Karpaz'ın 'esir' eşekleriKKTC hükümeti, Denktaş'ın deyişiyle adanın tek Kıbrıslı sakinleri olan Karpaz eşeklerine esareti layık gördü. TMT ve EOKA'nın ada halklarını bir hattın iki ayrı ucuna 'kıstırdığı' gibi Hakan GÜLSEVEN
Başlarken
Bugüne dek Kıbrıs, Türkiye'ye Denktaş prizmasından kırılarak yansıdı. Türkiye'de hep Kıbrıslı Türklerin ağır bir Rum mezalimi altında ezilirken, 1974'te 'Karaoğlan Ecevit'in cesur kararıyla kurtarıldıkları, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın da yaşamı boyunca tüm dünyaya karşı Kıbrıslı Türk'ün davasını savunduğu görüşü hâkimdir. Ama 'milli dava' gereği, Kıbrıs'ın yakın dönemine ilişkin tezler kamuoyunda neredeyse hiç tartışılmaz. Oysa Akdeniz'in doğusundaki bu küçük adanın tarihini farklı bir bakış açısıyla görenler de var. Türk-Yunan yakınlaşması, Türkiye ile Kıbrıs Rum Yönetimi'nin AB'ye adaylık süreçleriyle birlikte adadaki bölünmüşlüğü
aşmaya yönelik dolaylı görüşmelerin başladığı şu günlerde, adanın gayri resmi tarihini araştırdık. * * *
Kıbrıs'ın doğusundaki Karpaz Yarımadası'nda ehlileşmemiş
eşekler yaşar. Kıbrıslıların 'özgür eşekler' diye tabir ettiği Karpaz
eşekleri bildiğimiz eşeklerden daha iridir, bazıları siyah renkli ve kulakları kızıla çalar. Bazıları da beyazdır. Katırı andırdıkları söylenebilir. KKTC hükümeti, kısa süre önce, yeni yetişen çam filizlerini yedikleri gerekçesiyle bunları 'etkisiz kılma' hedefiyle harekete geçti. Bulunan çözüm eşekleri 70 kilometrekarelik bir alana hapsetmekti. Kıbrıslı Türklerin önde gelenlerinden Faiz Kaymak'ın oğlu ve son seçimlerin cumhurbaşkanı adayı Ayhan Kaymak'ın deyişiyle, bir 'cephe savaşı' yaşandı. Asker ve köylüler hat oluşturarak, eşekleri Karpaz Burnu'nun ucuna sürdü. Ardından yaşamaları öngörülen bölge tel örgülerle çevrildi. Kaymak'a göre, 'Kıbrıs'ın son özgür sakinleri' de hürriyetlerini yitirdi.Kıbrıslı kim ki! Adada iki devletli konfederasyonu savunan KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş bir konuşmasında, adadaki tek gerçek Kıbrıslıların Karpaz'daki eşekler olduğunu, bunun dışında Türk ve Rumlar bulunduğunu savunmuştu. Bu sözler kendini Kıbrıslı gören pek çok kişinin tepkisini çekti. Geçen yıl ise Rum tarafındaki Pilyarelli'de 10 bin 250 yaşında bir insan fosilinin bulunmasıyla da Kıbrıs'ın tek yerlilerinin Karpaz eşekleri olmadığı kanıtlandı.
Kıbrıs sorunu elbette salt antropolojik bir mesele değil. Bir zamanlar iki halkın barış içinde yaşadığı ada çeyrek asırdır ikiye bölünmüş halde. Kuzeyde sadece Türkiye'nin tanıdığı ekonomik olarak bağımlı bir cumhuriyet var. Bu topraklar baştan sona iki saatte dolaşılabiliyor ama, dünyayı 50 yıldır meşgul ediyor.
Eski öğretmen sendikası lideri ve Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT) üyesi, 15 Nisan seçimlerinde Yurtsever Birlik Hareketi'nin cumhurbaşkanı adayı olan Arif Hasan Tahsin Desem, "Kiminin Kıbrıs sorunu, kiminin Kıbrıs konusu dediğine, ben 'Kıbrıs rezaleti' diyorum" diyor. Bir TMT'cinin gözüyle Arif Hoca, TMT üyesi olarak, birçok olayı 'içeriden' yaşamış. İki toplumun nasıl olup da böylesine düşman olduğunu sorduğumuzda yanıtı, "Öbür taraftan cumhuriyeti istemeyenlerle, Denktaş, TMT'yi de alet ederek, işbirliği içinde bozdu bu işi" oluyor.
