Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
13 Temmuz 2000

Büyük gelin avı

Haber ResmiTunca ARSLAN
Eğer türün sevdalılarından biriyseniz, yaz günleri yudumlanan hafif renkli kokteyller niyetine tüketebilirsiniz... Yok eğer, 'artık yetti' deyip 'daha sert' bir şeyler istiyorsanız, romantik komedilerin neredeyse 'bir kâbus gibi' sinema salonlarına çöktüğü şu günlerde işiniz hayli zor demektir. Sağımız solumuz, önümüz arkamız, romantik komedilerle doldu.
Farklı şirketlerin gösterime soktuğu filmlerin sıralanışı 'görünmez bir el' tarafından yapılıp bir 'düzen' ve 'devamlılık' kaygısı güdülseydi, 'İkimizin Hikâyesi'nin kesinlikle 'Şahane Bekâr'ın ardından seyredilmesi gerekirdi. Onca mücadelenin ardından kıyılan nikâhın 15 yıl sonrasında yaşananlar, 'Bakın ne hale geliyorlar!' esprisi içinde sunulabilirdi rahatlıkla. 'Şahane Bekâr', aşklarında ve evliliklerinde büyük bir aşınma yaşayan çiftin hal ve gidişini anlatan 'İkimizin Hikâyesi'nin öncülü gibi. Bekâr kalmak için epey uğraşan ama sonunda yelkenleri suya indirip, konacağı yüklü mirasın koşullarından biri olduğu için de evlenmek isteyen delikanlının orta vadedeki geleceği, Bruce Willis'inkinden pek farklı olmayacak nasılsa!
Mesele şu: Bekârlığın 'sultanlık' bile değil, 'imparatorluk' olduğuna inanan genç adam, dedesinden kalan 100 milyon dolarlık mirasa konabilmek için 27 saat içinde evlenmek zorundadır. İki kez beceriksizce evlenme teklif ettiği ve paradan haberdar olmayan aşkı, alıp başını gidince, 'eski defterleri' karıştırıyor ve daldan dala konarak nikâh masasına doğru kanat çırpıyor...
Chris O'Donnell ile 'gönül çelen' Renee Zellweger'ın başrolleri paylaştıkları, Brooke Shields'ın da çok şaşırtıcı, oldukça başarılı ama kısa bir rolle karşımıza çıktığı 'Şahane Bekâr', bir dizi skeçten oluşan, beyaz gelinliği neredeyse fetiş halinde kullanıp kostümcüleri zengin eden, yer yer 'güldürücü' özelliklere sahip orta karar bir film. Sessiz sinema döneminin en önemli komedi sanatçılarından Buster Keaton'ın 1925 yapımı 'Seven Chances' filminden esinlenildiği de bilgileriniz arasında bulunsun. 'Domuz Besicisi Leon', 'İkili Oyun' gibi filmlerinden tanıdığımız yönetmen Gary Sinyor, bir tür 'Büyük Beyaz Gelin Avı' serüveni anlatmış, seyircisinin beklentilerini karşılamış ve zaten fazla bir şey beklenmemesini de umut etmiş. Kendi adıma son yıllarda seyrettiğim en hoş düğün komedisi, Frank Coraci'nin yönettiği, Adam SandlerDrew Barrymore ikilisinin harika olduğu 'Evlilik Öpücüğü-The Wedding Singer' ayarında bir filmle karşılaşır mıyım diye merak ediyordum. İki film arasında büyük sıklet farkı olduğunu gördüm ama yine de 'Şahane Bekâr'ı meraklılarına ve biraz serinlemek isteyenlerin dikkatlerine sunmaktan da (Fitaş-8'in 'çapaklı' ses düzenini göze almaları şartıyla!) geri durmuyorum.
Filmle ilgili söylenebilecek son şey, evlilik tekliflerinin tam anlamıyla bir 'ahlaksız teklif' biçiminde yapılması, ama neyse ki pek çok genç kız 100 milyon doları elinin tersiyle itebilecek cesareti ve onuru gösterebiliyor. Yani, yeni bir 'siz olsaydınız ne yapardınız?' sorusu da ortaya atıyor 'Şahane Bekâr'.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.