Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
13 Temmuz 2000

Yorgunluk yazlıklık durumları

Sağ ayağımın üstünde iki yara var.
Sol ayağımın üstünde de var iki tane. Ama sağ ayağımın üstündekilerden bir tanesi acıtıyor özellikle.
Yanlış tokyo/yanlış zaman yüzünden. O esaslı yaranın üstüne Batuğ'nun (NBA) kızıma hediyelerinden olan Batman yara bandını yapıştırdım, sabahleyin. Durmadı, kaydı gitti.
Bu arada burnumun sağ kanadında bir yara var.
Sol avucumun içini de, fişi tamir ederken (evet! fişi tamir ederken) kaptırdım. Orası da sıkı bir şekilde, sıyrıldı. Yara bere içindeyim, gördüğünüz üzre. Müreffeh gazetelerde gazete halkı n'apıyor? "Ey okur, seni çok seviyorum; ama yoruldum. Yıllık iznimin BİR KISMINI kullanmak üzre..." yazıp. Budur müreffeh gazetelerde olsun, muasır medeniyetlerde olsun, durum.
Bizde n'oluyor?
"Ben 1 hafta yazmayayım," diyorum. Belli ki yaz faaliyetlerinden kafam zonkluyor. "Koleksiyondan parçalar veririm çok isterseniz," diyorum. 'Çetin Altan durumları.'
"Onun 25 yıl önceki yazıları çıkıyor," diyor Mehmet Sayın Yılmaz.
"Benimkiler de 25 yıl önce yazılmış havasındalar," diyorum. Hani şöyle bir sahte antik havası serpiştirilebilir üzerlerine. Yıldız tozu filan.
'Yaz sen, yaz," diyor.
Sanki "N'ooolur habire yazıiim mi?" demek için aramışım. Bi de konuşmaya neşeli bir hava katıyor.
Bu 'kadın komedyen' durumları uzun vadede de, kısa vadede de insanın aleyhine işleyen bir durum.
Kızınızı komedyen olarak yetiştirmeyin!
Ben gözlemişimdir, en başarılı kadın tipi, işine geldiğinde düşüp bayılan, ya da en azından tansiyonu düşen/çıkan işte öyle bir bakıma/himayeye her daim muhtaç kadın tipidir. Bunu da belirtelim, burada. Ya kendimi iş makinesine kaptırmış, habire ev işi yapıyorum. Habire.
Her şeyin tozunu alıyorum. Yıkayamadıklarımın. Yıkayabildiklerimi, yıkıyorum. Nasıl koşturmaktayım. Tabii bu kadar koşup hoplamaya bu kadar iş kazası, normal.
Sonra Amerika'da yaşayan çok sevgili arkadaşım ziyaretimize geliyor. Melek'in hamurdan hamburger yapma makinesinin öldür Allah bir parçasını takamamışım. (Bu da bana temiz bir 15 dakikaya patladı. Kolu yerine yerleştirmeye uğraşmak yani.)
O tecrübeli bir 'baba'. "A, tabii," diyor. Hop küt tak çak. Kuruyor hamurdan hamburger yapma küçük fabrikasını. Çok iyi yani.
Deniz kenarına iniyoruz. Ben yorgunluktan sallanıyorum. "Melek'e bir şeyler sürmeyecek misin?" diyor. Aa! Deniz sütü! Sürücem tabii. "Çantada," diyorum. Onun adı deniz sütü değil de, güneş sütüydü galiba. Öyle bir şeydi. 'Süt' kısmı doğru da.
Gölgede oturup yemek yiyoruz.
Sonra artık muhakkak gelmesi gereken telefon, geliyor gazeteden.
"Yazınız?"
"Yazım? A, doğru saat dördü geçmiş de. Geliyor, tabii. Yolda. Yolun üstünde."
Arkadaşımla vedalaşıyoruz.
"Öyle çok uykum var ki," diyorum. Masadan kalkarken ben, Melek karpuzunu yememe pazarlığı yapıyor.
"Nasıl istersen," diyorum. Takatsız anne, mağlubiyete mahkûm bir adet annedir.
Arkadaşıma dönüp "Annelere yılda bir ay 'çocuk tatili' verilmeli," diyorum.
Eve geldim. Yandaki evde tamirat var. Boruları filan kesiyorlar. Şahane gürültülü.
"Yazımda," diyorum, "İstanbul'daki komşumdan tüm duvar yıkma, onu bunu çakma faaliyetlerini ben burdayken bitirmesini, tamamen bitirmesini
rica etsem. Yazlıktan dönünce bir hafta uyumak istiyorum, desem."
Bakın, demiş de bulundum.
Eliniz e-postaya değmişken Mehmet Y. Yılmaz'a bana tatil vermesini söyleyiverseniz. Biliyorsunuz, çok e-postacı bir adam.
Maçta ya da yürüyüşte ya da toplantıda değilse, internetinin başında. İskambil falına filan bakıyor.
Çok çok bağlı bilgisayarına.
Yine kâğıt yoktu. Onca alışveriş yaptım dün bütün gün, iki hipermarket bir pazar yeri tavaf ettim, dosya kâğıdı girememiş işte yok yoklar listesine.
Ev kadınlığı çok parçalı bir bulmaca yapmaya benziyor. Tam tüm parçaları bir araya getirdiniz, bir bakıyorsunuz, a! parçalardan dördü yenmiş, ikisi unutulmuş, biri kırılmış, biri de plajdan gelmiş HANİ BANA? demiş.
HANİ BANA? HANİ BANA? HANİ BANA? (Yorgunluktan, bu süper manalı kalimeyi elli iki kez yazamadan, bitiriyorum.)


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.