Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
8 Ağustos 2000

Hayır, gazetecilik bu değil!

hdevrim@hurriyet.com.tr
Ben Fatih Terim'i, pek başarılı bir futbol hocası olmaktan önce ve daha çok, mükemmel bir koca ve baba, aile inancı güçlü bir erkek olarak beğeniyorum. Yazdım bunu.
Bir gazetenin birinci sayfasında "Candan Erçetin, Fatih Terim'le birlikte mi?" başlığını görünce, bu yüzden çok hayret ettim (Sabah, 6 ağustos). Bir o kadar da meraklandım. Sualler devam ediyordu:

   - Peşinden İtalya'ya gitti mi?

   - Yedi aydır beraberler mi?
İçeride 10 sual daha, haberi yazanın bu ilişkiden emin olduğunu gösterecek cinsten... Muhatap reddediyor, ama Ruhat Mengi ısrarlı; soruyor da, soruyor:

   - Yılbaşından beri birlikte olduğunuz konuşuluyormuş. "Herkes biliyor, beraberler" deniyor. (Sual değil, hüküm fıkrası.)

   - Sabah'ın gecesinde o da (Fatih Terim) hemen sahnenin önünde oturuyordu. (Bir tespit.)

   - Size çok hayran olduğu, eşiyle bu yüzden aralarının pek iyi olmadığı da söylentiler arasında. (Tanıkların ifadesi.)
ĞArkasından İtalya'ya gitmişsiniz, diyorlar. (Bir iddia daha.)

   - Siz de Galatasaraylısınız değil mi? (Bakındı hele!)

   - Yani birkaç kez karşılaşma dışında hiç ikili bir görüşme olmadı mı? (İfade pekiştiriliyor.)
Ve son sual:

   - Söylenti nereden çıkmış olabilir peki? (Mülakatı yapanın bilmesi gerekmez miydi?)
Bir gerçeği (!) açıklayan haber burada bitti sanmıştım. Devamı varmış, ertesi gün okudum. Bu defa derli toplu bir mülakat. Bir yerinde şu konuşma:
ĞBüyük aşklar yaşadın mı?

   - Çok aşık oldum dediğim ilişkilerim oldu. Bugüne kadar galiba üç ilişki... Ama aşk budur dediğim ilişki, son ilişkim.
ĞHangisi o?
ĞNeredeyse beş yıldır birlikte olduğum kişi. Magazin basınında üç defa filan "ayrıldı" diye yazıldı. Hakan Karahan'la beraberim. Çok yakışıklı ve hoş bir insan (Sabah, 7 ağustos).
Hoppala! Ee dünkü o sualler neydi? Bu defa mülakatçı işi, "Erçetin'le yaptığım röportajın, Fatih Terim'le birlikte olduğu söylentilerini cevapladığı bölümünü dün okudunuz" gibi bir cümleyle geçiştirmiş.
Biz okuduk okumasına... Ama eşi Fulya Terim ile kızları Merve ve Buse de okumamışlar mıdır? Söylentinin öbür kahramanı Fatih Terim'e sordunuz da o cevap vermedi mi? Yoksa bütün bunları ona sormadan mı yazdınız?
Neresinden baksan, hayır hayır, benim aklım almaz bunu!

Dil Yâresi
l Yener Süsoy, ünlü Yunanlı şarkıcı Haris Alexiou ile konuştu (Hürriyet, 4 ağustos). Bunu daha önce bir vesileyle konuşmuş ve aramızda anlaşmıştık sanırım; herkesi kastederek söylüyorum... Harris Aleksiu diye -yani okunduğu gibi- yazacaktık (Radikal, 11 kasım 99) Yazdık da... Aleksiu geçen hafta Türkiye'ye geldi. Adının çeşitlemelerini görünce, eminim o da şaşıp kalmıştır.

  • Funda Özkan, "Mahfi Eğilmez'in anlattığı bürokrasi hatıratları"ndan söz etti (Radikal, 4 ağustos). Ben pek sevmem,
ama isterse ÇanılarÈ desin, kulağa ÇhatıratlarÈdan daha iyi geliyor. (Hatırat zaten "hatıra"nın çoğulu olduğu için.)

Demek 2 milyon çocuk?
Merkez Valisi Recep Yazıcıoğlu'ndan "Doğrucu Davut" diye söz ediliyor. Bence o daha çok:

   - Selamünaleyküm Kör Kadı! diye karşılanması gereken, eşine rastlanmaz cinsten bir kamu görevlisidir. Kimsenin üzerine gitmeyişi, dürüstlüğüne duyulan saygının eseri olsa gerek.
Valilere, "Bakanları il sınırında, davul zurnayla karşılamaktan vazgeçin" diyen İçişleri Bakanı Tantan'dan sonra o da bir uyarıda bulundu geçenlerde:
ĞSakın ha! Yerinizden olursunuz!..
İstanbul Valisi Erol Çakır, depreme karşı alınan tedbirler hakkında Başbakan'a bilgi vermiş:

   - Afet radyosu kuruldu, 2 milyon öğrenciye bu radyoyu günde iki saat dinleme mecburiyeti getirildi, demiş (Radikal, 6 ağustos).
İlahi Vali Bey! "Getirildi" sözünün etkisi altında kaldığımdan mı nedir, haberi ciddîye alıp soruşturdum. İstanbul'da Afet Radyosunu dinleyen çocuğa rastlamadım.

Kazın ayağı...
Donatella Piatti her zaman ve her yerde İtalyan olmaktan mutluluk duymuş (Radikal, 28 temmuz). Hakkıdır, kim ne karışır!
Ama gün gelmiş Türkiye'de, Bulgar asıllı bir hemşire "Ben bir İtalyan'a iğne yapamam!" demiş. Derken bir gazete Donatella Piatti ÇTürkler baştan sona haklılar...È dedi diye, onun söylemediği sözlerden oluşan bir mülakat yayımlamış. Ve çevresindeki insanların ona muamelesi de o gün değişmiş. Durum düzelmiş.
Yersiz ve ölçüsüz tepkileri ayıplamamak ve bunlara maruz kalan Radikal yazarından -hatayı işleyenler adına- özür dilememek olmaz. Şikâyetinde haklıdır. İtalya'da Öcalan'la ilgili olup bitenden onu sorumlu tutmak elbette yanlış bir değerlendirmedir.
Piatti'nin vardığı şu hükmün de yanlış olması gibi:
"İtalyanların, Bay Öcalan'ı Noel dönemine ait lüzumsuz bir iyi niyetlilikle Roma'da misafir etmeye karar verdikleri o uğursuz gün.."
Donatella Hanım'a şu kadarını söylemeden edemeyeceğim:

   - İyi niyet kelimesinin yanlış yerde kullanılışına dair bundan daha açık bir örnek hatırlamıyorum.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.