![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
'Bize bilim lazım değil'İnsanlık tarihinde çığır açan bilimsel gelişmelere 'seyirci' kalan Türkiye'de, 1953 yılından bu yana kanser araştırması yapan Prof. Dr. Baykurt'un 50 yıllık akademik 'macerası' tıkanıklığın göstergesi AYŞEGÜL DİKENLİ İSTANBUL - Batı ülkeleri DNA kodlarını çözedursun, Türkiye'de bilimin ve bilim adamlarının önündeki engeller, gelişmelerin önünü tıkamaya devam ediyor. İnsanlık tarihinde yeni sayfaların açılmasına neden olan bilimsel gelişmelere 'seyirci' kalan Türkiye'de, 1953'ten bu yana kanser araştırmaları yapan Prof. Dr. Fikret Baykurt'un 50 yıllık akademik 'macerası', tıkanıklığın nedenlerini gözler önüne seriyor. Doğramacı'yla başladı Baykurt, İstanbul Üniversitesi Kimya Fakültesi'nden mezun olduktan sonra aynı üniversitede doçentlik ve profesörlük yaparak akademik kariyerini sürdürdü. Almanya ve İngiltere'de yıllarca fizyolojik kimya üzerinde çalıştıktan sonra, 1976'da İstanbul Üniversitesi Kimya Fakültesi'nde dekanlık görevine başlayan Baykurt, bilim adamlığı yolundaki ilk darbesini de yedi. 1980 askeri darbesinden sonra oluşturulan YÖK'ün Başkanı İhsan Doğramacı'nın göreve gelmesiyle yaptığı ilk 'icraat', Baykurt'un dekanı olduğu Mühendislik Fakültesi'ne bağlı Kimya Fakültesi'ni kapatmak oldu. Kimya Mühendisliği Bölüm Başkanlığı'nı 1990'a kadar sürdüren Baykurt, kanser ve yaşlanmayla ilgili çalışmalarına daha çok zaman ayırmak için emekli oldu. 1994'te İstanbul Üniversitesi'ne bağlı olarak kurduğu Biyomedikal Mühendisliği Araştırma ve Geliştirme Merkezi'nin başına geçen Baykurt, burada kanser tedavisi ve yaşlanmayla ilgili araştırmalar yapıyordu. 1996'da İstanbul üniversitesi'nin başına gelen Kemal Alemdaroğlu da, ilk iş olarak merkezi 'lüzumsuz' olduğu gerekçesiyle kapattı. Bu gelişmenin üniversiteye yerleşen yeni anlayışı açığa çıkardığını söyleyen Baykurt, merkezin politik nedenlerle kapatıldığını öne sürdü. Üniversite'deki çalışmalarına hiçbir karşılık beklemeden devam ettiğini dile getiren Baykurt, "Ben onların tuttuğu hocalardan değildim. Sadece bu nedenle bilimsel ilerlemenin önü tıkandı" dedi. Genetik şifrelerin çözülmesinin, kanser tedavisinde yeni umutları beraberinde getirdiğini dile getiren Baykurt, "Ancak kanser olaylarının sadece yüzde 10'u genetiktir. Yüzde 90 gibi büyük bir kısmı çevresel etkilerden kaynaklanır. Yeni doğan bir bebek genetik olarak mükkemmel de olsa, çevre faktörleri çok şey değiştirir" dedi. Bu nedenle hücrelerin kanserleşmesini önleyecek ve kanserin tedavisi yolunda tüm dünyada araştırmaların devam ettiğini dile getiren Baykurt, kendisinin de yıllardır antikanser maddeler üzerinde çalıştığını ifade etti. Geliştirdiği antikanser maddeler için yurtdışındaki enstitülerden patent alan Baykurt, en büyük dileğinin çalışmalarına tekrar Türkiye'de devam etmek olduğunu söyledi. Yurtdışından patent aldı
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||