Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
13 Temmuz 2000

Doğamıza aykırı yasaklar

talkan@media.ankara.edu.tr
Uzun süre Suudi Arabistan'da kalan bir tanıdığım anlatmıştı: "Bir apartmanda oturuyordum. Bizim katta birkaç daire vardı. Bir gün kapı çalındı, baktım karşı dairede oturan kadın kapımızın önünde. O Türkçe bilmez ben Arapça bilmem ne için geldi, tuz mu isteyecek diye merak ederken birden çarşafının önünü açtı. Aman Allah'ım, kadın çırılçıplak. İçeri girmeye kalkışınca korkuyla 'Hayır, hayır,' diye bağırıp almadım. Biliyorsun, orada bu işin sonunda celladın kılıcı var!"
Tabii bu öyküden herkes kendi meşrebine göre bir sonuç çıkarabilir. Bazıları, "Bakın," diyecektir, "şeriat yasalarının üstünlüğünü
görüyor musunuz? İşin ucunda ölüm olmasa, orada bir zina fiili işlenecekti."
Belki.
Ama bir başka görüş de şudur elbette: "Arkadaş, önemli olan fiilin işlenmesi değil, niyetin varlığıdır. Hazreti İsa değil miydi, 'Bir kadınla zina etmeyi aklından geçiren, aslında zaten zina etmiş sayılır,' diyen. O adamı korku durdurdu belki, ama kadını durdurmak için korku da yeterli değildi. Korkan erkek de, korkmasına gerek olmayan elverişli bir ortamda o kadınla sevişmekte bir sakınca görmeyecektir. O halde, insanların yüreğine bu kadar korku salmanın ne gereği var? Kadını ölüm bile korkutamadı, ama eğer kocası ona sevgi gösterseydi, belki de sevgi korkudan daha etkili olabilir, kadının bir başkasına yönelmesini engellerdi. Sevgi ve ilgi, korkudan çok daha engelleyici olabilir."
Yasakları koyarken insan doğasını göz ardı etmenin bir yararı olmaz sanıyorum. İran'daki gelişmelere bakın. Kara çarşafın ('çadur'un) yerini gittikçe başörtüsü alıyor. Kadınların başörtüsü veya türban takmalarında doğal olmayan bir şey yok. Hatta pek çoğuna başörtüsü yakışıyor da.
Ama kara çarşaf giyip yüzlerini de örten, gözünü bile göstermeyen kadınlar hep bir garibime gitmiştir. Bu işte doğal olmayan bir yan var gibime gelir hep. Bir insan (kadın, erkek veya çocuk) neden ayıp bir şey yapmış, utanılacak bir suç işlemiş gibi bütün vücudunu ve yüzünü saklasın?
Özellikle kadınların güzel giyinmeye özen gösterdiğini hepimiz biliriz. Güzelliği seven kadın, neden kara bir çarşafa bürünsün?
Nitekim kara çarşafın altında bu kadınların çoğunun güzel giysiler giydiğini biliyoruz. Yurtdışına çıkışlarında ilk yaptıkları iş de uçakta tuvalete girip kara çarşafı değiştirmek oluyor. Çarşafın altından genellikle son moda giysiler çıkıyor.
Öte yandan İranlı kadınlar artık yurtdışına gittiklerinde kara çarşafı çıkarma gereğini duymuyorlar: Çünkü manto ve başörtüsü ile çıkış yapabiliyorlar. Manto ve başörtüsüyle de yeteri kadar alımlı gözüktükten sonra bu zahmete girmeye gerek görmüyorlar belli ki.
Sorun sadece giysi değil kuşkusuz: Bir de içki sorunu var. Şeriatla yönetilen ülkelerde içki yasak. Ama Arabistan'da hemen her evin bir içki imalathanesine dönüştüğü söyleniyor. Aile mahremiyetine verilen önem nedeniyle polis evlere kolay kolay giremiyor ve isteyen içkisini yapıp içiyor.
Bir de yurtdışına çıkınca kafayı çekenler var.
Sırf içki içmek için başka ülkelere gidenler oluyormuş. Geçenlerde İran'dan Türkiye'ye giriş yapan bir otobüs devrildi, 46 kişi yaralandı.
Nedeni, şoförün sınırı geçer geçmez içki şişesine sarılması. Yolcuların da çoğu sarhoştu. Kazada çevreye içki şişeleri savruldu.
Sonuçta herkes her istediğini yapsın demiyorum elbette. Toplum yaşamında bu mümkün değil.
Ama insan doğasını zorlayan yasaklar koyduğumuz zaman, bu yasakları uygulamada zorluklar olacağını da bilmeliyiz.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.