Bodrum'da desibel savaşlarıBodrum'da patlayan desibel savaşlarında son kararı ancak Nasreddin Hoca verebilir. Çünkü gürültüden yakınan Bodrum tatilcisi de 'haklı' turizme bel bağlayan işletmeci de. Elindeki muğlak yönetmelikleri belli bir esneklikle uygulamaya çalışan yönetim de 'haklı'... Celal BAŞLANGIÇ
BODRUM - Bodrum Kaymakamı Uğur Boran, Turizm Bakanı Erkan Mumcu'ya dönüyor ve "Kendimi ihbar ediyorum" diyor, "Ben aslında kaçak bir kenti yönetiyorum." Bodrum'da yaşanan bütün sıkıntıları, çarpıklıkları en yalın biçimde anlatıyor bu 'suç duyurusu'.
Yaz aylarında insan yoğunluğundan, trafik sıkışıklığına dek, bir metropole dönen ilçede 15'e yakın bara 'yüksek volümlü müzik yaptıkları' gerekçesiyle birer günlük kapatma cezası verilince herkes "N'oluyor?" dedi, "Yoksa İçişleri Bakanı Tantan'ın 'Bodrum'la Hakkâri'nin farkı yok' anlayışı mı egemen oluyor?"
Aslında öyle bir şey yok. Ama eğlence turizmini yasasından, yönetmeliğinden, uygulamasına, işletmecisine kadar 'Şark kafası' ile yapmaya kalkınca ortaya tam bir Nasreddin Hoca fıkrası çıkıyor. Gürültüden yakınan Bodrum tatilcisi de 'haklı', turizme bel bağlayan işletmeci de 'haklı', elindeki muğlak ya da ilçeyi toplama kampına çevirecek kadar katı yasa ve yönetmelikleri belli bir esneklikle uygulamaya çalışan yönetim de 'haklı'.Sitelerin ortasında açılış İstanbul'un ünlü barlarından biri, bu yıl çok moda olduğu üzere, 'Bodrum şubesi'ni açıyor. Ruhsat için başvuruyor, ama pek mümkün görünmüyor ruhsat verilmesi. Çünkü açılan bar, konutların, sitelerin tam ortasında.
Bodrum Kaymakamlığı, yasaları genel olarak işletmecilerin lehine uyguluyor. Zaten hukukçuların yorumu da böyle. Bu nedenle 'başvuru', bütün işlemler tamamlanana kadar 'geçici ruhsat' olarak kabul ediliyor.
Açılış ünlü bir sanatçıyla yapılıyor. Gece 02.00'de başlıyor program. O andan itibaren de Emniyet'in, jandarmanın telefonları kilitleniyor. Çünkü çıkan gürültüden çevredeki konutlarda oturanlar çok rahatsız oluyor. Olay jandarma bölgesinde, işletme sahibi karakola çağrılıyor. Bardan yükselen ses karakolun da camlarını titreştiriyor. Komutan işletmeciye, "Siz de rahatsız olmuyor musunuz?" diye soruyor. "Evet" diyor işletmeci ve gidiyor. Ancak bardan çıkan gürültü kesilmiyor. Bu arada çevrede oturanlar başka çare kalmayınca karakol komutanının bağlı olduğu askeri garnizona kadar şikâyet ediyorlar! Jandarma sukûneti İkinci kez karakola çağırıyor komutan işletmeciyi. "Tamam şimdi müziği kapatıyorum" deyip yine gidiyor işletmeci. Jandarma, barın önünden bile geçmiyor. Ama ünlü sanatçı kendisini sahneden jandarmanın indirdiğini söylüyor. Elbette bu iddia da onca askeri darbe, muhtıra, süreç görüp geçirmiş Türk insana son derece inandırıcı geliyor.
Ardından Bodrum ilçe merkezindeki barlarda 'ses düzeyi ölçümü' yapılıyor. 15 kadar eğlence yeri hakkında kapatma kararı çıkınca, ikinci büyük gürültü kopuyor.
Görünen o ki, kaymakamlık işletmelere, şikâyetler yoğunlaşıncaya kadar tolerans gösteriyor. Bazı barlar da, gösterilen bu toleransı fırsat bilip ölçüyü kaçırınca, birer günlük kapatma cezasıyla hizaya getiriliyorlar.
