Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
8 Ağustos 2000

Emekliliği sevemedi

Yıllarca terzilik ve şoförlük yaptıktan sonra cankurtaranlığa soyunan 79 yaşındaki Enis Yılmaz, onlarca insanın 'hayattan erken emekli olmasını' engellemiş
Haber ResmiMELİKE BOZOK
İSTANBUL - Başındaki beyaz kasketi, deniz tuzuyla dalga dalga olmuş şortu, güneşten iyice kararmış teniyle Büyükçekmece sahilinin 'cankurtaran amcası' o. 79 yıl yaşamanın hiç eskitemediği heyecanı gözlerinden yansıyor. 1921 yılında Tunceli Pertek'te doğmuş Enis Yılmaz. Yüzmeyi henüz küçücük bir çocukken Harçik Suyu'nda öğrenmiş. Parasızlıktan ancak ortaokula kadar okuyabilmiş ama kendi kendini yetiştirmiş, "Hayat üniversitesinden mezun olmaya çalışıyorum" diyor gözlerinin içi gülerek.

İnönü'nün terzisi
1938 yılında bakmış Tunceli'de ekmek yok, Mersin'e gelmiş ve burada üç yıl terzi kalfalığı yapmış. Mersin'den sonra ver elini İstanbul. Kısa zamanda geliştirmiş sanatını, öyle ki İsmet İnönü'ye bile pantolon dikmiş. Askerden sonra, "Bir türlü ısınamadım" dediği terziliği bırakıp taksi şoförlüğüne başlamış. 23 yılı havaalanında olmak üzere tam 45 yıl taksicilik yapmış. "Allah canımı alacaksa direksiyonda alsın" diyecek kadar çok seviyor şoförlüğü.
Müzeyyen Senar'dan Çetin Altan'a kadar birçok ünlüyü konuk etmiş taksisinde. Şoförlük yaptığı yıllar boyunca Rumca ve İngilizce öğrenmiş. Hâlâ da fırsat buldukça yeni kelimeler öğrenmeye gayret ediyor. "Taksi şoförünün kılığı kıyafeti düzgün olmalı, çat pat da olsa derdini anlatacak kadar İngilizce konuşabilmeli" diyor Yılmaz.

Her sabah koşu
1990'da taksiciliği bırakıyor ama yaşıtları gibi emekli olup köşesine çekilmiyor. Büyükçekmece sahilinde bir ev alıyor ve yeni bir hayata başlıyor. Yılmaz.
Her sabah erkenden kalkıyor. 79 koskoca yılı devirmesine rağmen her sabah iki kilometre koşmak, onun için yüzünü yıkamak, dişini fırçalamak kadar vazgeçilmez bir günlük alışkanlık. İhtiyar delikanlı daha sonra idaresini üstlendiği büfeyi açıyor, oradaki işlerini düzenledikten sonra dürbününü alıp, teknesine çıkıyor. Hem yüreğindeki insan sevgisinden hem de denize sevdasından dolayı sahilin cankurtaranı ilan etmiş kendisini. Şimdiye kadar onlarca canı kurtarmış boğulmaktan.
Koşup da kurtaramadığı hiç olmamış. "Bir canı kurtarmak milyonlara bedel" deyip, yaptığının karşılığında belediyeden bir ücret beklemeyecek kadar da çok seviyor işini. Yerleştiğinden beri Büyükçekmece sahilinin çok değiştiğini, belediyenin hizmetlerinin çok iyi olduğunu belirtiyor ve ekliyor: "Allah benim ömrümden alıp, belediye başkanına versin."

'Bakarak' öğrenmiş
İlk yardımı yıllar önce sahilde boğulma tehlikesi geçiren birine müdahale eden genç bir doktoru dikkatle izleyerek öğrenen ihtiyar delikanlı "Zaten sahilde sürekli olarak bir ambulans bekletiliyor, önemli olan denizden çekebilmek, çektikten sonra kurtaramadığım hiç olmadı" diyor.
Hem halktan hem sahilde çalışanlardan büyük destek gördüğünü belirten Enis Yılmaz'ın en büyük yardımcısı da sahilde kanoculuk yapan Osman Bekâr. Bekâr, "Enis Amca'nın yetişemediği yerde ben varım. Bir canı kurtardıktan sonra kendini dünyanın kralı gibi hissediyorsun" diyor.
Geçenlerde 17 yaşında bir genç kızı kurtarmış Yılmaz. Kız iyileştikten sonra anne babasıyla beraber onu ziyarete gitmiş, elini öpmüş. "Bakın dünyada bundan daha büyük mutluluk olamaz" diyor gözleri buğulanarak. "Ama bazısını da zorla ölümün elinden çekip alıyorsun, bir teşekkürü bile çok görüyor" diyerek sitem etmekten da kendini alamıyor.
Eski terzi, taksi şoförü, yeni cankurtaran Enis Yılmaz'ın merakları bununla da sınırlı kalmamış. Gençliğinde dört yıl boyunca güreşen Yılmaz'ın hayatında sporun da önemli bir yeri var. Hâlâ bu kadar dinç ve güçlü olabilmesini de buna bağlamak mümkün. Ama geçmişte uğradığı ve bugün anlatmak istemediği bir haksızlıktan dolayı minderlere küsmüş.

Bir cankurtarandan öğütler
Bol bol kitap okuduğunu, en çok Kerime Nadir, Esat Mahmut ve Dale Carnegie'yi sevdiğini söyleyen Yılmaz'a göre 'mebuslarımız particilik yapmadan bir sene çalışsalar memlekette problem kalmaz'. Yıllardır süren mutlu bir evliliği olan Yılmaz'ın genç çiftlere bir tavsiyesi var: "Sakın akşam yemeğinden önce kavga etmeyin. Her evde kavga olur ama unutmayın bütün gün o öğünü kazanmak için çalışıyorsunuz. Yemeğinizi yiyin, kahvenizi için, kavga edecekseniz ondan sonra edin!"
En çok kıyıya çıkarılan insanın etrafında halka olunmasından rahat-sız olan Yılmaz'ın halka öğüdü ise şu: Adama nefes alacak yer bırakın.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.