![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
Troya Müzesi ne zaman? Troya, müzesini bekliyor. İnsanlık tarihinin belki de en önemli arkeolojik kalıntılarının bulunduğu Troya yıllardır müzesini bekliyor. Daha ne kadar bekleyecek? Çanakkale'nin sınırları içindeki Troya bölgesi uzun gecikmeler ve önemli kayıplardan sonra 'milli park' ilan edildi. Troya kentinin hemen yanında bir müze yapılmasına karar verildi. Arsa bulunup kamulaştırıldı, çevresine tel çekildi. Ama burada yıllardır en ufak bir hareket göze çarpmıyor. Kültür bakanları müzenin bir an önce yapılacağına dair sözler verdiler. Süleyman Demirel Cumhurbaşkanı olarak buraya geldi, dostu İbrahim Bodur'a "Buraya bir müze lazım," dedi. Çanakkale'nin tanınmış işadamı Bodur, Cumhurbaşkanı'nın ne demek istediğini anlamışcasına baş salladı. Ama değişen bir şey olmadı. Müze alanı hâlâ bomboş bekliyor. Bu müzeyi geciktirmek demek, tarihe ve kültüre saygısızlık demek. Ayrıca israf demek: Uzmanlar buraya çağdaş ölçülerde doğru dürüst bir müze yapılırsa, şimdi yılda 150-200 bin dolayında dolaşan ziyaretçi sayısının 500 bine fırlayacağını söylüyorlar. Ciddi ekonomik sıkıntıları olan Çanakkale için tılsım değnek gibi bir şey bu. Troya, Batı uygarlığının kâbelerinden biri sayılıyor. Homeros'un Troya Savaşı'nı anlatan İlyada'sı Batı edebiyatının ilk (ve en büyük) anıtı. Troya efsaneleri hala Batı kültürünün vazgeçilmez motifleri arasında yer almakta. İlk kez 1871 yılında kazılan Troya'dan çıkartılan paha biçilmez eserler dünyanın dört bir yanında 40 müze ve koleksiyona dağılmış durumda. Bu parçalardan en önemli bir öbek Moskova'nın Puşkin Müzesi'nde sergilenen Troya Hazinesi. Dünyanın diğer büyük müzelerinde de bu eşsiz tarihsel kalıntıdan parçalar var. Üstelik, sergilenebilecek şeylerin sayısı her yıl artıyor. 1988 yılından beri Almanya'nın Tübingen Üniversitesi profesörlerinden Manfred Korfmann'ın yönetiminde yapılan kazılar yepyeni buluntuları ortaya çıkarmakta. Geçenlerde Troya'yı bir kez daha ziyaret ettim. Profesör Korfmann yönetiminde çalışan 60 küsur arkeolog ve uzmanın bir laboratuvar atmosferi içinde yaptıkları çalışmaların kapsamına ve ciddiyetine hayran oldum. 'Manyetik görüntüleme'den en son jeofizik tekniklerine kadar tüm bilimsel becerilerden yararlanılarak tarihin derinliklerinde saklı duran bilmeceler bir bir çözülüyordu. Dokuz kentin üst üste kurulduğu bu nokta artık Troya Savaşı'nın esrarını çözmek için değil, insanlık kültürünün uzun geçmişini araştırmak için kazılıyor, inceleniyor, çözümleniyor, didikleniyordu. Daha önce de yazdım: Prof. Korfmann'ın bulguları Homeros'un anlattığı Troyalıların aslında Hititlere akraba bir Anadolu kavmi olduğunu ortaya koymuştu. Troya, uzaktan gelenlerin saldırısına uğramış bir Anadolu kentiydi. Onun öyküsünü anlatan büyük ozan Homeros da Anadoluluydu. Ben, görkemli Troya Müzesi'nin açılışı için 2002 yılının ilkbaharını öneriyorum. Çünkü dünyanın çeşitli yerlerinden toplanan Troya objeleri 2001 yılında ve 2002'nin başında üç Alman kentinde sergilenecek. Stuttgart, Braunschweig ve Bonn'daki sergilerden sonra tüm bunlar niçin yeni Troya Müzesi'ne gelmesin? Ve hatta, Moskova'daki ünlü Troya Hazinesi de niçin çıkarıldığı yerin 100 metre ilerisinde sergilenmesin? Böyle bir olayın dünyadaki yansımalarını düşünün! Troya Milli Parkı'na mutlaka çeki düzen verilmesi, Troya Müzesi'nin mutlaka kurulması gerekiyor. Bilimsel altyapı hazır. Para da hemen bulunabilir. Haydi Kültür Bakanlığı, haydi Türkiye!
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||