Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
3 Temmuz 2000

Uzan'ın santral oyunu

CEAŞ'ı alan Uzanlar, işletmek zorunda oldukları Mersin Termik Santralı'nı kapattı. Ailenin, santralın kapalı tutulduğu her yıl için Enerji Bakanlığı'na 32 milyon dolar ödemesi gerektiği belirtildi
Haber ResmiMUSTAFA ERCAN
MERSİN - Uzanların Çukurova Elektrik A.Ş.' de (ÇEAŞ) kırdığı ceviz bini aştı. Daha önce Sermaye Piyasası Kurulu tarafından çimento şirketleriyle İmar Bankası hisselerini Çukurova Elektrik'e çok yüksek fiyatla satın aldırarak örtülü kazanç transferi yaptıkları ortaya çıkarılan ve bu yolla yaklaşık 1 milyar dolarlık kazanç sağladıkları belirtilen Uzan ailesinin ÇEAŞ için yapılan sözleşmeye de uymadıkları ortaya çıktı. Uzanlar'ın ÇEAŞ'ı aldığı dönemde Enerji Bakanlığı ile imzaladıkları sözleşmede Mersin Termik Santralı'nın işletilmesi şartını altı yıldan beri yerine getirmedikleri öğrenildi. Bu yolla devletin trilyonlarca lira zarara uğratıldığı belirtildi. Uzanlar, 1993 yılında Çukurova Elektrik'in kamuya ait yüzde 11.25'lik hissesini Kamu Ortaklığı İdaresi'nden (KOİ) 81 milyon dolara satın aldı. Aynı yıl Antalya'daki Kepez Elektrik'in 25.39'lik kamu hissesi de 33.1 milyon dolara yine söz konusu aileye geçti.
Uzanların, Çukurova Elektrik'i almasının ardından Enerji Bakanlığı'yla yapılan sözleşmeye Mersin'de bulunan 100 megavatlık elektrik santralının çalıştırılması satış şartı olarak koyuldu. Ancak, Uzanlar, ÇEAŞ'ı aldıktan sonra söz konusu santralı sadece bir yıl çalıştırdı. Aile, santralın çalıştırılmamasına gerekçe olarak burada yapılan elektrik üretiminin pahalı olmasını gösterdi.

Kredi bulamadılar
50 trilyon lira değerinde olan ve 1970 yılında kurulan Mersin Termik Santralı'nı doğalgaza çevirme talebiyle kredi arayışına girdiler. Devletten teşvik koparma amacında olduğu öne sürülen Uzan ailesi gerekli krediyi bulamayınca 1994 yılında Mersin Termik Santralı'nı kapattı. 100 megavat gücünde olan ve Mersin'in tüm enerji ihtiyacını karşılayan santralın üretimi durunca tüm çalışanlar da zaman içinde işten atıldı. Böylece, 50 trilyon liralık tesis çürümeye terk edildi. Oysa, bu tesisten elde edilen parayla Berke Barajı yapılacaktı.

20 trilyonluk zarar
Elektrik Mühendisleri Odası Adana Şubesi tarafından hazırlanan Çukurova Elektrik Raporu'nda da Mersin Termik Santrali'nin çalıştırılmaması nedeniyle ortaya çıkan kayıp da gözler önüne serildi. Termik santralın 1994 yılından bu yana kapalı olduğu belirtilen raporda, "Santralın çalıştırılmadığı her yıl için 550 milyon kilovtsaat enerji bedelinin nakit olarak Enerji Bakanlığı'na ödenmesi gerekmektedir. Bu rakam 32 milyon dolardır. (Bugünkü kurla yaklaşık 20 trilyon lira)" dedinildi.
Uzanların Mersin Termik Santrali'ni çalıştırmaması nedeniyle ortaya çıkan enerji kaybını kapatabilmek için devletin İstanbul-Ambarlı'daki fueloil santralinı devreye aldığı belirtiliyor. Ambarlı santralını altı yıldan beri çalıştırmak zorunda kalan Enerji Bakanlığı'nın uğradığı zararın her geçen gün katlanarak büyüdüğü belirtiliyor.

Santral kapatıldı
ÇEAŞ'ın satış sözleşmesi gereği bu kuruma ait olan Mersin Termik Santralı'nı da işletmek zorunda olan Uzan ailesi, bu santrala yatırım yapmak yerine kapatmayı tercih etti. Aile, gerekçe olarak Mersin Termik Santralı'nda üretilen enerjinin pahalı olmasını gösterdi. Bunun üzerine önce kredi arayışına giren Uzanlar, gereken finansmanı bulamayınca, çalışanları işten çıkararak, 50 trilyon lira değerindeki işletmenin kapısına kilit vurdu. Yatırım yapmaktan kaçınan Uzanlar, böylece sözleşme koşullarını ihlal ederken, enerji ihtiyacını da sadece TEAŞ'tan alınan enerjiyi dağıtarak sağlamaya çalıştı.

ÇEAŞ nasıl soyuldu?
Halka açık bir şirket olan ÇEAŞ'ta Uzanlar tarafından gerçekleştirilen çeşitli operasyonlarla şirketin içinin boşaltılmasının ortakların paralarının çalınması anlamına geldiğini belirten uzmanlar, bunu hissedarların güçsüzleştirilmesi olarak yorumluyor. Bu tür operasyonların yabancı yatırımcıların Türkiye'ye gelmesini etkileyen olumsuzluklardan biri olduğu belirten bir borsa uzmanı ÇEAŞ'taki gelişmeleri şöyle anlattı:
"İnsanlar hisse senedini aldıktan sonra doğal olarak şirketin mal varlığına ve nakitlerine ortak olurlar. Var olan tüm muhasebe sistemleri ve SPK denetimleri bunu garanti altına almak içindir. Örtülü kazanç aktarılmasıyla gerçekleşen, insanları soymaktır. Uzanlar 1993 yılında çok küçük bir hissesini aldıklarında ÇEAŞ'ın ortak sayısı 30 bine yaklaşıyordu. Bu küçük paya rağmen SPK düzernlemelerindeki birtakım boşluklardan yararlanan Uzanlar, ortaklık paylarını sürekli olarak artırdılar. Ortakların vekâletlerini parayla satın alarak genel kurullarda üstünlüğü ve yönetimi ele geçirdiler. O dönemde SPK bu konuda bir tasarı hazırlamıştı ancak tasarı zamanın Başbakanı Tansu Çiller'in masasında kaldı. Uzanlar da bundan faydalanarak ibreyi kendi taraflarına çevirdi. Daha sonra Sabancı Grubu, Uzanlarla bir kavgaya girmek istemediği için paylarını devretti. Templeton yöneticilerinden Mark Mobius da Uzanlarla baş edemeyerek hisselerini devretti. Ancak şirketteki en büyük egemenliklerini İMKB'nin Gözaltı Pazarı'na alındıklarında sağladılar. Gözaltı Pazarı'na şirketle ilgili birtakım yükümlülükleri yerine getirmedikleri için alındılar. Bu da şirketin hisse senedi değerini düşürdü ve insanlar da hisselerini elden çıkardı. Bunlar da Uzanlar tarafından toplandı. Şu andaki ortak sayısı sadece 6-7 bin arasında. Onlar da Uzanlara kızdıkları için hisselerini satmamakta direniyorlar."


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.