Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
23 Temmuz 2000

Plan gerekiyor mu?

Her ne kadar fazla ilgi uyandırmıyorsa da, bu hafta yine Beş Yıllık Kalkınma Planı'nı konu yapmak istiyorum. Sekizinci Beş Yıllık Plan, Devlet Planlama Teşkilatı'nda bir dolu kaynak kullanılarak hazırlandı. Jet hızıyla da olsa Bakanlar Kurulu ve Meclis'ten geçti. 5 Temmuz tarihinde de Resmi Gazete'de yayımlandı. Ancak, plan kamuoyunda herhangi bir hükümet kararı veya borsadaki haftalık hareketler kadar bile yankı bulmadı. Bir anlamda yeni kabul edilen plan, fazlaca ciddiye alınmadı.
Oysa, eski günleri yaşayanlar hatırlayacaktır. 1960'larda kalkınma planları büyük ilgi odağı olurdu. Yüksek Planlama Kurulu ve Bakanlar Kurulu'nda tartışması haftalar alırdı. İlk yıllarda, Başbakan İsmet İnönü ilerleyen yaşına rağmen her gün saatlerce süren toplantılara dikkatini hiç dağıtmadan nezaret ederdi. Aynı şekilde, her üç ayda bir plan ve program uygulaması hükümet tarafından didik didik edilirdi.
O tarihlerde plana büyük ümitler bağlanmıştı. Ekonomik ve sosyal kalkınmanın ancak plan uygulaması ile gerçekleşebileceği beklentisi yaygındı. Zamanla değişen iktidarlarla birlikte bu inanç eksildi. Buna rağmen, değişik nedenlerle de olsa, bir süre daha plan önemsenmeye devam edildi.
Kuşkusuz, 2000'li yıllarda pek çok şey 1960'lardan, hatta 1970'lerden farklı. Geçen sürede dünyada büyük değişmeler oldu. Daha da önemlisi Türkiye çok değişti. Ekonomi daha önce hayal bile edilemeyecek ölçüde dışa açıldı. Piyasa sistemi birçok kurumlarıyla eskisine oranla çok daha yaygın işler hale geldi. İşletmeci olarak devletin rolü azaldı ve azalmaya devam ediyor.
O nedenle bugünün Türkiye'sinde kırk yıl öncesinin planlama kavram ve uygulamasının geçerli olduğunu düşünmek doğru olmaz. Ancak bu gerçek, plan adı altında ortaya konan belgelerin kırk yıl öncesinin sulandırılmış bir kopyası olmasının mazereti olmamalı. Bu açıdan bakıldığında, Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planı'nı başarılı bir uygulama olarak saymak mümkün değildir.
Oysa, bugün yaşadığımız ortamda en azından iki alanda devletin planlı hareket etmesi zorunluğu bulunuyor. Bunlardan birisi orta dönem için devletin finansal plan yapma gereği. Orta ve uzun dönemde fiyat istikrarının devam ettirilmesi için devletin ileriye dönük gelir ve giderlerini dengelemesi gerekir. Son yıllarda yaşadığımız enflasyon olayında giderek artan kamu kesimi açıkları en büyük rolü oynadı. Gelecekte bunun tekrar yaşanmaması için, yıllık bütçenin ötesinde, gelir ve giderlerin en azından üç yıllık bir dönem için planlanması yerinde olur. Böyle yapılacak olursa, gerektiği taktirde ek gelir tedbirlerinin, yumurta kapının ağzına geldiği zaman değil, fakat önceden ayrıntılı bir değerlendirme yapılarak alınması mümkün olur.
Böyle bir gereksinim ortada iken, Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planı'nın belki de en zayıf bölümü kamu maliyesi ile ilgili olanı. Plan hangi varsayımlarla yapıldığı ve hangi gerekçelere dayandırıldığı açıklanmadan, kamu finansmanı için genel nitelikteki projeksiyonlardan ötede fazla bir şey içermemektedir.
Kamu kesimi için planlama eksikliği duyulan ikinci husus ekonomik ve sosyal alanlar için yatırım planlamasıdır. Yine uzun bir süreden bu yana böyle bir plana uyulmadığı için devletin temel görevleri arasında olması gereken altyapı yatırımları ciddi bir şekilde aksamıştır. Başta enerji kesimi olmak üzere bugün ülkede bu eksikliğin sıkıntısı yaşanmaktadır. Böyle bir plan beş yıllık bir dönem için de olabilir, üç yıllık bir dönem için de. Önemli olan hangi alanlarda ek yatırıma gereksinim duyulduğu, bunun hangi projelerle gerçekleştirileceği ve finansmanının hangi yöntemle (özel sektör dahil) sağlanacağının bir plan çerçevesi içinde saptanmış olmasıdır.
Sekizinci plan 'milli kültürü özümsemiş nesiller yetiştirileceğini', ya da 'sivil toplum örgütlerinin demokratik, şeffaf ve sorumlu bir çerçevede faaliyetlerini sürdürmelerinin sağlanacağını' vaat ediyor, ama yukarıda söylediğim önemli iki konuda büyük ölçüde sessiz kalmayı tercih ediyor.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.