![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
Bir 'devlet'in iflası eguven@radikal.com.tr'KKTC sorunu' üç boyutlu. İlki, yani Kıbrıs sorunu malum. İkincisi, bugünlerde iyice su yüzüne çıkan demokrasi sorunu. Üçüncüsü de ekonomik sorun. İlk sorun, diğer ikisini besliyor, ağırlaştırıyor. Kıbrıs sorunu çözülmedikçe KKTC'de demokrasi bunalımı da ekonomik çöküntü de derinleşiyor. Siyasi açıdan gelinen nokta iyi kötü ortaya çıkmış durumda. Ekonomiye gelince... Elimde bir belge var. Kıbrıs İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Şükrü Sina Gürel'e bağlı Kıbrıs Müşavirliği'nin eşgüdümünde hazırlanıp 'gizli' ibaresiyle yaklaşık bir ay önce Ankara Büyükelçiliği üzerinden KKTC hükümetine 'sunulmuş' bir belge bu. Baştan sona okunduğunda çıkan sonuç şu: Ankara, bugüne kadar KKTC ekonomisine yönelik olarak izlediği politakaların iflas ettiğini itiraf ediyor. Dolayısıyla da KKTC ekonomisinin. Evet, sonuç bu. İşte bazı satırbaşları: 'KKTC ekonomisi yapısal sorunlar, yüksek enflasyon ve dışsal engeller (ambargo kastediliyor) nedeniyle 1990-2000 yılları arasında ancak yüzde 3 seviyesinde büyüyebilmiştir. Kamu açığı GSMH'nin yüzde 10'unu aşıyor. Kronik bir yapı arz eden ve giderek artan açığın sürekli Türkiye'den karşılandığı düşünülürse sürdürülebilmesi mümkün görülmemektedir. Sosyal güvenlik sisteminin ağır finansman yükü, aşırı kamu istihdamı, kamu harcamalarındaki etkinsizlik, genel denge gözetilmeden yapılan sosyal transferler gibi sürdürelemez hale gelmiş bütçe açıkları, verimsiz kamu işletmelerinin artan finansman ihtiyacı, etkin olmayan tarım sübvansiyonları, bankacılık sektöründe mevzuat, denetim ve gözetim eksikliğinden kaynaklanan kırılgan yapı, KKTC ekonomisinin başlıca temel olarak sorunları olarak dikkati çeken konulardır.' Evet, hangi gerekçelere sığınılırsa sığınılsın, bu satırlar hadi 1974'ten demeyelim ama en azından KKTC'nin ilan edildiği 1983 yılından bu yana Türkiye ve KKTC hükümetlerince uygulanagelen ekonomi politikalarının, Kuzey Kıbrıs'ı nasıl bir uçurumun eşiğine getirdiğinin itirafı değilse nedir? Söz konusu politikalar 'üretkenliği' değil 'beslenmeyi' teşvik eden bir amaca hizmet ettiği için artık deniz bitmek üzere. Eğer güncel ve somut bir örnek istiyorsanız: KKTC'de memur maaşları bu ay ancak 7'sinde ödenebildi, üstelik de bin bir güçlükle. Ağustos maaşlarının akıbeti ise meçhul. Gayet doğal. KKTC'de ne doğru dürüst bir sanayi var, ne turizm, ne de tarım. Peki ne var? Taşıma suyla dönen bir ekonomi var, kumarhaneler var, off-shore bankalar var, ha bir de 'yeni umut' diye sarıldıkları üniversiteler var. Zaten belge de bu gerçekleri açıkça ortaya koyuyor. Biraz da bu yüzden değil mi, Güney'de kişi başına düşen milli gelir 15 bin doları bulmuşken, Kuzey'de 3 bin doların da altında seyretmesi. Sorumlu kim? Ankara'ya bakarsanız her ne kadar alenen söyleyemese de Lefkoşa, Lefkoşa'ya sorarsanız her ne kadar ağzını açamasa da Ankara. Doğru yanıt ise c şıkkı, yani her ikisi. Peki faturayı kim ödüyor? Elbette Türkiye ve KKTC halkı. Ancak belgeden anlaşılan o ki Türkiye bundan böyle faturanın çoğunu KKTC'ye kesme niyetinde. Çünkü belge 2000-2003 yılları arasında çok sıkı bir maliye politikası ve giderleri azaltıp gelirleri artırıcak tasaruf tedbirleri öngörüyor: Ankara'dan Lefkoşa'ya mali yardım azaltılacak, vergi oranları yükseltilecek, tarım sübvansiyonları kesilecek, memurların özlük hakları geriletilecek, kamu mallarına rekor oranlarda zam yapılacak, ek mesai ücretleri kaldırılacak, burs ve sosyal güvenlik sistemi şemsiyesindeki ödemeler kısılacak. Peki finansman? Söz konusu programın finansmanı elbette Türkiye tarafından karşılanacak. Ancak program bitiminde hedeflenen, KTKTC'nin artık kendi kindisini finanse edecek duruma gelmesi. Hedefe ulaşılabilir mi? Bilinmez ama hiç kuşku yok ki üniversitesinden bankasına kadar KKTC ekonomisini hallaç pamuğu gibi atacak bu süreç boyunca KKTC halkı kemer sıkacak, hem de adam akıllı sıkacak. Yani bugüne kadarki hükümet politikalarının faturasını halk ödeyecek, tabii söz konusu politikaları başından beri kıyasıya eleştiren kesimler de dahil olmak üzere. Başka çare yok gibi... Ne demeli şimdi? Herhalde şöyle: Bugüne kadar aklınız neredeydi?
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||