Türkiye'nin eski Dışişleri Bakanı Necmettin Sadak, 25 Ocak 1950'de, 'Türkiye'nin Kıbrıs diye bir meselesi yoktur' diyordu. Ancak 1954'te Yunanistan BM'ye Kıbrıs'ta kendi kaderini tayin hakkı için başvurduktan sonra, bu anlayış değişti. Kıbrıs'ın Yunanistan'a bağlanmasını, yani
ENOSİS'i savunan Rum örgütü EOKA da aynı tarihte kuruldu. Adanın Türk toplumu da akıbetini tartışmaya başladı. 1954 yazında, Kıbrıslı Türkleri temsilen Faiz Kaymak, Ahmet Mithat Berberoğlu, Ahmet Zaim Türkiye'de Adnan Menderes ve Celal Bayar'la görüştü. Temel sorun, Türklerin ENOSİS'e karşı Britanya sömürgesi olarak kalıp kalmayacağıydı. Sonuçta adanın eski sahibine iadesini isteme formülü bulundu. Ama Britanya ve dolaylı olarak ABD adadaki askeri üslerini yitirmek istemiyordu. Ve bu ülkelerin adaya dair tek bir planı hiç olmamıştı. Britanya egemenliğini esas alan 'A Planı'nın yanında, üsleri tehlikeye atmayacak bir müstakil devlet formülü olan 'B planı', ve adanın taksimini öngören 'C planı' hazır tutuldu.
Sömürge başsavcısı 1958'e dek yaygın anlamıyla Türk-Rum çatışması olmadı. 1954-55 yıllarında adanın statüsünün tartışılmasıyla Türkiye'de Kıbrıs mitingleri yapıldı. Bunların adaya yansıması ufak tefek çatışmalardı. EOKA'cıların ise Britanya'ya karşı eylemleri vardı. Elbette EOKA Kıbrıslı Türkler için büyük tehditti. Ama yasadışı Kıbrıs Komünist Partisi'nin yasal takipçisi İlerici Halkın Partisi
(AKEL) de son derece etkindi. İşte TMT bu sıralar kuruldu. 1955 ya da 1956'dan söz edilse de gerçekten vücut bulması 1958'de oldu. Örgütün lideri olan Denktaş ise 1949'dan o döneme dek sömürge yönetiminin başsavcısıydı. Bir bomba, bir infial 1958 ocak ayında Menderes'in taksim talebiyle birlikte adada da gösteriler başladı. TMT'nin mayısta yayımladığı bildiride ise Rum işçilerle ortak örgütlenilen sendikalardan ayrılmayan Türklerin öldürüleceği ilan edildi. Bazı sendikacıların cinayete kurban gitmesiyle yaşanan gerginliğin had safhası, 7 Haziran'da Türkiye Cumhuriyeti Haberler Bürosu'na konan bomba oldu. Hasan Tahsin, "Bombayı TMT koymuştu" diyor: "Nitekim, Denktaş ile süren davalarımızdan birinde, o da bunu itiraf etti. İfadesinde, 'Evet, bombayı bizim arkadaşlar koydu.
Ama benim haberim yoktu' dedi".
İki ay süren çatışmalarda 200 civarında insan öldü. Önce kendi solcularını ortadan kaldıran EOKA ve TMT, artık karşı tarafla savaşmanın zeminini bulmuştu. Patlayan silahlar bölünmüşlüğün zeminini adım adım hazırlıyordu.
Çatışmaların ardından Britanya, Türkiye ve Yunanistan müstakil Kıbrıs Cumhuriyeti'nin kurulması üzerinde anlaştı. İki toplum, eşit haklara sahip olacak ve yeni devlette ağırlıklarına göre temsil edilecekti. Bu üç ülke ise 'garantör' olacaktı. Böylece Türkiye, Kıbrıs'a müdahale hakkı da dahil Lozan'da devrettiği hakları yeniden elde etti. Yunanistan da hak elde etmiş, ama ENOSİS emeli o an için askıya alınmıştı. Kimilerine göre ise bu süreç Britanya'nın adayı Yunanistan'a devretmemek için Türkiye'yi 'araya sokma' operasyonuydu.
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.
|