Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
12 Temmuz 2000

Yaş 35, yolun başlangıcı!

Ünlü filmlerdeki küçük rollerden sonra Brendan Gleeson, 'Kod Adı General'de başrole çıktı ve hırsız Cahill rolüyle belleklere kazındı
Haber ResmiLONDRA - 'Cesur Yürek'te Mel Gibson'un canlandırdığı William Wallace'ın en yakın arkadaşı Hamish'ti. 'Turbulence'da ise şeytani banka soyguncusu rolündeydi. Bu tür büyük filmlerin yanı sıra 'I Went Down' gibi küçük bütçeli yapımlarda da rol aldı. Çoğumuzun bugüne kadar adını bilmediği Brendan Gleeson'dan söz ediyoruz. Bir süredir ülkesinin en çok tanınan ve sevilen oyuncuları arasında yer alan İrlandalı aktör, John Boorman'ın 'Kod Adı General'iyle beraber dünya genelinde hem yüzü hem de ismiyle tanınmaya başladı.
1994 yılında öldürülen Dublinli soyguncu Martin Cahill'i canlandıran Gleeson, söz konusu role daha filmin yönetmeni belli olmadan seçilmiş.
Oyuncuya göre Cahill, insanı yıldıran bir karakter. İşler yanlış gittiği zaman birini rahatlıkla dövebildiği gibi gecenin karanlığında bir yerlerden çıkıp insanlara korku da salabiliyor. Aynı zamanda bir aile babası olması ve mayfa üyelerinin aksine şiddetten fazla hoşlanmaması ise onun olumlu tarafları. İşte bu nedenle Gleeson'a göre, Cahill canlandırılması çok zor bir karakter. Ve eğer doğru aktarılmazsa sorun yaratabilecek bir kişilik. Gleeson, Cahill'in tam anlamıyla bir Robin Hood olarak tanıtılmasına karşı çıkmış, onun kurbanlarının önemli olduğunu düşünmüş. "Eğer bir suçluyu canlandıracaksam, onu niye bir kahraman gibi göstereyim ki?" demiş kendi kendine. Martin Cahill'nin yaşamındaki bu ironiler bir süre sonra Gleeson'a son derece çekici gelmeye başlamış ve aktör rolü kabul etmiş. Özellikle de John Boorman'ın filmi yönetmeye karar verişiyle Gleeson'ın film hakkındaki fikirleri iyiden iyiye değişmiş.
Boorman ve Gleeson, Cahill'in karakteri üzerinde uzun tartışmalar yapmış. Ve ortaya 'gerektiğinden fazla' sempatik olmayan, bir insanın bütün karanlık yönlerini de üzerinde taşıyan ve 'Sevimli Haydut'ta Kevin Spacey'nin canlandırdığı iyilik meleği Martin Cahill'den çok farklı bir karakter çıkmış. Brendan Gleeson, Cahill'in hayatı hakkındaki uzun araştırmaları sonucunda şöyle bir karara varmış: "Onun şiddeti zevk için kullandığını düşünmüyorum. Bir noktaya kadar kötülük yapmaktan da çekinmediği bir gerçek. O şiddeti insanlara istediklerini yaptırmak için kullanıyor."

'Dışlanmaktan korkuyordum'
Brendan Gleeson daha önce yine Dublinli bir gangster tiplemesiyle beğeni toplamıştı. Televizyon filmi 'The Treaty'de Michel Collins'i canlandırmıştı. 1989'a kadar biraz öğretmenlik, biraz senaryo yazarlığı, biraz yönetmenlik yapan Gleeson, aynı zamanda da bir oyunda rol alıyordu. Derken Richard Harris ile başrollerini paylaştığı 'The Field' ile tam anlamıyla oyunculuğa adım attı. Oyunculuk kariyerinin 35'inden sonra gelişmesinin nedenini kendi korkusuna bağlıyor Gleeson: "Beğenilmemekten ve dışlanmaktan korkuyordum. Bu nedenle uzun süre tam olarak oyunculuğa konsantre olamadım." Gleeson beyazperdenin çok farklı duygular tattırdığını düşünüyor. Beyazperde televizyonun aksine fazla doğallık kaldırmıyor aktöre göre: "Doğallığım büyük ekranda fazla büyük duruyordu. Sinemada ne kadar küçük olduğunuzu fark ediyorsunuz" diyen Gleeson'un filmografisine bakılırsa yaptığı işler o kadar da küçük değil aslında.
Gleeson, Nicole Kidman ve Tom Cruise'lu 'Uzak Ufuklar'dan, Neil Jordan'ın 'Butcher Boy'una, Bridget Fonda ve Bill Pulmanlı 'Kara Göl'e, gişe rekortmeni 'Görevimiz: Tehlike-2'ye kadar birçok filmde rol aldı. 2000 yılında ise 'Harrison's Flowers', 'Saltwater' ve 'Wild
About Harry' gibi üç yeni filmle daha sinemalara konuk olacak. Kısaca, yaş 35, daha yolun başlangıcı! (Kültür Sanat)


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.