![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
Çocuklarımıza ne yapıyoruz? talkan@media.ankara.edu.tr'Bir adam, okyanus sahilinde yürüyüş yaparken, denize telaşla bir şeyler atan birine rastlar. Biraz daha yaklaşınca, bu kişinin, sahile vurmuş denizyıldızlarını denize attığını fark eder ve 'Niçin bu denizyıldızlarını denize atıyorsunuz?' diye sorar. Topladıklarını denize atmaya devam eden kişi, 'Yaşamaları için,' yanıtını verince, adam şaşkınlıkla, 'İyi ama burada binlerce denizyıldızı var. Hepsini atmanıza imkân yok. Sizin bunları denize atmanız neyi değiştirecek ki?' der. Yerden bir denizyıldızı daha alıp denize atan kişi, 'Bak onun için çok şey değişti,' karşılığını verir.' Bu öyküyü, Tınaz Titiz'in yazdığı 'Ezbersiz Eğitim: Yol Haritası' adlı kitabın arka kapağında okuyabilirsiniz. Eğitimle ezberlemeyi karıştırmak, pek çoğumuzun hep yakındığı, ama kimsenin bir şey yapmadığı konulardan birisi. Medreselerin ve mollaların sadece adları ve ezberledikleri konular değişti. Onun dışında eğitim sistemimiz eski usul ezberciliğe devam ediyor. Ortaöğretim ders kitaplarını alıp karıştırınca saçlarım diken diken oluyor: Benim ve babamın çocukluğundaki eğitim anlayışından bir adım ileri gidilmiş değil. Çocuklarımı okula gönderirken, bilgi ile besleneceği bir mabede değil, ezber yöntemiyle işkence edileceği bir tutukevine gönderdiğimi duyumsuyorum. Tınaz Titiz, bu konuda bir şeyler yapmaya kararlı gözüküyor. 'Ezbersiz Eğitim' kitabı, eğitim sisteminin eleştirisi, ezberin ne olduğu, eğitimin öğrenciyi merkez alması, çocukların ilgi alanlarının öne çıkarılması, eğitimde senaryo ve tekrarsız öğrenme, bilgisayarın ve internetin eğitimde kullanımı, sınav sistemlerinin tekrar gözden geçirilmesi, dil, performans ölçütleri.. gibi pek çok temel konuda öneriler getirmiş. Bu konularda çalışmalar yapan 'Beyaz Nokta Vakfı'nın da başkanlığını yapıyor Tınaz Titiz. Beyaz Nokta Vakfı'nın ve Bilim Merkezi Vakfı'nın birlikte kotardıkları son girişimlerinden birisi, okullara ve öğrencilere birer 'mikroskop ve teleskop seti' dağıtılmasını sağlamak. (Bunun için kaynak arayışındalar.) Setlerin içinde, mikroskop ve teleskopla birlikte, TÜBİTAK'ın yayımladığı üçer yardımcı kitap bulunuyor. Kendi eğitim yaşamımla ilgili bir şeyi çok net anımsıyorum: İlkokula başlayıncaya kadar durmadan soru soran bir çocuktum. O kadar çok soru sorardım ki, çevremdekiler illallah ederler, "Yeter artık," demeye başlarlardı. Okula başlar başlamaz, soru sormaz oldum. Sanırım benzer bir öykü herkesin başından geçmiştir. Soru sormak, öğrenme isteğinin belirtisi değil midir? Öğrenmek isteyen çocukları okula alıp nasıl bir işlemden geçiriyoruz ki, birdenbire soru sormaz hale geliyorlar? Sanırım asıl yanıtlanması gereken soru budur. İnsanları bırakın, hayvanlar bile kapasiteleri oranında öğrenmeye eğilimlidirler. Öğrenme isteği, doğal olan eğilimdir. Bu doğal eğilimi ortadan kaldırmak, çocukları okuldan nefret eder hale getirmek için ne yapıyoruz? İlkokul birinci sınıfta hocamız bizi aldı, okulun bodrumuna götürdü. Karanlık, izbe, örümcek ağlarıyla, birbiri üzerine atılmış masa ve sandalyelerle dolu iğrenç bir yerdi. "Yaramazlık edenleri buraya atarız!" dedi. Ertesi gün evde bulduğum çıra ve kibriti okula getirdim. Bodruma inip orayı yakmaya kararlıydım. Bereket bodrumun kapısı kilitliydi. Biz çocuklarımıza ne yapıyoruz?
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||