Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
12 Temmuz 2000

Söz Kıbrıslıların

eguven@radikal.com.tr
KKTC'de olup bitenlere ilişkin olarak bu köşede yazılanlar üzerine sayısız denebilecek kadar 'mesaj' geldi. Seslerini ve görüşlerini duyurmak isteyen Kıbrıslıların gönderdiği bu mesajlardan bazılarını, sizin de okumanızı istedim. Çünkü asıl önemli olan 'onların' ne düşündüğü. Kendilerinden birebir izin almadığım ve bazıları 'malum sebepler'den ötürü rumuzla yazdığı için kimliklerini belirtmiyorum.
Söz Kıbrıslıların:
"n Kıbrıs Türklerinin demokrasi, birlik ve ifade özgürlüğü tehlikede. (Dört çalışanı 'vatana ihanet' suçlamasıyla gözaltına alınan) Avrupa gazetesi Kıbrıs Türklerinin, Türk ordusunun yaklaşımına ilişkin yaygın rahatsızlıklarını dile getirme konusundaki tereddütü göz önüne alınırsa genel kanıyı yansıtan bir yayın organı olarak algılanıyor. Bugünkü durum Türk ordusunun farklı görüşlere müsamaha göstermeyen katı tavrını açığa vuruyor. Gazetecilere yönelik suçlama tamamen Türk ordusunun manipülasyonudur. Bir Kıbrıslı Türk olarak bu tavrın, Türk ordusunun adadaki konumunu zedelediğine inannıyorum. Kısacası, Kıbrıs Türk toplumunun genel iradesi baskı altındadır. Kıbrıs Türklerine yönelik bu aşağılayıcı tavra karşı mücadelede destek bekliyoruz.

   * Sonunda bir köşe yazarımız konu ile ilgili yazı yazdı. Sonunda bir gazetemiz konuyu detaylı haber yaptı. Bir gün birileri de bu konunun 'derin devlet' ile olan yakın ilişkilerini umarım yazma cesaretini gösterir.

   * Radikal gazetesinde yer alan bugünkü yazınız dolayısıyla size teşekkür etmek istedim. Bu teşekkürü gerçeklere, baskıya ve Kıbrıslı
Türklerin ezilmesine duyarlı olmaniz ve çağdaş yaklaşımınız adına size iletiyorum.

   * Hayal âleminde olduğunuz ve de Kıbrıs hakkında çok fazla şey bildiğiniz anlaşılıyor! Onlar da sizin gibi biraz tarih okurlarsa, bu tarih yalnızca Kıbrıs değil karşılaştırmalı bir tarih olur. Yahudi atasözünde olduğu gibi "Önce kendini düşün ki başkalarını da düşünebilesin" şeklinde davranırsanız, 65 milyon bu durumdan daha fazla yararlanır.

   * Kuzey Kıbrıs'ta yaşanan ve aslında çok öncelere dayanan 'müdahalelerin' ancak Türkiye'de yeterli düzeyde kamuoyu oluşması, Kuzey Kıbrıs'ın sadece Denktaş demek olmadığının anlaşılması ile mümkün olduğuna inanıyorum. Yıllarca İngiliz ve Rumların baskılarına göğüs geren bu cefakâr halk bugünlerde maalesef 1974'e kadar verilen o şanlı mücadelenin gururunu yaşayamaz duruma gelmiştir. 1974 sonrası siyasilerimiz, koltuklarını korumak uğruna, kendine oy veren halkın menfaatine politikalar güdeceğine hep 'Türkiye Cumhuriyeti yöneticilerini nasıl memnun ederim' düşüncesiyle hareket edince olaylar çığrından çıkmış, hem ekonomi ve siyaset dibe vurmuş hem de dış müdahaleler had safhaya ulaşmıştır. Üzülerek söylemeliyim ki Cumhurbaşkanı ve hükümet 'şükran, çok yaşa Anavatan' edebiyatını halen sürdürebilmekte, Türkiye ile rasyonel, kendine oy veren halkın menfaatine politikalar izlememeyi sürdürmektedir. Kıbrıs meselesi bu adamla çözülür demeyi (ki bana göre Sayın Denktaş varken bu sorun çözülmeyecektir) eğitim düzeyi, kültür seviyesi oldukça yüksek Kıbrıs Türkü'ne yapılan bir haksızlık olarak yorumluyorum. Halen devam etmekte olan olaylar sağcısı, solcusu halkımızın tüm kesimlerini hayal kırıklığına uğratmış ve her zaman minnettar olduğu Türkiye Cumhuriyeti'ne tepki göstermesine neden olmuştur. Bugün AB için bir referandum yapılsa toplumun kaçı Sayın Denktaş'ın fikirleri doğrultusunda oy verir çok merak ediyorum doğrusu. Bence asıl vatan hainleri yıllarca kendi halkının (Kıbrıs Türk halkı) çıkarlarına değil de başka kesimlere hizmet eden zihniyettir. Bizim arzumuz demokratik ortamda, iç ve dış baskılara maruz kalmadan varlığımızı sürdürebilmemizdir. Türkiye gibi büyük devletin adada küçük hesaplarla uğraşmasına akıl sır erdiremiyorum. Kaldı ki Kıbrıs Türk halkının Türkiye Cumhuriyeti'ne nankörluk etmesi düşünülemez bile. Türkiye'de problemlerimiz tam olarak anlaşılmadığı sürece mevcut sorunların ve yanlış politikaların devam edeceğini düşünüyorum. Maalesef olaylar Kıbrıs Türkü'nün tamamen asimile oluşuna doğru gidiyor.

   * Kıbrıs'ın iç meselelerinin Türkiye kamuoyu için bir kapalı kutu olarak var olmasında Türkiye basınının sorumluluk payı olduğunu tarafsız bir gözle bakan ve olayları farklı kanallarla da olsa izleyen herkes fark edebilir. Ne kuş ne deve politikası, yalnızca iktidar merkezlerini değil kamuoyunu şekillendiren basını da etkisi altına almış gibi görünüyor.

   * Türkiye basını Kıbrıs'taki iç olaylara pek yer vermiyor. Halbuki birçok olay veya sorun Türkiye kaynaklı. Özellikle muhalefetin sesini duyan yok gibi. Oysa Kıbrıs'ta muhalefet sanılanın aksine büyüyor. Belki de hiç istemediğimiz bir noktaya bile gelebilir. Türkiye-Kıbrıs ilişkilerinin sağlıklı bir zemine oturtulması gerekiyor. Aksi halde iki taraf da zarar görebilir. Türkiye'nin bunu görmesi gerekiyor."
İşte böyle...


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.