![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
Eleştiren mektuplarOhannik Akopcan "Tüm tektanrılı dinler kurumsal çerçevede yaşanmaktadır. Dini kurumlarda olduğu gibi din dışı kurumlarda da semboller ön plandadır. Bu yeni bir uygulama olmayıp, toplumda alışılagelmiş uygulamalardır. Örneğin askeri rütbeler, resmi makamların forsları vesaire. Ayrıca Sayın Taşdiken, dindeki kurumsallaşma ve adı geçen hiyerarşi sadece inananlar için, benimseyenler için mevcuttur. Dinde hiçbir zorlayıcılık söz konusu değildir." Tamar Koçyan "Sayın Taşdiken'in yorumu beni hayrete düşürdü. Semboller hayatımızın ayrılmaz parçalarıdır. Az daha cinayete kurban gidecek olan Papa'nın gizli servislerden daha güçlü olduğunu hangi mantık kabul eder? Kosova'da yaşayan dram Papa tarafından nasıl engellenebilirdi? Neden Müslüman dünyasının din adamları İran ile Irak arasındaki savaşı engelleyemediler? Çünkü savaşın mantığı yoktur." Ari Bostan Atina-Vatikan Hattı başlığıyla din - biçim ilişkilerini konu ettiğim yazı üzerine aldığım eleştirilerden bazıları bunlar. Asa ve kisveyi örnek göstererek dinlerde öz yerine biçimin öne geçtiğini anlatmaya çalıştım. Dinlerin geleneksel bir yapıya dönüşerek, siyasetin, yönetimin hatta askerliğin alanları içine girdiğini, oysa insani değerleri hedefleyen bir kurum, insanlığı arayan bir öğreti olarak artık aslına dönmeye karar vermesi gerektiğini söyledim. Dini hiyerarşilerin insanların şekil zaaflarını kullandığını söyledim. Dinlerin birer şekil yığını haline dönüştüğünü söyledim. Muradım ne süslü libaslarını eleştirmek ne ellerindeki güç sembolü sayılan asalarını küçümsemektir. 1. Dünya tarihinde hükümranlıklar meşruiyetlerini daima dine dayandırmak ihtiyacı hissetmişlerdir. En kanlı savaşların ateşleyici en büyük gücü olarak daima dine başvurulmuştur. 2. Kanımca bütün dinlerle birlikte, din dışı bütün ideolojiler zamanla biçimlerden ve sembollerden ibaret bir kabuk haline gelmişlerdir. Halk kitlelerinin özü, daima biçime, sembole indirmeye çok yatkın olduğunu bize sosyoloji de söylüyor. Musevilik için, Hıristiyanlık için, Müslümanlık için olduğu kadar bu Budizm için ya da çok sınırlı kabileler arasındaki daha az yaygın dinler için de böyle. Nedeni, insanların, basitleştirme ve şekilleştirmeyle kavrama isteğidir. 3. Ancak her din, şekillere, kalıplara ve geleneklere saplanıp kalmış topluluklar için bir ihtilal ve yeniden yapılanma manifestosu olarak ortaya çıkmıştır. İsa'nın, sohbetini 'göklerin melekutu'ndan olan en değerli gıda ve en zengin sofra olarak sunuşu, Museviliğin kurallar sistemine dönmüş geleneksel yapısına 'mücerret' bir itirazdı. Konuyu önemli bulduğunu belirten Ermeni Patriği Sayın Mesrob Mutafyan da derin bir vukufiyetle görüşlerini bildirdi. Ancak yazılmamasını istediği için ricasına uyuyor ve detaylarına inmiyorum. Hazreti İsa, özün yani cevherin, yani evreni saran sevginin peşindeydi. Hint Budizmi'nin de ortak keşfi olan bu cevheri, yani insanın 'kendini' araması, Mesih'in çarmıhı olduğu kadar, daha sonra Müslüman dünyasında Hallac-ı Mansur, Nesimi, Şeyh Bedrettin gibi pek çok insanın da 'sebeb-i katl'i olmuştur. Özler, kabuğun içindeki çekirdek gibi gizli kalmış ve bütün dinler siyasetin ve geleneğin egemenliğine girmiştir. Yüzlerce yıldır böyledir bu.
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||