![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
Keşiflere açık festival İSTANBUL - Festivali Buena Vista'dan sonra terk ettik sanıyorsanız, görünüşe aldanmayın deriz. Sadıkane her akşam izliyoruz. Üstelik de seyircilerle çoğu kez aynı fikirde olmadığımız halde. Geçen perşembe hariç. Çünkü festivalin ender has caz akşamlarından biriydi ve elbette biletli bin küsur seyirci vardı. Böylece hem İstanbul'da cazı sahiden seven insanların sayısının taş çatlasa bini bulmadığı doğrulandı, hem de Görgün Taner'in neden bu festivale sadece cazcıları çağırmadığı anlaşıldı. İş bir tek onlara kalsaymış, festivale iki yılda veda edermişiz. Yani burun kıvırdığımız konserlere aslında teşekkür borçluyuz. Mingus Amungus ile Mingus Big Band, basçıların en büyüğü Charlie'nin ruhunu Açıkhava'da şad etti. Sonra da bazı elemanları gidip, ondan sonraki en iyi caz basçısı sayılan Christian McBride'le çaldı. Böylece de McBride Band'in Roxy'deki ikinci gecesi ilkinden de parlak geçti. Sanıyorum, Mingus/McBride bileşimini uzun süre unutmayacağız. Aynı geceye Aşkın Ersunan, Ethno Karma Band'e de mim koydu. Umduğumuz kadar iyiler. Cuma günkü Lou Reed'e gelince, rivayet muhtelif. Kimi geceyi 'zulüm' diye niteledi, kimi ayılıp bayıldı. Ben hasta Reed'ci sayılmam. Ancak kendisi, sahnede, görev ifa eder gibiydi. Neyse ki, konserin sonuna doğru bir kısım gençler nedense hareketlendi. Ölü evi tablosunun böylece delinmesi, Reed'i de harekete geçirdi (hayret!). Dolayısıyla son parça ve iki bis gerçekten çok iyiydi. Cumartesi günkü Bryan Ferry için ne desem boş. Kendisini hiçbir dönemde sevmemiştim. Grubu, aranjmanları, sahnede çırpınışı, kibarlığı benim için hiçbir şey ifade etmedi. Nankörüm diye vicdan azabı çektim, oysa sadece yanlış konserdeydim. Sonra doğru olanına gittim. Hilton Convention Center'daki Roni Size Reprazent Drum'n'bass Party müthişti, ne yazık ki yeterince dolu değildi. Aynı gece Babylon'da dinlediğim İlhan Erşahin'e gelince, farklı yönlere yelken açabilmesini seviyorum. Değişen grubu ve sound'unun farklılığına, ne yazık ki ancak iki parçada tanık olabildim. Çünkü programın son maddesi, Roxy'de çalan Norveçli Wibutee grubuydu. Keşke siz de izleyebilseydiniz, tenhaydı çünkü. Özellikle Buge'yi keşfetmiş olanlar kaçırmamalıydı diyorum. Norveç Krallığı'nda bir şeyler oluyor...
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||