Neşe'nin neşeli sorunlarıNeşe Erberk mankenlerin aşk dedikodularından, dergilere seksi pozlar vermesinden ve 'lolita' tartışmasından şikâyetçi. Erberk, 'Gencecik kızları bir anda kadınsı havaya büründürüp öyle sunduğunuzda, ortaya yanlış bir tablo çıkıyor. Onları seksi mayolar, topuklu ayakkabılar, kadınsı saç ve makyajla podyumda yürütmek bence çok yanlış' diyor HIZIR TÜZEL
İSTANBUL Biz bu mankenlik müessesesini bir türlü benimseyemedik galiba. Önce erkek mankenlere homoseksüel yakıştırmasında bulunduk. Arkasından iç çamaşırı defilelerine çıkan, gazete ve dergilere çıplak resim veren mankenlere 'kötü kadın' yaftası yapıştırdık. Yanlış mı doğru mu bilinmez ama çoğu uyuşturucu kullanan, şan ve şöhrete kavuşmak için her şeyi yapan insanlar olarak düşündük hep mankenleri. Hepsi böyle değil elbette, kurunun yanında yaş da yanıyor ama müessesede bir sorun var gerçekten.
Bu meslek, giderek popülerleşmesine rağmen, bir sorunlar yumağı haline geldi. Buna karşın, sinema, dizi film, reklam, klip çekimlerinde filan oynamak, artist olmak için gecekondu mahallesinden tutun, yaşamını lüks villalarda sürdüren her kesimden insanın rüyası oldu mankenlik. Günümüzde pek çok manken bu alanlarda kendini ispatladı bile. Bir de ispatlayamayanlar var ki, daha çok onların çıplak resimlerini ve televolede haberlerini izleyip duruyoruz.
Türkiye'de bu alanda gerçekten profesyonelce çalışan az sayıda isimden biri Neşe Erberk. Bir yandan mankenlik yaparken bir yandan, Robert Kolej ve Boğaziçi Üniversitesi'ni bitirip kendi ajansını kurdu.
Açıkça söylemek gerekirse kendisini daha çok çocuk filmlerinde ve romanlarında sık rastladığımız bir karaktere benzetirdim. Hani yatılı kızlar okulundaki sert müdire hanım gibi. Ama Neşe Hanım'ın kepek sorunu filan yok. Dünyanın en rahat insanlarından biri. Neşeli, espritüel, yaşama hep olumlu açılardan yaklaşmaya çalışıyor. 'Kızlarım' dediği mankenlerini çok sevdiği her halinden belli. Onlara toz kondurmuyor ama kendine göre eleştirisini de yapıyor.Mankenlik müessesesini kabul edemedik galiba? Aslında, mankenler kadın olsun erkek olsun, fizikleri diğerlerinden daha güzel olduğu için, kimisi cazibeli oluyor sürekli dikkatler onların üzerinde olduğu için, toplum olarak sivri olan şeylere karşı bir kıskançlığımız nedeniyle hemen olumsuz bir takı takmamız gerekiyor. Niye sizce? Çünkü onlar ulaşılamaz, ulaşılamaz oldukları için de imrenilir. İmrenildiği için ya taklit edilir, ya da bunlar da hafif insanlar olarak nitelendirilir. Ve bunların kabullenilememiş olmaları normaldir. Mutlaka bu olumsuz bakan insanların kendi ailelerinde ya da çevrelerinde manken ya da mankenliğe aday insanlar var.
Bu konuda da çifte ahlak anlayışı hâkim galiba.
Artık mankenliğe ve fotomodelliğe ilgi daha fazla olmaya başladı. Bize her gün başvuru var. Bazen hiç olamayacak insanların bile talebiyle karşılaşıyoruz. Bir taraftan damga vuruyorlar bir taraftan da istiyorlar ki televizyonlarda, gazetelerde eş, dost ya da kendi çocuklarını görsünler.
Eskiden de erkek mankenlere kötü gözle bakılır, homoseksüel filan denirdi.
