Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
5 Temmuz 2000

Bir reklam (uzun) filmi

Yakın plan -bir-birbuçuk yaşlarında sarı bukleli saçlı, tombul yanaklı bir kız çocuğu yatağında uyumaktadır.
Kamera, yumuşak bir ışık ve yumuşacık bir müzik eşliğinde
bebeğin odasını dolaşıp balkona çıkar. Bebeğin odasının kapılarının açıldığı balkonda harikulade estetik bir cep telefonu anteni (namı değer baz istasyonu) tatlı tatlı durmaktadır.
Tok ancak natürel bir dış ses, konuşmaya başlar: "Bir baz istasyonunun yaydığı radyasyon miktarı, bir ampulün yaydığı radyasyon miktarına eşittir; hatta daha bile azdır. Üstün bir teknolojinin eseri olan bu güzelim baz istasyonu TSE'nin belirlediği elektromanyetik ölçüler uyarınca, elektromanyetik kirlilik yaratmaktadır. Türkiye'deki hiçbir baz istasyonunda gereken ölçüm ve denetimlerin yapılmadığı, hatta Türkiye'de bu ölçümleri, denetlemeleri yapacak aletlerin dahi bulunmadığına dair çıkartılan söylentileri, boşverin.
Genç Serdengeçtiler bebeklerinin yattığı balkona bir baz istasyonu kurulmasını kabul ettiler. Böylece yılda faizsiz, dertsiz tasasız 10 bin doları, ceplerine indirdiler.
Bu alış ve verişten öylesine memnun kaldılar ki, yan duvarlarına (bu sefer 15 bin dolar karşılığında) ve çatılarına (bu sefer 25 bin dolar karşılığında) birer baz istasyonu daha yerleştirttiler. Böylece minik Buse'nin kolej taksitlerini çıkarmış oldular.
Onlar genç, dinamik, cesur ve uyanık Serdengeçtiler. Ayrıca bakın bu konuda bilim adamlarımız ne demekteler?"
İTÜ Elektrik ve Haberleşme Mühendisliği Bölümü'nden bir 'bilim adamı' kameraya doğru konuşur: "Elektromanyetik ortamın, yani baz istasyonları sayesinde içinde bulunacağınız ortamın, ısınma yoluyla canlıların hücrelerini ve vücudun işleyişini bozan etkiler yaratacağı iddiaları külliyen yalandır. Bakın ben size (neye dayandığımı sormayın) garanti veriyorum, bunlar kansere karşı bağışıklık sistemimizi filan çökertmedikleri gibi, beyin tümörlerine neden olmazlar, takatsizlik, unutkanlık, başağrısı, mide bulantısı gibi yan etkiler yaratmazlar; aksine cana can, kana kan, hücreye hücre, zekâya zekâ katarlar." (Burada 'bilim adamının' burnunun ucu iyice kızarır ve genzini temizler.) "Mikrodalga bir fırının içine girip onun dalgalarından mikro mikro yararlandığınızı, ya da tam tepenizde 10-15 bin cep telefonu görüşmesinin sebep olduğu radyasyondan nasıl da faydalandığınızı düşünün. Gerisini düşünmeyin. Gerisini sizin adınıza ben (gözlerinde dolarlar yanıp söner) feşmekan GSM operatörü adına yaptığım araşbuluşturmalar sırasında zaten, düşünmekteyim."
Bu sırada, bebek yatağında sağa sola dönmeye ve huzursuzlanmaya başlar. Birazdan yatağına oturur ve avazı çıktığı kadar bağırarak ağlamaya başlar. Tok ve fakat otoriter dış ses devrededir: "İşte size baz istasyonlarının hiç de bile uygunsuz yerlere konulmadığını kanıtlayan THE RAPOR!"
Tuzla'da gayri meskûn bir alana yerleştirilmiş baz istasyonuna alınmış bulunan THE RAPOR taklalar atarak gelir ve ekranı kaplar.
"Her baz istasyonu için AYRI rapor alınması gerektiğine dair safsataları boşverin. Bi rapor neyimize yetmez. Birimiz hepimiz hepimiz birimiz için" (Bu son lafı bağırır.)
Kız bebek artık katılırcasına ağlamaktadır. Kamera alt katlarda pan yaparak kulaklarına yapıştırdıkları cep telefonlarıyla samimi görüşmeler yapmakta bulunan anne ve babayı gösterir. Bebek, birden yastığının altından pembe ayıcık desenleriyle kaplı kendi cep telefonunu çıkarır. Ağlaması diner. Agucuklar yapmaya filan başlar. Artık çok mutludur. "Çocukların cep telefonu kullanmamaları; zira radyasyondan, beyinleri gelişmekte olduğu için, daha fazla etkilendiklerine dair çıkartılan safsataları filan DA HİÇ kaale almayın. Siz kendinize Genç Serdengeçtileri örnek alın. Hepiniz birimiz için!
Halka arz ediliyoruz. Koşun ALIN."
  • Finlandiya ve İngiltere'de yapılan araştırmalarda, cep telefonlarından yayılan mikrodalga radyasyonların beyni etkilediği kanıtlandı. Bu kanıtlardan yola çıkarak çocuklarla ilgili tavsiyeler (çocukların cep telefonu kullanmaması yolunda) oluşturuldu.
  • Washington Üniversitesi'nden Dr. Henry Lai,
    cep telefonlarından gelen radyasyonun farelerin beynindeki DNA moleküllerini -aynı insanlarda Alzheimer ve Parkinson hastalıklarında
    görüldüğü gibi- parçaladığını keşfeden çalışmasını, Stewart Komitesi'ne sundu.
    (Yarın bu 'komiteden' bahsedeceğiz.)
  • Beynin sağ yarısında oluşan tümörlerle, başın sağ yanında cep telefonu kullanıyor olmak arasında bir korelasyon olduğu saptandı.


    Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.