Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
12 Temmuz 2000

Susurluk sırları

Eski MİT yöneticisi Mehmet Eymür, kendisine ait internet sitesinde çok ilginç bir yazı dizisi sürdürüyor. Daha önce bu köşede birkaç kez okuduğunuz iki İranlı eroin kaçakçısının 1995 Ocak ayında kaçırılıp öldürülmelerinden hareketle Susurluk sürecinin bazı ilginç belge ve bilgilerini ifşa ediyor Eymür.
Önce kısa bir hatırlatma yapayım: Ben iki İranlının Yeşil ve adamlarınca kaçırıldığını yazdım. Eymür, Yeşil'in iki İranlının kaçırılmasından bir gün önce ve bir gün sonra Ankara'da MİT görevlileriyle buluştuğunu, buna rağmen MİT'in Yeşil'den şüphelenip onu sorguladığını ama sonunda Yeşil'in kaçırma olayında yer almadığına ikna olduklarını söylüyor.
Biliyorsunuz Yeşil, kaçırma olayını izleyen günlerde bir de Ankara polisi tarafından gözaltına alınıp sert bir sorgudan geçmişti. İşte bu sorgu sonrası MİT, Yeşil'i hem tedavi ediyor hem de sorguluyor. Mehmet Eymür, sitesinde MİT'te yapılan bu sorguda Yeşil'in söylediklerini aktarıyor.
Yeşil'in çok uzun olan MİT ifadesinden önemli bölümleri haber sayfalarımızda zaten okuyacaksınız. Ben bu ifadelerden ve Eymür'ün daha önceki yazdıklarından hareketle giderek şekillenmeye başlayan Susurluk ilişkilerine göz atmak istiyorum.
1995 yılına gelindiğinde, Susurluk çetesinin birbirine girdiği, önemli isimlerin aralarının açıldığı anlaşılıyor.
Mesela İbrahim Şahin'le Abdullah Çatlı'nın arası hayli açık. Bu kavga halini daha önce 'Kocaeli çetesi' diye bilinen grubun başındaki Hadi Özcan'ın ifadelerinde de görmüştük. Orada Hadi Özcan, İbrahim Şahin'in kendisini Çatlı'yı öldürmeye teşvik ettiğini söylüyordu.
Yeşil'e göre İbrahim Şahin, İstanbul ya da İzmir Emniyet Müdürlüğü'nü istiyordu, kendisine Adana teklif edilmiş ama o kabul etmemişti. Eğer isteği yerine getirilmezse emekli olacaktı ama öldürülmekten korkuyordu, Yeşil'e 'Belki benim infazımla seni görevlendirirler' diyordu.
Çetenin arasına giren kara kedi paraydı. Halen yargılanmakta olan 'Arnavut' lakaplı Sami Hoştan, Abdullah Çatlı ve Haluk Kırcı bir taraftaydı, İbrahim Şahin ve yakın adamları öteki tarafta. Eroin parası paylaşılamıyordu.
İbrahim Şahin, Yeşil'e 'Biz İstanbul'a geldiğimizde İstanbul polisinin gözüne uyku girmiyor' diyerek polis içi çatışmayı da övünerek anlatıyordu. Çatlı ve arkadaşlarının Yeşil'in Sami Hoştan'ı öldürmesinden çekindikleri ve Yeşil İstanbul'a geldiğinde Hoştan'ı özel korumaya aldıkları da Yeşil'in iddiaları arasında.
Tabii Hoştan'ın Dev-Sol'la ne gibi bir irtibatının olduğu pek anlaşılmıyor ama resmi devlet belgelerinde de Hoştan Dev-Sol'la ilgili gözüküyor. Hoştan'ın başlıca ilgisinin eroin olduğu düşünülecek olursa irtibatın mahiyeti de tahmin edilebilir.
Yeşil, para alabileceği her yerden para almaktan çekinmediğini, Ceylanlar dahil herkesi haraca bağladığını ('vergi' diye adlandırıyor, aynen PKK gibi) bir devlet kurumu olan MİT'e rahatça söylüyor ve başına hiçbir şey gelmeden oradan ayrılabiliyordu.
Aynı Yeşil, 'faili meçhul' bir cinayete kurban giden Kürt yazar Musa Anter'i bir PKK önde geleni aracılığıyla nasıl kandırıp tuzağa düşürdüğünü de yine MİT'e adeta övünerek anlatıyordu. Bu anlatımdan hareketle Musa Anter'i Yeşil'in öldürdüğüne kuşku duyulamaz artık. Tek bilinmeyen Yeşil'in talimatı kimden aldığı.
Yeşil'in Mehmet Ağar'a yönelik çok ciddi ithamları da var. Anlatılanlardan benim çıkarabildiğim, bir çeşit 'turnike' sisteminin kurulduğu. Yeşil tarafından tehdit edilenler ya parayı direkt ona veriyorlar ya da Yeşil'in anlatımıyla Ankara'da Ağar'a sığınıyorlar. Yeşil, Ağar için, 'Sayemde çok para kazandı' diyor.
Yeşil'in en çok jandarmaya güvendiği, zaten jandarma sosyal tesislerinde yatıp kalktığı da kendi ifadelerinde yer alıyor. Nitekim bir TV programında eski Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Teoman Koman ısrarlı soruların ardından, 'Yeşil denen şahsı bölgede tanımayan yoktur' demişti. Yeşil'in ve Mehmet Eymür'ün ifşaatları Susurluk sürecine büyük ölçüde ışık tutacak nitelikte. Yarın bu konuya devam edeceğim.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.