![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
Ohri izlenimleri Cenevre'den ayağının tozuyla Makedonya'nın Ohri şehrine giden bir gazetecinin izlenimleri hayli karmaşık. Öncelikle, Kıbrıs meselesinde başrolü yıllardır kimseye kaptırmayan ve kaptırmaya da niyetli görünmeyen Rauf Denktaş ile Glafkos Klerides arasında Cenevre'deki dolaylı müzakerelerden sonra, Ohri'de İsmail Cem-Yorgos Papandreu görüşmesini izlemişse, önce mutlaka derin bir oh çekiyor. Kaybetmek üzere olduğu umudunu yeniden kazanıyor.Pembe alabalıkları ile ünlü Ohri Gölü'nün kıyısında Tito döneminden kalan Metropol Oteli'nin terasında bir köşeye çekilerek yarım saat rahatça sohbet eden iki dışişleri bakanını 15 metre mesafeden izleyen gazeteci, neler konuştuklarını duyamamanın ızdırabını çekiyor. Yanı başında duruyorlar, belli ki her şeyi konuşuyorlar ve o duyamıyor. Yüz ifadelerinden bir şeyler çıkarmaya çalışıyor garip. Ohri'de kolay kolay göremediği kadar güzel kadınlara rastlıyor sonra. Küçük bez parçaları ile örtülmüş genç ve zalim bedenlere. Yanlarında yürüyen çirkin ve soğuk erkeklerle uyumsuz yaratıklara. Bunun dışında Balkanlar'ın ızdıraplarından nasibini alıyor gazeteci. Sözgelimi, Yunanistan - Makedonya sınırındaki Mecitlia geçiş kapısında kendisine "Sen geç, kameraman geçsin, araba geçsin, kamera burada kalacak" deniyor. Neden diye sorduğunda Slav dilinde yazılmış bir kağıt gösteriliyor. Türkiye'nin Üsküp Büyükelçiliği'nin yardımı ile bu 'sorun' geçiştirilirken, bir kamyon şoförü hudut kapısındaki külübede bekleyen polis memuruna bir paket sigara bırakıp geçiyor. Ohri sınırdan bir buçuk saat mesafede. Ulaşmak için tanrının ivedi yardımlarına ihtiyaç var. Göle varıldığında manzara gerçekten muhteşem. Yeşil ile su yan yana. Ama neye yarar.. Kapısında beş yıldız yazan ve hesabı öderken iki tek kişilik oda fiyatının, çift kişilik bir oda fiyatıyla aynı olduğunu öğrenen gazeteci, filtreden geçirilmemiş filtreli kahve içmeye de, 'in' diye geçinen mekânlarda ucuz ama çok kötü yemekler yemeye de katlanıyor. Banka bulamıyor, dolar bozdururken karşısındakinin insafına sığınıyor. Makedonya'nın en 'turistik' şehrinde zevksiz vitrinleri seyrediyor. Fakirlik, çaresizlik buram buram kokuyor. Yapabilecekleri en namuslu işin hangisi olabileceği konusunda derin görüş ayrılığı bulunmadığını sandığı karanlık yüzlerin kullandığı Jaguar'lar, Porsche'ler geçiyor bir ara yanından. Daha 10 yıllık bir devlet ama söylemekle de devlet olunmaz. Makedonya'nın yolu daha çok uzun ve yokuş diye düşünüyor. Pahalı giyiniyor Yanlış yaptılar mutlaka
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||