Geçenlerde Bodrum Kaymakamlığı'ndaydı kapatılan barların işletmecileri. Kimi Kaymakam Uğur Boran'la görüşüyor, kimi özel kalemde sıra bekliyordu. Kaymakam Boran elinde 30 Aralık 1999 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanmış 'Açılması İzne Bağlı Yerlere Uygulanacak Yönetmelik'le, kendisine yöneltilen soruları yanıtlamaya çalışıyor. Ancak öylesine muğlak maddeler var ki yönetmelikte, herkes kendi açısından haklı çıkabilir.
Sen çık bu işin içinden...
Örneğin 24.00'ten sonra müzik yayını, yerel yönetimin inisiyatifine bırakılmış. Ama 'belirlenen saatten sonra müzik çalınmasında sakınca olmayan yerler' gibi bazı ifadeler de da yer alıyor yönetmelikte. Bodrum gibi bir ilçenin neresinde 24.00'ten sonra müzik çalınırsa sakınca olur, neresinde olmaz, bu hangi ölçütlere göre belirlenecek, işte o belli değil.
İlgili yasaya göre ruhsatlar kapalı mekânlar için verilmiş. İçeride müziğin 90 desibel olması, dışarıda da hiç ses olmaması gerekiyor. Gerçi yönetmelikte 'içerisi', 'dışarısı' diye bir ayrım yapılma-mış, ama örneğin dışarıda 70 desibel müzik çalan bir bar da kapatılmış. Bunun yazılı bir ölçüsü yok! Ama zaten işletmeleri içeride tutmak
olanaksız. Bodrum'da 26 yıldır bar işletmeciliği yapan Hakan Aykan, "Burada 950'yi aşkın eğlence yeri ve restoran var" diyor, "Her biri ikişer tane klima takmaya kalksa, elektrik şebekesi iki dakikada çöker Bodrum'un."
Kaymakam Uğur Boran da aynı konunun başka bir açmazına değiniyor sözlerinde:
"Türkiye'de turizmle ilgili mevzuatın hiçbirisi Bodrum'a uygun değil. Yapılaşma bir kere 'Standartlar Yönetmeliği'ne aykırı. Burada koruma amaçlı imar planı ve yönetmeliği uygulanıyor. 60 metrekarenin üzerinde ve iki kattan yüksek yapı yapılamıyor. Zaten alt katlar da 30'ar metrekarelik işyerlerine dönüştürülmüş. Böyle bir yerde, umuma açık işletmecilik yapılamaz. Normalde hiçbirinin ruhsat alamaması lazım. Bu yüzden Bodrum'da her şey sokağa taşmış. Aslında Bodrum'da dört ya da beş yıldızlı otel de olamaz. Olanlar da ya kaçak ya da zamanında göz yumulmuş."
Bodrumlu işletmeciler BOTES (Bodrum Eğlence Sektörü ve Turizmini Geliştirme Derneği) adı altında örgütlenmiş. Eleştiri-
yi zaman zaman kendilerine de yö-neltiyorlar. Biri, "Köşedeki köfteci
8 bin vatlık hoparlör almış" diyor. Bir diğerine bakılırsa işler kötü gittikçe çalınan müziğin volümü yükseliyormuş, belki daha çok müşteri gelir, diye.
Hakan Aykan, Bodrum'un yabancı turistlere 'eğlence merkezi' diye
pazarlandığını anlatırken, "Örneğin Gümbet'e bir yabancı, 'Gel seni sessiz sakin bir yere götürelim', diye bir tanıtımla getirilse, hakkımızda binlerce dava açılırdı her yıl. Bazıları demiryolunun kıyısına ev yapmış, şimdi, rayların yerini değiştirin diyor. Bu bir
ihtiyaç. İki ay katlanmak gerekiyor. En az 60 bin kişi ekmek yiyor bu sektörden" diyor. Bir son dakika haberi! Bu arada bir 'son dakika' haberi geliyor. Bodrum'da 'ses düzeyi ölçümü' yapan üç 'Çevre Sağlık Teknisyeni' var. İkisi kısa bir süre önce açığa alınmış. Alınan bilgilere göre haklarında 'rüşvet soruşturması' varmış. Ne denebilir ki artık? Deveye "Boynun neden eğri?" demişler, o da pişkin pişkin, "Siz asıl öbür deveye bakın bakalım" karşılığını vermiş.
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.
|