![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
Yapıcı öneriler Konusunu iyi bilen köşe yazarının ödevi, etrafındaki eksik veya yanlış uygulamaları gözler önüne sermesi kadar, bunların düzeltilmesi için yapılması gerekenleri de dile getirmektir. Benim bildiğim sahalar olan atletizm ve olimpiyadlar konularında, önerilerimi dikkate alarak - elektronik aletler bakımından hala bir karar alınmaması hariç - Bakan Ünlü, Gençlik ve Spor Genel Müdür ve yardımcılarının attıkları olumlu adımlar için onlara teşekkür ediyorum.Atletizm denince, bu sporun Türkiye'deki bugünkü halini, hepimiz gibi ben de hiç beğenmiyor ve bunun düzeltilmesi için bazı önerilerimi açıklamak istiyorum. Diğer federasyonları bilemem. Ama atletizmde bir gelişmenin gerçekleşmesi için 2012'ye kadar sürecek bir programın uygulanmasını öneriyorum. Günümüzden 2012'ye kadar olan süre içinde üç tane olimpiyad, üç tane Avrupa ve altı tane de dünya şampiyonası yapılacak. Biz de bu organizasyonlara, barajı geçen atletlerimizi götüreceğiz ama hepsinden de elimiz boş döneceğiz. Atletizmde şampiyon yetiştirmek yılların işi. Bu nedenle, yapılması gerekenleri, detaylara kaçmadan sıralamak istiyorum. Atlet sorunu: Doğu, coğrafi olgusu ve iklimi nedeniyle, uzun mesafe koşucularının kaynaştığı bir yöredir. Buradaki atletler, çalıştırıcıların bilgisizliği nedeniyle, genç yaşta başarılı olmalarına rağmen, kısa sürede ortadan silinmektedir. Türk insanı, morfolojik yapısı ile kuvvet sporlarına daha yatkındır. Bizden iyi atıcıların çıkması gerekir. Ege ise, sürat ve engelli koşular ile atlamalarda şampiyonların çıkabileceği bir yöredir. Antrenör sorunu: Eski Doğu Blok ülkelerinden kendini ispatlamış antrenörler getirip, onlarla beraber yapılacak programları uygulama yoluna gitmeliyiz. Yeni antrenörler yetiştirmeliyiz. Tesis sorunu: Şalvarlı ev hanımlarının veya aylakların, Burhan Felek'teki tartanda 'toplum için spor' yapılıyor diyerek, yürümelerine dahi izin verilmemelidir. Kapalı saha diye adı geçen Fenerbahçe ve İzmir'deki Atatürk Stadı tribün altlarının Türk spor teşkilatı için bir yüz karası olduğu kabul edilmeli ve hemen ufak da olsa, tartanlı kapalı sahalar yapılmalıdır. İstanbul, Ankara ve İzmir, tüm yörelerden gelen ve spor yapmak için can atan gençlerle dolup taşmaktadır. Bunların atletizm sahalarına çekilmesi,okullardaki beden eğitimi öğretmenlerine sağlanacak ek ödemelerle gerçekleşebilir. Yarışma sorunu: Her yıl içeride olduğu kadar dış ülkelerde de çok sayıda yarışmaya katılınması prensibini koymak ve uygulamak gerekli. Cezayir ve Fas gibi, bundan kısa bir süre önceye kadar atletizmde adını duyuramamış ülkelerin bugünkü başarılarının ardında kabiliyetli atletlerin bulunması, bunlara gerçekten kaliteli idmanlar yaptırılması ve çok sayıda yarışmaya katılmaları olgusu yatmaktadır. Şunu açıkça ifade etmek isterim ki, haftanın beş günü, günün en azından beş saatini kaliteli idman için ayıramayan ve bu idmanı verecek antrenörü bulamayan Türk atleti, 2012 yılında da gene hep arkalardan gelecektir. Eğer 2012 yılında da yerimizde sayacak ve bir adım dahi atamamış olacaksak, o zaman gelin hepimiz futbolsever olalım, stadları dolduralım, takımlarımız galip geldiğinde futbolcularımızı omuzlayıp, yenilince de, ana avrat söverek, onları sopayla kovalayalım. Diğer sporlarda ise işini gücünü ihmal edip, sporcularının peşinde koşan federasyon başkanlarının gayreti sayesinde, yabancı rakipleri ile dişe diş yarışan bir avuç Türk genci, uluslararası alanda Türkiye'yi temsil etsin. Biz aslında futbolcuyuz, futbolcu... Gazetelerin spor sayfalarına, TV'lerin spor saatlerine bakın. Spor diye karşımızda futboldan başka ne var ki?
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||