Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
13 Temmuz 2000

Neden yadırgamıyoruz?

Yeşil, namı diğer Mahmut Demir, namı diğer Mahmut Yıldırım... Taa 1971'den beri 'icrai sanat' eyleyen bir kişi. Sayısını kendisinin de unuttuğu kadar çok insan öldürmüş. Zaman zaman 'Terminatör' adıyla da anılması bu yüzden.
PKK ile yürütülen mücadelede Türkiye'nin resmi güvenlik güçleri demek öylesine bir karışıklık ve acz içine düşmüşler ki, Yeşil'in 'hizmetlerinden' bile medet umulmuş. Yüzyıl başından beri İrlanda'da boğuşan İngiltere bir kez bile Yeşil benzeri hiçbir resmi sıfatı olmayan kişileri operasyonel amaçla kullanmamışken, bizim Yakup Cemil-Topal Osman geleneğimiz hemen bu çeşit 'gönüllü'leri ortaya çıkarıveriyor.
Sadece o mu? Abdullah Çatlı ne, Haluk Kırcı ne?
Daha da ilginci, anayasasında 'hukuk devleti' yazan ülkenin 'kanun uygulama kuvvetleri' yani polisi, jandarması bu tip 'gönüllü'leri hiç yadırgamıyor.
Yeşil, polis tarafından işkenceli sorgudan geçiyor, dört gün ifadesi alınıyor ve sonra hiçbir işlem yapılmadan serbest bırakılıyor. Ne savcının haberi var Yeşil'den ne başkasının...
Yeşil, jandarmaya ait sosyal tesislerde kalıyor, "Binbaşı A.Ö.'ye, gel operasyona gidiyoruz, dedim mi, sorgusuz sualsiz gelir" diyor. Jandarma onu yadırgamıyor, dönemin Jandarma Komutanı "Yeşil'i bölgede herkes tanır" diyor.
Yeşil, MİT tarafından günlerce 'de-brief' (sorgu değil, dikkat edin) ediliyor. Burada övünerek bazı cinayetleri anlatıyor. Sonra elini kolunu sallaya sallaya gidiyor. MİT'ten maaş almaya devam ediyor.
Dün de yazdım, Yeşil'in MİT'te 'de-brief' edilmesi sırasında sorgucuların merak ettiği konu, Yeşil'in iki İranlı eroin tacirini kaçırma işine karışıp karışmadığı. Bu işe karışmış olsa ne yapacaklar Yeşil'i? Acaba MİT'le ilişiğini mi kesecekler?
Yeşil, MİT elemanlarına iki İranlı'yı kendisinin kaçırmadığını ispata çalışıyor. Bu arada bu işi PKK'nın da yapmadığını anlatmak istiyor. Ona göre PKK'nın eylemi sahiplenmesi bir şey ifade etmiyor, çünkü kendisi de vakti zamanında PKK'yı ve onun haber ajansı Kurd-Ha'yı defalarca manipüle ederek kandırmış.
İşte bu noktada Yeşil geçmişte PKK'yı nasıl manipüle ettiğini anlatmak için bazı örnekler veriyor ve Musa Anter'i kendisinin öldürdüğünü övünerek anlatıyor.
Peki bunu anlatıyor da ne oluyor? MİT elemanları hemen meraka kapılıp Yeşil'e bu konuyla ilgili sorular mı soruyorlar? Hayır. Hiçbir şey olmuyor. MİT, Kürt yazar Musa Anter'le ilgili tek bir soru dahi sormuyor.
Aynı şekilde, Yeşil'in anlatımlarının tümü okunduğunda, yıllardır aranan bir dizi cinayetin zanlısı olan Abdullah Çatlı'dan söz açıldığında da MİT'in uzman elemanları kıllarını kıpırdatmıyorlar. Şaşırmak ne kelime, söylenenleri yadırgamıyorlar bile.
Yine Yeşil'in anlatımları arasında Emniyet Genel Müdürlüğü'nün en önemli birimlerinden birinin, Özel Harekat Dairesi'nin başındaki bir insanın (İbrahim Şahin) çeşitli işadamlarını haraca bağladığı, o işadamlarının da 'vergi' adı verilen bu paraları çeşitli rütbeli polisler aracılığıyla gönderdiklerini, bu paralardan kendisinin de nasiplendiğini anlatıyor. Yine tık yok. Kimse yadırgamıyor anlatılanları, bu işte bir acayiplik var, diye düşünmüyorlar.
Hep MİT'in üstüne gidiyormuşum gibi oldu ama eldeki belge bunu yapmamı kolaylaştırdığı için böyle yazıyorum. Yoksa polis teşkilatında da, jandarmada da durum farklı değil.
Kimse kimseden daha temiz ya da daha kirli değil anlayacağınız.
Oysa kanunlara uymak her vatandaşın görevi. 'Kanun uygulama gücü' niteliğindeki polis ve jandarmanın işi bu. MİT'in suçla mücadele ve suçluyu yakalama gibi bir görevi yok belki ama en azından vatandaşlık bilinci mesela Yeşil'in, İbrahim Şahin'in, Abdullah Çatlı'nın, 'Arnavut Sami'nin, Mehmet Ağar'ın, Korkut Eken'in vs. savcılara ve teftiş kurullarına ihbar edilmesini gerektirmiyor mu?
Yeşil'in anlatımlarından sadece bu sonuçlar çıkmıyor. 'PKK ile mücadele ediyoruz' diye yola çıkanların nasıl PKK ile iç içe geçtiklerini, çıkarlarının nasıl kesiştiğini de görüyoruz anlatımlardan. Daha vahimi bu ilişkileri de kimse yadırgamıyor.
Bir de bu 'ifade' ya da 'bilgi notu' ve içerdiği bilgiler bunca yıl ortaya çıkmıyor, zamanında hukuki sonuç doğurma ihtimali varken hiçbir
işlem yapılmıyor.
Bir tek ben mi yadırgıyorum bunları?


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.