Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
3 Temmuz 2000

Kararlılık

Ekonomistler çözümler konusunda pek anlaşamaz, çünkü farklı modeller kullanırlar. Ekonomi bilim dalında pek çok model geliştirilmiştir. Gerçek olayları basite indirgemeden anlayabilmek mümkün olmadığından, ekonomi bilim dalının geliştirdiği modeller çeşitli varsayımlara dayanır. Bu modellerin gerçek hayattakine uygun sonuçlar vermeleri beklenir. Fakat, ekonomide sık sık sürpriz sonuçlar alınır.
Ekonomistler epey uzun bir süre enflasyonla ekonomik büyüme arasında yakın bir ilişki olduğuna inanmışlardır. Enflasyon arttığında ekonominin canlandığını görmüşler, bunu açıklayan modeller geliştirmişlerdir. Bazıları, enflasyonla ekonomik canlılık arasındaki ilişkinin düşük enflasyon düzeyleri için geçerli olduğunu, yüksek enflasyon ortamında 'sürdürülebilir' bir ekonomik büyümenin sağlanamayacağını ileri sürmüşlerdir. Kimileri ise enflasyonla ekonomik büyüme arasındaki ilişkiyi bir 'sebep - sonuç' ilişkisi şeklinde görmüştür. Onlara göre enflasyonla mücadele edebilmek için büyümeyi yavaşlatmak gerekir. Gene onlarca enflasyonun kontrol altına alınmasının bir bedeli vardır. Bu bedel, düşük ücret ve işsizliktir. Bu bedele katlanmak gerekir. Dünya Bankası ve IMF bu görüştedirler.
Gerçek hayatta, bu modelin hatalı olduğu defalarca görülmüştür. Bunun bizim için en can alıcı örneği 1994 krizidir. 1994 yılında uygulanan ekonomik paket reel ücretlerin yüzde 30 dolaylarında azalmasına, işsizliğin artmasına ve milli gelirin yüzde 6 dolaylarında azalmasına neden olmuştur. Fakat 1994 yılında, bir yıl önce yüzde 60 dolaylarında olan yıllık enflasyon, yüzde 120'yi aşmıştır. Esasında, durgunluk altında enflasyon yaşanması yaygındır. Buna 'stagflasyon' denir. Ekonomi küçülürken enflasyonun artması gibi, ekonomi hızla büyürken enflasyonun kontrol altına alınmasının da örneği mevcuttur. Son yıllarda Çin, milli geliri hızla, yıllık yüzde 8-9 artarken enflasyonu kontrol altına alabilmiştir. Şu anda Çin'de enflasyon negatiftir ve Çin negatif enflasyonla mücadele etmektedir. Esasında Çin deneyiminde pek de yadırganacak bir şey yoktur. En basit modellerde dahi, enflasyon fazla talep veya yüksek maliyetlerden kaynaklanabilir. Enflasyon bir talep enflasyonu ise, talebi kısmak yerine üretimi arttırmak da enflasyonu düşünür. Öbür yandan enflasyon bir maliyet enflasyonuysa, üretimi kısmak maliyetleri düşürmez, arttırır.
Türkiye IMF ve Dünya Bankası inançları çerçevesinde, enflasyonla mücadele programında kalkınma hızının yavaşlatılmasının, üretimin azaltılmasının ve işsizliğin arttırılmasının gerektiğine inandırıldı. Bu nedenle de, 1999 yılında Türkiye ekonomisi yüzde 6.4 milli gelir kaybına uğratıldı. Bunun hiçbir şeye de yararı olmadı. 2000 yılı başından bu yana da Türkiye'de döviz kuru ve ücret çıpası kullanılıyor. Yani ücret artışları ve kur artışları frenlenerek enflasyonun kontrol altına alınmasına çaba gösteriliyor. Memurlar, emekliler ve işçiler zorunlu tüketim maddelerini dahi satın alamaz duruma düşürüldüler. Bu da giderek 'bakkalı ve kasabı'da etkilemeye başladı. Bu durum, dalga dalga, ekonomik durgunluğun yayılması tehlikesini doğuruyor. Geçen seneden sarkan, katrilyonlarca faiz geliri alanlar ise lüks tüketim mallarına olan talebi şahlandırmış vaziyette. Bunlara ek olarak hem kur çıpası kullanıldığından, hem de doların değeri uluslararası piyasalarda yükseldiğinden, Türk Lirası aşırı değer kazanıyor. İhraç malları pahalılaşırken, ithal malları ucuzluyor. Türkiye'de ihracat yerinde sayarken, ithalat patlaması yaşanıyor. Bu yılın ilk üç ayında Türkiye 6.4 milyar dolar ihracat, 11.3 milyar dolar ihtalat yapmış. İlk üç ayın dış ticaret açığı 6 milyar doları aşmış vaziyette. Dış borçlar çığ gibi büyüyor.
Türkiye hızla kalkınmak zorunda olan bir ülke. Türkiye'nin enflasyonu yenmek için iş ve aş yaratması, ihracat seferberliği aşlatılması, kapasite kullanımını arttırarak maliyetleri düşürmesi gerekiyor. Enflasyonla mücadele hedeflerinden vazgeçmeden bunu yapması gerekiyor. Bunun için de enflasyonla mücadelede 'doğru' model kullanılması gerekiyor.
Bugün çok sık kullanılan bir söz var: 'Kararlılık' sözü. "Hükümet enflasyonla mücadelede kararlılığını gösterdi, gösteriyor" deniyor. Kararlılık çok önemli bir ilkedir. Bu doğru, fakat, yanlış bir yolda yürünmediği takdirde doğru. Fakat yanlış bir yolda yürüyorsak, 'kararlı' bir şekilde bu yolda yürümek Türkiye'yi çok hırpalayacaktır. Enflasyonla mücadelede kararlılık, hatalarda ısrar etmeyi değil, programı yakından izleyerek hatalardan dönmeyi gerektirir. Doğru olan budur.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.