Evet, erkek mankene daha kötü gözle bakılıyordu. Şimdi bakıyorum ki manken olma talebi erkeklerden daha çok geliyor. İşin içinde televizyon dizileri ve sinema olduğu için belki de? Evet sinema, dizi, televizyon, klipler. Bakıyorlar ki erkeklerin daha fazla ek iş yapabilme şansı var. Bunu bir ek iş bir hobi olarak yapan da var. Maalesef bunu bir atlama taşı ve meşhur olmak için yapan da var. Benim gibi ajans sahiplerinin yapması gereken, içlerinden süzüp, bu mesleğe katkıda bulunacaklarına inandıklarımızı eğitip,
eğittikten sonra bu sektöre sokmak. Bir de bu meslekte yaşlar biraz küçüldü mü ne? Yaşlar küçüldü. 13-14 yaşında manken olma hevesiyle gelenler var
Bunlara da Lolita deniyor.
Özellikle Avrupa'da ve Amerika'da kesinlikle 13-14 yaş, mankenliğe başlama yaşı olarak kabul edilir. Çünkü bu yaşlar yapılanmaya çok daha uygun. Çünkü 21-22 yaşına gelince cilt çok fazla oynanmaya müsait olmayabiliyor. Biraz pürüzleniyor, çizgiler başlıyor. Moda sektörü özellikle fo-tomodellik konusunda yaş ne kadar küçülürse o kadar revaçta oluyor. Podyum mankenliğinde daha olgun, daha karakteristik yüz hatları gerekli oluyor. 30-35 yaşlarında bile podyum mankenliği yapılabilir. Reklam sektöründe 40-50-60 yaşına kadar da yapılabilir. Ama fotomodellik konusunda taze ciltler gerekli.
Taze ciltler ülkede bir Lolita meselesine neden oldu ama.
Yalnız orda bir yanlış kullanım ve yalnış bir ifade var. 13-14 yaş fotomodelliğe başlamak için oldukça uygun bir yaştır ama bizim toplumumuz her şeyin suyunu çıkarma konusunda çok üstün. O, teenage tabir ettiğimiz gencecik kızlarımızı, bir anda kadınsı havaya büründürüp, öyle sunduğunuzda yanlış bir tablo çıkıyor. Seksi mayolar, topuklu ayakkabılar ve kadınsı saç ve makyajla podyumda yürütmek bence çok yanlış. Sizce nasıl olmalı? Genç kızlara yönelik defileler de yapıyorum, orada amaç o saflığı, tazeliği vurgulamak. Anne-babalarla çok kavga etmişimdir niye ruj sürülür ki o küçücük kıza. Onun cildi zaten çok güzel. O yüzden onların saflığı, masumluğu vurgulanarak yarışmalar yapılır, ya da moda ve reklam sektörüne kazandırılırsa hiçbir yanlışlık yok. Mühim olan onları olmadıkları şekillerde göstermemek. Bu yanlışı yapan kimler? Organizatörler.
Televizyonda yayımlanan yarışmadan sonra RTÜK'ün kanal kapatmasına ne diyorsunuz?
Televizyonların kapatılması belki çok ağır bir hareket ama yarışmanın tarzına ben de karşıyım. O kızları kadınsı hale getirip, lanse etmek yanlış. Dolayısıyla toplumun reaksiyonuna ben de katılıyorum. Çünkü o küçük genç beyinlerin hevesleri de coşku-lu olabilir. Bu konuda hem ajans, hem de anne-baba sorumluluk yüklenmeli. Yönlendirmek şart. Bir tarafta keyif almalılar, ek bir para kazanmalılar, sosyalleşmeli, kendilerine güven kazanmalı, ortamı tanımalılar. Ayrıca onları birer çocuğum olarak gördüğüm için, bir anne olarak diyorum ki, bu işi yapsınlar ama geleceklerini düşünerek adım atsınlar.
Dışardan bakınca, yanlış anlamayın ama pek çok manken arkadaşın 'zengin bir koca' arayışı içinde olduğunu görüyoruz.
