![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
Gözlerimiz tamamen açılmalı!Yılın en ilginç, üzerine en çok yazılıp çizilmesi gereken filmlerinden biri olduğu kesin... Tıpkı 'Gözü Tamamen Kapalı' ya da 'Dövüş Kulübü', hatta 'Amerikan Güzeli' gibi son derece keskin, ama bazen de alabildiğine yumuşak anlatımıyla 'Cinsel Masumiyetin Kayboluşu', uygarlık, dünya, kader, insan ve tabii ki cinsellik üzerine unutulmaz bir görsel şiir niteliğinde. 'Fırtınalı Pazartesi', 'Gizli İlişkiler', 'Mr. Jones', 'Elveda Las Vegas', 'Bir Gecelik Aşk' ve Juliet Binoche'lu 30 dakikalık filmi 'Mara'yla sinemaseverleri hep şaşırtmış ve heyecanlandırmış olan yönetmen Mike Figgis, filmografisinin en ayrıksı parçasıyla karşımıza çıktı, sezonun 'ölü' değilse bile 'baygın' günlerinde. Yönetmeni tanımayanlar, hakkında yazılanları okumayanlar tarafından 'Hep Bakire mi Kalacaksın' türünden bir film olarak algılanmasını da doğal karşıladığımızı belirtip, 'Cinsel Masumiyetin Kayboluşu'nun, egemen uygarlık anlayışının eleştirisini gerçekleştirdiğini, 'yaşam ağacı'ndan uzaklaşmanın sonuçlarını sergilediğini, benzersiz 'çıplaklık ve utanç' manzaraları çizdiğini de vurgulayalım. Afrika'dan başlayan çocukluk anıları, İngiltere'deki katı okul günleri, hayli 'soğuk' süren evliliği, çekeceği film için hazırlıkları ve rüyaları çerçevesinde, oldukça dağınık biçimde tanıyoruz filmin baş karakteri Nicholas'ı. Daha doğrusu Mike Figgis, ne onu, ne de başkalarını ayrıntılı biçimde tanıtmaya yanaşmıyor; yalnızca 'tanımaya çalışmamızı' öneriyor. Kendisinin de katıldığı, bizleri de davet ettiği bir seansta, cinselliğe ilişkin kültür tarihini yeniden tanımlamaya çalışıyor, deyim yerindeyse gözlerimizin açılmasını istiyor. Bunu yaparken de yaşamın sahne arkasına atılan kimi gerçekleri, kuşanılan zırhları, artık içselleşmiş bulunan dış baskıları, 'yabancı' halkların basit yasalarını, hatta bir damla gözyaşını bile işin içine katıyor. Doğumlarında terk edilen ikizlerin, yıllar sonra havaalanında göz göze gelmelerindeki inanılmaz gerilimi Kieslowski çarpıcılığıyla aktaran; çölün Mavi Araplar'ını adeta Elias Cannetti'ye selam yollayarak tanıtan; benzin istasyonu tuvaletindeki porno dergi çöplüğünü kâbusa çeviren; Adem ile Havva'yı son derece ustalıklı tasvirlerle yeniden yaratıp, günümüzün cehennemine taşıyan; kör kadın ve köpeği, 'ilk birleşme' sahneleriyle de unutulmazlık kazanan, tekrar tekrar seyredilmesi gereken, son derece usta işi bir film 'Cinsel Masumiyetin Kayboluşu'. Öte yandan, 'zorlu' bir film olmasına, dağınık gibi görünen anlatımın yer yer seyirciyi yormasına rağmen, kesinlikle çözülemeyecek şifrelerin ardına saklanılmadığını da önemle söyleyelim. Hep biraz garip ama etkileyici rollerde tanıdığımız Julian Sands ve beyazperdedeki yüzlerce 'kozmetik harikası' içinde anlamlı yüzü ve doğal güzelliğiyle ayrı bir edinen Saffron Burrows'un asla teklemeden öne çıktıkları, çoğunlukla piyano ve doğal seslerin egemenliğindeki müziğiyle koza gibi örülmüş, toplumsal-siyasal-tarihsel-kültürel anlamda çeşitli metin dışı çağrışımlara açık, hazin bir 'cenneti kovma' öyküsüne imza atmış Figgis. Mutlaka seyredin... CİNSEL MASUMİYETİN KAYBOLUŞU LOSS OF SEXUAL INNOCENCE Yönetmen: Mike Figgis, Senaryo: Mike Figgis, Oyuncular: Julian Sands, Saffron Burrows, Kelly McDonald
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||