarak benimle aynı şekilde düşünmese de bu konulara kafa yoran bir insanı, bir değerli amirali kaybettik geçen hafta sonu. Emekli Oramiral Güven Erkaya dün görkemli ve geniş katılımlı bir törenle toprağa verildi. Geçen gün Sedat Ergin Hürriyet'te açıkladı, 28 Şubat döneminin en önemli sözlerinden biri olan, 'Bu sefer de silahsız kuvvetler çözsün' sözü Amiral Erkaya'ya aitti. Siz bakmayın Akit gibi İslamcı kılıklı bulvar gazetelerine... Galiba içimizde en çok onlar Amerikan filmi seyrediyor ve bu filmlerin etkisinde en çok onlar kalıyor. 28 Şubat'ın yegâne sorumlusunun Güven Erkaya olduğunu söylemeye kadar vardırdılar işi. Her Amerikan filminin bir iyi bir de kötü kahramanı olur ya, onlarınki bundan ibaret. Biraz okuma yazmaları olsa, biraz meseleleri araştırsalar ve biraz sorgulayıcı kafaya sahip olsalar bu hatalara düşmeyecekler. O günlerin tarihi hâlâ doğru dürüst yazılmadı ama bir gün 28 Şubat hatasıyla sevabıyla yazıldığında anlaşılacak, 'Bu sefer silahsız kuvvetler çözsün' cümlesi gerçekten kritik önemde bir cümledir ve Refahyol macerasının çok korkulan bir askeri darbeyle sona ermemesini sağlayan şeyler arasında ön sıralarda yer alır. 1996 yılının ikinci yarısında, kendi siyasi bekaları uğruna ülkenin geleceğiyle, rejimin kendisiyle kumar oynayan siyasiler de biliyoruz, 28 Şubat sonrası günlerde 'Paris'te bir toplantıya katılmam gerek, gidebilir miyim' diye askerden izin isteyenler de... Türkiye'de asker-sivil ilişkileri öyle bir günde bozulmadı. Bu güç ilişkisinde dengenin seçilmiş sivil siyasetçi aleyhine ve asker lehine bozulmasının sorumluları da esasen sivil politikacılar, başka kimse değil. Bizde nedense hep şöyle bir düşünce hâkim: İşler tamamen sarpa sarsa bile nasıl olsa arkada asker var, o gelir düzeltir. İşte Güven Erkaya'nın isyanı da bunaydı. "Çare biz değiliz, çare sizsiniz" diyordu kamuoyuna. Bugünden bakınca, her şey çok kolay gibi gözüküyor ama değil. Evet, keşke 28 Şubat olmasaydı, keşke cumhuriyet tarihinde görülmemiş bir toplumsal muhalefetle karşılaşan Refahyol hükümeti silah zoruyla değil daha doğal yollarla istifa etseydi, keşke bir tiyatro oyununu şehir şehir kovalamak, sokaklardaki sakallı cüppelileri polis zoruyla toplamak gibi aşırı davranışlar yaşanmasaydı... Bütün bunlar oldu maalesef. Şimdi önemli olan, bundan sonrası... Ne yazık ki, görünen, Türkiye'de pek az kişinin geçmişin gölgesinden kurtulup yüzünü ileriye çevirdiği. Türkiye eğer bir demokrasi olacaksa, bütün bu sorunları aşarak olacak kuşkusuz. Farkındaysanız, 28 Şubat sayesinde hem İslamcı kesimler hem de laik kesimler laikliğin, hukuk devletinin ve Medeni Kanun'un anlamını kavramak için gayret göstermeye başladılar. Bir zamanlar laikliğin demokrasinin olmazsa olmaz koşulu, altyapısı olduğunu söyleyenlere neredeyse küfür edilirdi, bugün Fazilet Partisi'nin önemli bir bölümünün bu noktaya gelmiş olması az şey değil. 'Bu sefer silahsız kuvvetler çözsün' sözünün ifade ettiği şeyler hakkında daha fazla düşünmek lazım.
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
|