Var tabii böyleleri ama herkesi kendim gibi düşünüyorum. Okurken güzellik yarışmalarına katıldım. Mankenlik fotomodellik yaptım sonra da ajansımı kurdum. Neden diğerleri yapmasınlar. İlle ajans kursunlar demiyorum. Hem mankenlik yaparlar, hem fotomodellik yaparlar daha sonra da iş hayatına atılırlar. Genelde pek tercih edilmiyor galiba bunlar? Daha kolay yöntemler varken biraz çaba biraz azim, bazılarına zor geliyor. Mühim olan istemek. İstediğinizde yolun yarısına gelmiş oluyorsunuz. O kadar ümitsiz değil, yapanlar var. Gazetelerde mankenlerin aşk haberlerini filan okuyunca neler hissediyorsunuz? Üzülüyorum. Ben mankenlerimin gazetelerdeki haberlerinin başarılarıyla ilgili olmasını isterim. Diyelim bir mankenin sizi üzen haberleri yayınlanıyor, ne yapıyorsunuz cezai bir durum var mı? Tabii ki özel hayatları kendilerine, ama bu çok sansasyonel olursa o mankeni ajansa çağırıyorum ve önce bir onları dinliyorum. Yargısız infaza karşıyım. Sonra bir zaman veriyorum. Eğer bunlar devam ederse tepkimi göstermeye başlıyorum. Tepkilerim önce uyarı oluyor ardından ceza kesmeye doğru gidiyor. Eğer çizgimizin çok dışına çıkmış bir man-ken olursa ajanstan çıkarılıyor. Hiç çıkarılan oldu mu peki? 10-15 kişi çıkarıldı. Sadece gazete haberlerinden değil, iş disiplini konularında çok çıkarılma olmuştur.
Ya da iş ortamında müşteriye veya bana ters gelen davranışlarda bulunuyor, geç gidiyor ya da hiç gitmiyor. Özel hayatından dolayı işten çıkardığımı hatırlamıyorum. İş disiplinini aksattığından dolayı daha çok.
Peki hayat zor olmuyor mu, evde üç kız var işyerinde bir sürü?
Tabii ki kolay değil. Ama hiçbir meslek kolay değil. Mutlaka mücadele gerekiyor. Mutlaka disiplin ve kontrol gerekiyor. Keyifli yönleri olduğu için devam edebiliyor. Bu arada erkek mankenler daha uslu galiba? Erkeklerden daha az sorun çıkıyor. Erkekler bu kadar kolay meşhur olmadıkları için o kadar şaşırmıyorlar. Kızlara her zaman daha çok talep var. Kızlar hep daha çok iş yaparlar, erkekler daha az yapar. Erkek mankenler günden güne çoğaldığı için rekabet ortamı arttı. Daha fazla mücadele vermeleri gerekiyor. İşte onlar daha fazla mücadele etmek için çalıştıklarından şaşırmaya fırsat bulamıyorlar. Ama kızlar çok daha talep gördükleri için daha kolay havaya giriyorlar.
Ben bir de hakkında çok yazı-lıp çizilenlerin, çıplak resim çektirenlerin akıbetini merak ederim. Sanıldığı gibi kötü yola mı düşer bu çapkın mankenler?
Düşmediklerini ummak isterim. Deniz Akkaya'dan örnekler vereyim. Deniz son derece profesyonel bir kadın ve aynı zamanda da fotomodel.
Açıkcası kötü yola düşmesi için hiçbir sebebi yok. Çünkü çok varlıklı bir aileden geliyor, kültürlü bir kızımız. Mankenlikten çok iyi para kazanıyor. Hiçbir ihtiyacı yok. Belki bizim bilmediğimiz ihtiyaçları vardır? Ben de bu konuda uyarıyorum mankenlerimi. Her şeyi yapabilirsiniz ama basının olduğu yerde olmak zorunda değilsiniz diyorum. Eğer basında görünmek istiyorsan, oralara gidersin. Ben mesala hiç basında çıkmıyordum. Çünkü basının nerde olduğunu biliyordum ve oraya gitmiyordum.
O genç kız yaşayacak. Belki beyaz atlı prensini bekleyecek. Bunlar basına yansımamalı orada biraz hatalı.
Ama basının olmadığı yere katiyen gitmeyen de kendileri.
Ben bir tek burda hatalı buluyorum, çünkü istenirse çok iyi kontrol edilebilir. İnşallah bunlar da geçecek diyorum. Delikanlılık var. Adı üstünde kıpır kıpırlar. Bir süre sonra bu
da geçecek. Benim arzum Deniz'in Amerika'da mankenlik yapması. Buradan uzaklaşıp biraz orada çalışmalı. Çünkü çok başarılı.
Star mankenler gibi olmak isteyen mankenlere ne diyorsunuz?
Maalesef bazı mankenler 'biz de açılıp saçılmalı mıyız?' diye düşünüyor... İşte ben bunu sevmiyorum. Bana bunu soran birkaç mankenim oldu, ben bunun acısını çekiyorum. Çünkü 'fiziğimiz yerinde, yeteneğimiz de var ama onlar gibi meşhur değiliz, çünkü onlar gibi poz vermiyoruz' diyorlar.
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.
|