Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
12 Temmuz 2000

Psikolojik savaş

Haziran ve temmuz aylarında, özellikle de haziranda tüketici enflasyonu yılın en düşük düzeyinde gerçekleşiyor. Tamamen mevsimlik nedenlere dayanan bu olgu, şüphesiz normal dönemler için geçerli. Enflasyonun eğiliminde (trendinde) önemli değişiklikler olduğu dönemlerde, eğilim değişikliği mevsimlik hareketlere ağır basabiliyor. Bunun en güzel örneği, Temmuz 1997'de kamu fiyatlarının büyük ölçüde artırılmasıyla, tüketici enflasyonunun yükseliş eğilimine girmesi sonrası yaşananlar. Mevsimlik hareketlerin aksine, mesela, temmuz enflasyonu çok yüksek çıkmıştı. O yılın ikinci yarısındaki bazı ayların enflasyon değerleri için de benzeri bir yorum yapılabilir.
Uygulanan program çerçevesinde enflasyonun başaşağı bir eğilim izleyeceğini biliyoruz. Daha doğru bir ifadeyle, mevsimlik hareketlerinden arındırıldığında, tüketici enflasyonu her ay bir öncekinden daha düşük gerçekleşecek. Ama, mevsimlik hareketlerinden arındırıldığında. Oysa, konuyla ilgisi olmayanlar için, mevsimlik hareketlerden arındırmak bir şey ifade etmiyor şüphesiz.
Haziran ayı enflasyonu için atılan manşetleri hatırlayın. Enflasyonun artık binde olarak ölçülecek düzeye düştüğünü yazanlar da oldu. Bu tür yorumlar şöyle bir bekleyiş yaratabilir. Bundan sonra, yüzde 1'in üzerindeki aylık enflasyonlar yüksek olarak yorumlanabilir ve 'acaba' sorusu bazı akıllara takılabilir.
Bu ayrıntı gibi görünen nokta, aslında bir ayrıntı değil ve çok önemli. Enflasyonla mücadelenin temel koşullarından birisi de bekleyişleri olumlu yönde etkilemek çünkü. Diğer bir deyişle, bir ölçüde psikolojik savaş da gerekiyor.
İşte burada yetkililere önemli bir görev düşüyor. Temmuz enflasyonu bir tarafa, yılın ikinci yarısının diğer aylarındaki enflasyonun haziran ayında gerçekleşenden yüksek çıkabileceğini, bunun enflasyonun yükselmesi anlamına gelmediğini mutlaka açıklamalılar. Tabii, beraberinde şu soruyu gündeme getirir bu açıklama: 'Ne kadarlık bir enflasyon normaldir?'
Son iki ayın enflasyon rakamları açıklandığında yazdığım yazılardaki basit hesabı, yılın ikinci yarısı için yapayım. Nisan ve temmuz aylarındaki tüketici enflasyonu, böyle bir program çerçevesinde olması gerektiği gibi çıktı. Bu iki ayın enflasyonunu hareket noktsı alan hesap şöyle: Yaratılan düşük enflasyonist ekonomik ortam aynen sürüyor. Ancak, bundan sonra tüketici enflasyonunda ek bir azalma eğilimi görülmüyor. Bu durumda, sırf mevsimlik nedenlerle bundan sonrası için ne düzeyde bir enflasyon beklemek gerekir? Tabloda bu soru yanıtlanmaya çalışılıyor.

Aylık tüketici enflasyonu (%)
Temmuz (0.8-1.3)
Ağustos (1.1-1.8)
Eylül (1.7-2.8)
Ekim (1.6-2.5)
Kasım (1.2-1.8)
Aralık (1.1-1.5)

Düşük rakamlar, 2000 Haziran ayı enflasyonu, yüksek rakamlar da 2000 Nisan ayı enflasyonu temel alındığında elde ediliyor. Görüldüğü gibi, yüzde 3'lere yaklaşan aylık enflasyon rakamlarıyla bile karşılaşmak mümkün.
İlk altı aylık tüketici enflasyonu yüzde 17,8 olarak gerçekleşti. Yıl sonu tüketici enflasyonu, tablodaki düşük aylık enflasyon rakamları geçerli olduğunda yüzde 27, yüksek rakamlar dikkate alındığında ise yüzde 32 oluyor. İki noktayı tekrar vurgulamakta yarar var: Bu rakamlar, birincisi, enflasyondaki düşme eğiliminin ivme kazanmayacağı varsayımına dayalı. İkincisi, enflasyondaki geçmiş ortalama mevsimlik hareket yapısının aynen süreceği varsayılıyor. Kısa dönemde, bu yapının fazla değişmesi beklenmese de, herhangi bir yılın mevsimlik hareketi, ortalamadan farklı olabilir hiç şüphesiz.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.